Aile / Analiz

Sümeyye GÜZELGÖZ GÜNGÖR

 

ŞİDDETE DUR DE!

 

 

“Özür dilerim…”

“Aslında böyle olsun istememiştim…”

“Sen beni bu duruma getirdin…”

“Seni çok seviyorum ama…”

 

Şiddet sonrası kullanılan cümleler. Ne kadar masumca geliyor değil mi? İkna olmaya yetecek kadar.

Ve maalesef birçok kadın bu cümlelerden sonra karşıdaki kişiyi affedip bir daha olmayacağına inandırıyor kendini.

 

Evet bu yazımıza kitabın ortasından başladık. Dünyada ve Türkiye’de kadına karşı şiddet en çok uygulanan şiddet türü ve artık kanıksanmış durumda. Filmlerde şiddet uygulanan sahneler en ince ayrıntısına kadar gösterilir. Bunun için kısıtlayıcı bir uygulama yoktur. Daha sonra maço ama romantik erkek bir şekilde kadının gönlünü alır ve herkes bir bakıma gelinen noktaya kadının davranışlarının sebep olduğuna, erkeğin elinde olmadan bu yola sürüklendiğine inanır.

Aile içi şiddet de aynen bu filmler gibi fakat romantik tarafı olmayan acı gerçeğin kendisidir.

Bu sebeple kitabın ortasından, sonundan ya da başından başlamanın bir manası kalmamıştır.

Artık kör göze sokulan bir parmak ve dur demesi gereken kadınlar vardır.

Şiddet sonrası: “Aslında beni seviyor…”, “gerçekten de ben onu çok zorladım…”, “ailesi daha iyi olsaydı bunların hiçbiri olmayacaktı…”, “ben onun düzelmesi için yardımcı olacağım…” Gibi cümleler ile şiddeti mazur görmeyen, kendini suçlamayan, özsaygısı tam olan kadınlar…

Ve asla neden affediyor veye kendilerini suçluyorlar diye kadınları suçlayamayız. Maalesef toplumun yetiştirilme şekli ve çocukluklarından itibaren gördükleri fiziksel ve psikolojik şiddet türleri bunların olmasına sebeptir. Fakat her kadın dayanışma ve destek ile bunları aşabilecek güce sahiptir.

 

İnsanoğlu daha doğmadan anne karnında iken hissetmeye başlar, dış dünya ile tek ilişkisi olan annenin duyguları ile algılamaya başlar. O sıcacık güvenli alanda iken hissedilen şiddet de buna dahildir. Anne karnında bu tecrübeye şahit olan bebek doğduktan sonra gözlemlemeye devam eder, şiddeti uygulayandan korkar, öfke duyar ve sonunda o da öğrenir şiddet uygulamayı. Zamanla duygularını bu şekilde ifade etmeye başlar. Artık şiddet onun için bir duygu aktarımı olur. Şiddet öğrenilen bir davranıştır ve kötü davranışların öğrenilmesi ve pekişmesi çok daha çabuk olur.

Şiddeti daha iyi tanımak için biraz daha irdeleyelim. Şiddet, başkalarını incitmeye veya onlara zarar vermeye yönelik kasıtlı davranışlardır.

 

Şiddeti üç gruba ayırabiliriz; fiziksel şiddet, cinsel şiddet, Ppsikolojik şiddet.

  • Fiziksel şiddet; kadına karşı zarar verici şekilde davranışlar sergilemek, tokatlamak, tekmelemek, yumruklamak, sarsmak, dövmek ve en ileri noktası olan öldürmek.

 

  • Cinsel şiddet türü; kadına onun istemediği, hoşlanmadığı şekilde veya zamanda cinsel ilişkiye zorlama, taciz, tecavüz, kadının genital bölgelerine zarar verme. (Evli olmak asla ama asla bunlara rıza göstermek anlamına gelmez. Kadın bir mal değildir ve kimse evlilik akdine dayanarak bu davranışları sergileme hakkına sahip değildir.)

 

  • Psikolojik şiddet; kadını küçümsemek, aşağılamak, kötü lakaplar takmak, başka kadınlarla kıyaslamak, yıkıcı eleştirilerde bulunmak, konuşmamak, alınması gereken kararlara dahil etmemek, düşüncelerine saygı göstermemek. Kadının ailesi veya arkadaşları ile görüşmesini engellemek, çocukları ile tehdit etmek, kadını korkutmak ve ekonomik olarak engellemek.

Maalesef kadına karşı şiddet konusunda akla ve dahi hayale gelmeyecek birçok durum ile karşılaşabiliniyor. Burada sıraladığımız şeyler sadece en çok bilinen örnekler. Şiddetin ne olduğunu ve çeşitlerini öğrendikten sonra kadınlara şunu hatırlatmakta fayda var, eğer bunlardan birini ya da birkaçını yaşıyorsanız mutlaka size destek olabilecek biri ile paylaşın ve psikolojik destek alarak neler yapabileceğinizin öğrenin.

 

Şiddet uygulayan bireylerin özellikleri:

  • Aile içi şiddet gören, yaşayan, sıklıkla engellenen ve cezalandırılan ve bunlara maruz kalarak büyüyen bireyler
  • Düşük özgüven ve özsaygı
  • Dürtüsellik
  • İşsizlik, ekonomik sıkıntılar, yoksulluk
  • Alkol
  • Öfke kontrolü
  • İletişim kurma becerilerinin yeterli seviyede olmaması, aile içi iletişimin eksik olması
  • Anti sosyal kişilik bozukluğu
  • Eğitimsizlik
  • Fiziksel, psikolojik ve cinsel açıdan istismara uğramış olmak.

 

Şiddet uygulayan kişilerin bu ve bunlara benzer birçok problemleri olabilir fakat bunların hiçbiri şiddet uygulamayı haklı göstermez ya da özür olarak kabul edilemez. Asla bir kadın olarak bu sebeplerden dolayı kendinizi sabır ve tahammül göstermesi gereken taraf olarak düşünüp bunu kendi kaderinize dönüştürmeyin. Çünkü her suçun bir gerekçesi vardır fakat bu gerekçeler bir mazeret olarak kabul edilmeyip, sadece bu yanlış davranışların sebeplerini tespit etmek için değerlendirilebilir. Her insan zorluklar yaşar fakat bunlar özür olarak gösterilemez. Ancak farkındalık geliştirilip, düzelmek için adım atılabilir.

Kadın olarak kendi psikolojik ve fizyolojik sağlığınız için bu gibi durumlarda affetmemek ve görmezden gelmemek gerekir. Psikolojik, fizyolojik ya da cinsel şiddet içeren davranışların sorunlu olduğunu bilinmesi, kabul edilmemesi ve durdurmak için ne gerekiyor ise yapılması gerekir. Kendine saygısı olan kadınlar, özsaygısı olan sağlıklı çocuklar yetiştirirler. Özsaygısı olan bireyler ise sağlıklı bir toplum oluştururlar. Kadınlar olarak beklediğimiz güç içimizde. Ürütmeye, kapsamaya, korumaya ve kollamaya, doğuştan yetenekliyiz. İçinizdeki gücü hissedin…