Kur'ani Hayat Dergisi / Eylül- Ekim 2020 73. Sayı ve Çocuk Eki

45.00 38.00

(1660 kişi tarafından görüldü )

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla...

Kur’an’î Hayat ailesi olarak EYLÜL-EKİM sayımızın kapak konusunu KUR’AN’IN KADIN ALGISINDAN KOPUŞ olarak belirledik.

İslam’ın öngördüğü kadın modeliyle geleneksel kadın modelini yan yana koyduğumuzda, arada derin bir uçurum olduğunu görmekteyiz. Kur’an, “kadınlar” anlamına gelen Nisa Suresi’nin ilk ayetinde, kadın  konusuna nereden bakmamız gerektiğinin koordinatlarını verir. Buna göre “kadın/ın problemi”, “insan/ın probleminden” ayrı değerlendirilemez. Onun için, Kur’an, söz konusu ayette kadınlığın ve erkekliğin köken birliğini dile getirerek “insanlık” ortak paydasına dikkat çeker. Bununla, kadını insandan, dolayısıyla erkekten bağımsız düşünmememizi ihsas eder. Buna göre, “kadın probleminden” söz edilen her yerde, aynı zamanda “erkek probleminden” de söz edilmiş olmaktadır.

Ancak indirgemeci modern çağ, kesintisiz ve biteviye akan coşkun bir nehre benzeyen insan hayatını, hem enine (“çocukluk-gençlik” gibi), hem de boyuna (“kadın-erkek” gibi) bölmüş, önce, hayatı parçalara ayırarak kategorize etmiş, sonra bu “parça”ları “bütün”den bağımsız ele alarak “mutlaklaştırmıştır”. Bu indirgemeci mantık, hayatı bir “uyuşma” alanı olmaktan çıkarıp bir “çatışma” alanına dönüştürmüştür.

Bu saiklerden yola çıkarak oluşturduğumuz 73. sayımızda işte bu yüzden şiddetin ontolojik olarak bir “cinsiyet” sorunu değil bir “insanlık” sorunu olduğu tezinden hareketle “Kur’an’ın Kadın Algısından Kopuş”un hangi travmatik sonuçlara sebebiyet verdiğini tüm boyutları ile ele alıyoruz.

 

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla...

Kur’an’î Hayat ailesi olarak EYLÜL-EKİM sayımızın kapak konusunu KUR’AN’IN KADIN ALGISINDAN KOPUŞ olarak belirledik.

İslam’ın öngördüğü kadın modeliyle geleneksel kadın modelini yan yana koyduğumuzda, arada derin bir uçurum olduğunu görmekteyiz. Kur’an, “kadınlar” anlamına gelen Nisa Suresi’nin ilk ayetinde, kadın  konusuna nereden bakmamız gerektiğinin koordinatlarını verir. Buna göre “kadın/ın problemi”, “insan/ın probleminden” ayrı değerlendirilemez. Onun için, Kur’an, söz konusu ayette kadınlığın ve erkekliğin köken birliğini dile getirerek “insanlık” ortak paydasına dikkat çeker. Bununla, kadını insandan, dolayısıyla erkekten bağımsız düşünmememizi ihsas eder. Buna göre, “kadın probleminden” söz edilen her yerde, aynı zamanda “erkek probleminden” de söz edilmiş olmaktadır.

Ancak indirgemeci modern çağ, kesintisiz ve biteviye akan coşkun bir nehre benzeyen insan hayatını, hem enine (“çocukluk-gençlik” gibi), hem de boyuna (“kadın-erkek” gibi) bölmüş, önce, hayatı parçalara ayırarak kategorize etmiş, sonra bu “parça”ları “bütün”den bağımsız ele alarak “mutlaklaştırmıştır”. Bu indirgemeci mantık, hayatı bir “uyuşma” alanı olmaktan çıkarıp bir “çatışma” alanına dönüştürmüştür.

Bu saiklerden yola çıkarak oluşturduğumuz 73. sayımızda işte bu yüzden şiddetin ontolojik olarak bir “cinsiyet” sorunu değil bir “insanlık” sorunu olduğu tezinden hareketle “Kur’an’ın Kadın Algısından Kopuş”un hangi travmatik sonuçlara sebebiyet verdiğini tüm boyutları ile ele alıyoruz.