SÖYLEŞİ

 

 

SERT, HIZLI, İLERİ…

TEKVANDO ŞAMPİYONU MERYEM İYİN: KAZANMANIN VEYA KAYBETMENİN DE AHLAKINI GÖSTERMEK BENİM DİMİNİN BİR PARÇASIYDI…

 

  • Bu hikâye veya aşk mı demeliyim nasıl başladı desem…?

– Babamın bir hayaliydi sporcu olmak. Kendisi olamayınca ve bende de yetenek görünce beni dört yaşında sporla tanıştırdı. Jimnastik ile başladım ve şimdi Teakwondo ile devam ediyorum.

 

  • Günde ne kadar çalışıyorsun?

– En az 2 saat en fazla 6 saat. Bazen günde 3 idman yaparak devam ediyoruz.

 

  • Bu tempoda okula ve kişisel eğitimine vakit ayırabiliyor musun?

– 2019 senesinde 90 gün okula gidemedim. 13 uluslararası turnuvaya katıldım. İspanya’da maça çıkıyorsunuz 2 gün sonra okulda kendinizi tefsir dersinde buluyorsunuz. Geçişler çok zor oluyor. Kişisel eğitimim için her gün mutlaka 10 sayfa da olsa kitap okurum. Derslerimde de arkadaşlarım ve hocalarım her zaman yardımcı oluyor.

 

  • Bildiğimiz kadarı ile evde en büyük destekçilerin annen ve baban, evde senin için oluşturulmuş özel bir düzen var mı?

– Evet ailem başarımdaki en büyük destekçilerim. Yatak odamın zemini tatamiden yapıldı. Yani maça çıktığım zeminden.  Küçük bir spor salonu gibi. İçinde her şey var. Buzdolabının üst kısmı benim diyetim için ayrıldı. Evde börek, hamur işi, pasta ve benzeri şeyler olmaz. Maçımın yaklaştığı zamanlarda misafir kabul edilmez, edilirse de ikram sadece çay olur. Salgın döneminde yasakların olduğu zaman evin salonunu bana ayırdılar. Evde 2 kardeşim daha var ama bana yapılan çok özel.

 

  • Genç ve bayan bir sporcu olarak, kadınları tek bir alan içine mahkûm ederek erkek gücünün egemen olduğu spor gibi alanlarda var olmalarından rahatsızlık duyan anlayış karşısında düşüncen nedir?

 – Bizlere istedikleri gibi şiddet uygulayamayacakları için rahatsızlık duyabilirler. Ama kendini korumak, atletik olmak, güçlü olmak çok özel bir duygu. Güçlü olmak bazen yetmiyor hassas da olmalısınız. Biz bu spora hassasiyet ve estetik de kattık.

 

  • Şiddetin her türlüsünün bu kadar yayıldığı ve cezasız kaldığı bir dönemde sence her kadının bir savunma sanatını öğrenmesi gerekir mi?

 – Bence şiddet her zaman vardı. Sadece sosyal medya gücü ile daha görünür hale geldi.

Ben sporu sadece savunma sanatı olarak değil kendi sınırlarımı da görebilmek için yapıyorum. Bir genç kız olarak kendimizi savunabilmek çok önemli gerçekten. Sadece genç bir kız olarak değil Müslüman ahlakım ile maçlarda mücadele vermek gücümü en güçlüden aldığımı göstermek çok ama çok özel. Sadece savunma olarak değil özgüven açısından da çok önemli.

  • Dövüş sporları konusunda rol modellerin kimlerdir?

 – Cumhuriyet tarihinin 2 olimpiyat madalyalı tek kadın sporcusu Nur Tatar, Efsane Hocamız Bahri Tanrıkulu ve Hocam Mecnun Çiçek ve Çağrı Kızıl.

 

  • İnandığın değerlere aykırı bir sistemde ilkelerini ihlal etmeye veya baskıya maruz kaldığın zamanlar oldu mu?

– Hayır asla ilkelerimden ve değerlerimden vaz geçecek kadar bir baskıya maruz kalmadım. Başarılı oldukça herkes sizi kabul etmeye başlıyor.

 

  • Bugüne kadar İstanbul, İzmir, bölge ve Türkiye şampiyonluklarım, Avrupa kulüpler şampiyonluğun ve Avrupa yıldızlar ikinciliğim var. Ve son olarak sanıyorum Dubai’de gerçekleşen Open G-2 Taekwondo Şampiyonluğun var. Eksiklerim varsa ilave et lütfen. Bu başarıların arkasındaki temel motivasyonun madalya olmadığı aşikâr. Seni başarı konusunda motive eden güç nedir?

– Son olarak İsveç’teki Dünya Başkanlık Kupası’nda final oynadım.  Luxemburg, Ukrayna, Sofya, Yunanistan, Avusturya, İspanya, Sırbistan gibi bir birçok ülkede uluslararası derecem var. Başarı sadece madalya kazanmak değil benim için, ben insanların yüreklerini de kazanmak istiyorum. Genç kız kardeşlerime rol model olmak istiyorum. Bu benim için çok önemli bir motivasyon kaynağı.

 

  • Sırp rakibini açık ara farkla yenerek Avrupa şampiyonu oldun. İspanya’da Milli Marşımızı herkese dinlettin. Ve tabi bir de asker selamın var. Bu gurur verici tablo karşısında nasıl karşılandın?

– O gün çok duygusal bir gündü. Yunan, Rus, Fransız, Hırvat ve Sırp rakiplerimi yenerek şampiyon olmuştum. Ülkemizden şehit haberleri geliyordu hocamız bize siz de selam vererek o canlarını feda eden askerlerimize hediye edin demişti. On milyon üzerinde sosyal medyadan bildirim almıştım. Cumhurbaşkanımızdan bakanlara kadar herkesten.

 

  • Genç, başarılı aynı zamanda inançlı ve ilkeli bir isimsin. Özellikle Batı’da artan İslamofobi karşısında dini kimliğin sporcu kimliğin ile çatışıyor mu?

 – Asla! Dini kimliğimi sporcu kimliğimden ayrı görmedim. Güçlü olmak, rakibe saygı duymak, kazanmanın veya kaybetmenin de ahlakını göstermek benim dininim bir parçasıydı. Onların bir çatışma yaşadığı kesindi ama zamanla beni tanıdıkça rakiplerim saygı duymaya başladılar. Yendiğim rakiplerimin maç sonrası benimle resim çekilmek istemesi bunun en büyük deliliydi.

 

  • Yurtdışı ve yurtiçinde birçok maça çıktın. İnancın ve kimliğinden dolayı seni çok üzen bir anın var mı? Sakıncası yoksa bizimle paylaşabilir misin?

 – Luxemburg’da Alman rakibimle maça çıkacaktım. Hocası kıza: ‘’Bak şu göçmene, bu ezik kıza mı yenileceksin. Unutma sen bir Almansın falan diyordu. Bizim yabancı dil bildiğimizi düşünemedi sanırım. O an babam ile göz göze geldik. Babam: “Allah seninle kızım” dedi bana.” Başörtün onurun unutma” dedi. İkinci round maçı nakavt ile kazanmıştım. Gidip hocasının önüne selam verdim, rakibime sarıldım, ardından İngiliz, İrlanda ve İspanyol rakiplerimi yenerek şampiyon olmuştum. Ringin ortasında secde ettim. Kalktığımda herkes beni alkışlıyordu. Çok çok özeldi. Şükürler olsun.

 

  • Geleneksel dini algı, kız çocukların okula gitmesinden dahi rahatsız olurken sen dünya çapında ödüller kazandın. Yaşıtlarından destek mesajları alıyor musun? Onlara neler söylemek istersin?

– İlkokul çocukları da dahil her yaştan destek alıyorum. Kpss, lise deneme sınavlarındaki sorularda yer alıyorum, çok güzel bir şey bu. Yaşıtlarıma şunu söylemek isterim; uğrunda mücadele edecekleri hayalleri olsun. Asla vazgeçmesinler. Unutmasınlar hayallerimizin de hayatımız üzerinde hakkı var.

 

İlginiz için çok teşekkürler.

 

Biz teşekkür ederiz, yolun açık olsun Meryem.

 

Meryem’i babası Özgür İyin’e sorduk…  
  • Nasıl bir evlat Meryem?

– Meryem’in çok güçlü iradesi var. Düzenli diyet yapıyor, tatlı yemiyor, çikolata yemiyor, pilav yemiyor, yağlı şeyler yemiyor, hamur işi yemiyor. Çok basit sade yiyeceklerle yaşıyor. Vücuduna gerçekten çok hâkim. Eve geliyor ekstradan idmanlar yapıyor. ‘’herkesle aynı şeyi yaparak aynı sonuçlara ulaşamam’’ den bir çocuk. Yapmamız gereken şeyi, yapmamız gerektiği yerde, yapmamız gerektiği kadarıyla, yapmak istemesek de yaptığımızda zafer gelir denen bir mottomuz var. Meryem müzikle, gitarıyla kitaplarıyla kendisini geliştiriyor ve en önemlisi de hayalleri var…

 

  • Sizin Teakwondo ile hikayeniz nasıl başladı?

– Ben çok iyi bir futbolcuydum. Çok iyi spor yapıyordum. Fakat ailem bunu bir mesleki alan olarak görmedi. Beni zorla üniversiteye yazdırdı. Hakkımı sana helal etmem dedi ve ben bir gün eğer çocuğum sporla ilgilenirse, ona elimden gelen  desteği vereceğim diye yemin ettim.

Meryem’i altı aylıkken keşfettim. Dört yaşında spora ve jimnastiğe başlattım.

 

  • Meryem’in bu disiplini kazanmasında ev içi düzeni nasıl sağlıyorsunuz?

– Her gün istikrarlı olarak aralıksız idman yapıyor. Altı yaşındayken pasta yemedi Meryem. Pastaya bakıp ağladığı zamanlar oldu. Ben onun tutkusunu keşfettim ve onun tutkusuna bir hedef koydum. O hedefleri yetenekleriyle birleştirdik. Arzumuzun kaynağını bilmiyoruz. Arzunun kaynağını bilsek bir etik geliştirebilirdik ancak başarı böyle kolay olmadı. Biz başarının entelektüel bir diyalog olmadığını anladık. Başarı disiplini bir eylemdi. Ve zafer böyle geldi zaten. Meryem’in her ay boyu, kilosu ölçülür. Hangi yıl kaç kilodur bilirim. Bununla ilgili excel tablolarım var. Çıkacağı maçlarda belli bir kilonun ne üstüne ne altına inmemesi gerekiyor. Bu kiloyu özellikle yetişme çağında bir çocuk için sabit tutmak oldukça irade isteyen bir eylem. Bazı akşamlar onun salata yemesi gerekiyorsa biz de salata yedik. Eşimin gizli gizli yatak odasında çikolata yediğini biliyorum ben.

 

  • Maçlara hazırlanırken unutamadığınız bir anınız var mı?

Meryem günlük 3 idman yapıyor. Sabah yürüyor, öğlen kuvvet idmanı akşam da teknik çalışıyor. Bir gün tam bir maça çıkmak üzereyken fazladan iki kilosu çıktı. Bir arabanın içinde montuyla arabanın ısıtıcısını açıp montun içerisinde maç için 2 kilo 100 gram verdi… Maça çıkabilmek için su kaybetmesi gerekiyordu ve kaybetti. Çok zorlu bir andı ancak hepsini verdi.