Kur'ani Hayat Dergisi / Mart-Nisan 2021 76.Sayı ve Çocuk Eki

45.00 38.00

(2738 kişi tarafından görüldü )

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla...

Kur’an’î Hayat ailesi olarak MART-NİSAN sayımızın kapak konusunu 'DİJİTAL DÖNÜŞÜM ÇAĞINDA İNSANIN VE DİNLERİN GELECEĞİ' olarak belirledik.

Geleceğimizi ve gelecekteki sosyal yaşamı şekillendirme üzerine kurulu olan dijital dönüşüm çağı diğer bütün sosyal yaşam formalarını tehdit ediyor mu? İnsanın ihtiyacı olan din, istek ve arzuların biteviye ve ölümsüz esasına dayanan üretim dünyasında ve bu dünyanın bir ürünü olan dijital dönüşümler arasında nerede durmaktadır? Sayısal algoritmalara göre yolunu belirleyen bir toplumun, binlerce yılı aşkın ve insani birikim içeren dini değer ve söylemlere istatistik gözüyle bakıp onları hayatın dışında tutması mümkün müdür? Tüm bu sorular çerçevesinde insanın ve dinlerin geleceğine dair senaryoların niceliksel bir okumaya mahkûm edilerek mekanikleştirilmesi ne kadar mümkün görünmektedir bilemiyoruz. Fakat şu bir gerçek ki, vicdan, değer gibi manevi pratiklerin kaybolmaya başlamasıyla bireysel ve toplumsal bilincin mekanikleşmesi de söz konusu senaryolar arasındadır. Kur’an’a göre değişim, gelişmenin garantisi değildir. Ancak her gelişim bir değişimin sonucudur. O halde ilahi hitaba muhatap olan aktif bir iradenin çağın gereklerine uygun bir din dili (restorasyonu) inşa etmesi mümkün müdür?

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla...

Kur’an’î Hayat ailesi olarak MART-NİSAN sayımızın kapak konusunu 'DİJİTAL DÖNÜŞÜM ÇAĞINDA İNSANIN VE DİNLERİN GELECEĞİ' olarak belirledik.

Geleceğimizi ve gelecekteki sosyal yaşamı şekillendirme üzerine kurulu olan dijital dönüşüm çağı diğer bütün sosyal yaşam formalarını tehdit ediyor mu? İnsanın ihtiyacı olan din, istek ve arzuların biteviye ve ölümsüz esasına dayanan üretim dünyasında ve bu dünyanın bir ürünü olan dijital dönüşümler arasında nerede durmaktadır? Sayısal algoritmalara göre yolunu belirleyen bir toplumun, binlerce yılı aşkın ve insani birikim içeren dini değer ve söylemlere istatistik gözüyle bakıp onları hayatın dışında tutması mümkün müdür? Tüm bu sorular çerçevesinde insanın ve dinlerin geleceğine dair senaryoların niceliksel bir okumaya mahkûm edilerek mekanikleştirilmesi ne kadar mümkün görünmektedir bilemiyoruz. Fakat şu bir gerçek ki, vicdan, değer gibi manevi pratiklerin kaybolmaya başlamasıyla bireysel ve toplumsal bilincin mekanikleşmesi de söz konusu senaryolar arasındadır. Kur’an’a göre değişim, gelişmenin garantisi değildir. Ancak her gelişim bir değişimin sonucudur. O halde ilahi hitaba muhatap olan aktif bir iradenin çağın gereklerine uygun bir din dili (restorasyonu) inşa etmesi mümkün müdür?