AİLE/ANALİZ

Asiye TÜRKAN

 

 

GÖZ AYDINLIĞI EŞLER VE EVLATLARA SAHİP OLMAK İSTİYOR MUSUN?

 

Ailelerin iyi bir aile yönetimi ancak yöneticisinin iyi olması ile mümkündür. Yönetimi iyi olmayan ailelerde isyan olmaktadır. Adil olunmayan, haklarının verilmediği, güvenlerin oluşmadığı toplumlarda nasıl anarşi oluşuyorsa, toplumun küçük parçası olan ailelerde de aynı durum oluşmaktadır.

 

İmanını hayatlarına şahit kılmak isteyenlerin haftada bir defa hem beraber olmak hem de hutbe dinlemek için çağrıldığı, gitmenin en hayırlı olduğu belirtildiği cuma namazının akabinde İbn-i Mes’ud, Allah elçisinin şu şekilde dua ettiğini haber vermiştir:

 

“Allah’a hamdolsun, O’ndan yardım ister, bağışlanma talep eder, nefislerimizin şerlerinden O’na sığınırız. Allah kime hidayet verirse onu saptıracak yoktur. Kimi de sapık sayarsa onu doğru yolda sayacak kimse yoktur. Allah’tan başka ilah olmadığına şahitlik ederim. Muhammed’in Allah’ın kulu ve Resulü olduğuna da şahitlik ederim. Onu müjdeci ve uyarıcı olarak kıyametten önce olgunlaştırmıştır. İsyan eden de kendine zarar verir. Onun Allah’a bir zararı olmaz.”

 

Akabinde Hak Teâlâ Nahl Suresi’nde, yeryüzünde ve ailede adaletin nasıl gerçekleşeceği anlatır.“ Muhakkak ki Allah adaleti, ihsanı, akrabaya, (yakınlara) yardım etmeyi emreder; çirkin işleri, fenalık ve azgınlığı yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.”

 

İnanan insan olmanın birinci şartı adil olmaktır. İlişkilerde en önemli olgu adalettir. Ölçülü hareketlerde bulunulması, herkese hakkının verilmesi adaletin gereğidir.  Adil olmak dengeli olmaktan geçer. Dengeyi kaybedenler adil de olamayacaklardır.

 

Ölümü ve hayatı, kimler daha güzel işler yapacak diye imtihanın gerekçesi kılan  Hak Teala, denge içinde yaşayanların kazananlardan olacağını buyurmuştur.

 

Aile hayatındaki denge de karşılıklı hak ve hukukların bilinmesi ve bu hak-hukukların çiğnenmemesi ile mümkündür.

 

Hak Teala, Nisa suresinde emanetlerin muhafazasını şu  şekilde ifade etmiştir:

 

“Allah size, emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Allah size ne güzel öğüt verir. Allah dinler ve görür.”

 

Emanetin emin kişiye verilmesinin yanında bir de layık bir kişiye verilmesi de şarttır. Emanete layık olmak bir basiret ve feraset işidir.

 

Bilgi ve tecrübeleri ile ferasetlerini genişletmeyenler basiretli olamazlar.

 

Teslim edeceğiniz emanetinizin, ehliyet sahibi birine verilmesi, emanet sahibinin önceliği olmalıdır. Bunun için de feraset ve basiret gerekmektedir.

 

Tecrübelerden faydalanmayanlar yanlış kişilere emanetleri teslim edeceklerdir.

 

Emanetin emin ellerde olmaması anarşiyi gündemde tutacaktır. Fesada sebep olacaktır. Ayaklar baş, başlar da ayak olacaktır.

 

Allah Resulü; “işler ehil olmayan kimselere verildiği zaman kıyameti bekleyin” buyurmuştur.

 

Evlilik; hayat yolculuğuna çıkan kadın ve erkeğin  beraber yol alması halidir. Başının önceden tayin edilmesi, yolculukta şaşırmamak ve istikamet üzere yol almak için çok  önemlidir. Zira Allah Resulü bu duruma şu şekilde bir açıklama getirmiştir:

“Üç kişi sefere çıktıkları zaman içlerinden birini emir tayin etsinler.”

Yol, iyi ve ahlaki olgunluğa erişmiş, nerede ne yapacağını bilen, yol yordam bilgisine sahip olan bir yol arkadaşı ile çekilir. Başkanı iyi seçilmiş bir yolculukta hızla yol almamak imkansızdır.

Hayat yolculuğu hükmünde olan ailenin de başkanı hükmünde olan kocayı iyi seçmek, bir hanım için geleceğe yapılacak en büyük yatırımdır. Zira seçilen sadece koca değil, evladın ve yolun seçimidir.

Bundan dolayı Hak Teala bize şu şekilde dua etmemizi buyurmuştur:

“Onlar şöyle dua ederler: “Sahibimiz! Bize göz bebeği eşler ve göz bebeği evlatlar ver. Bizi kendini koruyanların başında (önder, rehber) eyle.”

 

Tekrarı olmayan hayatın içinde seçimlerimiz bizi ya zelil ya da aziz eder. Göz bebeği eşlerin olmasının tabi sonucu göz bebeği evlatlardır. Korunanlardan olmak, hatta bu korunanların önünde öncü olmak da her zaman dikkat üzere yaşamayı gerekli kılar.

 

Öncü olmak, hakkı ve sabrı tavsiye etmek, tavsiye ederken kendi nefislerini unutmamak her aklı başında olan, sorumluluğunun farkında olan birey için öncelik konusudur. Ancak iç huzuru bu şekilde elde edilir.

 

Rabb-ul Alemin, kendi varlığına delil mahiyetinde olan, huzura ve sükûna erilecek ortam olan aileyi nimet olarak bizlere sunmuştur. İlgili ayet şu şekildedir:

 

“Yanlarında rahatlayasınız huzur bulasınız diye size, kendi türünüzden eşler yaratması da Allah’ın ayetlerindendir. Aranıza sevgi ve merhamet de koymuştur. Bunda, düşünen bir topluluk için ayetler vardır. ”

 

Sükûn bulmak, teskin olmak ancak karşılıklı sevgilerin oluşması ve birbirlerine merhamet edilmesi ile olur. Sevginin hakim olmadığı, acımaların olmadığı ailelerde ne huzur ne de mutluluk vardır.

 

Sevilen bir insan sevdiğine çok şeyler verir. Sevgilerin oluşması ancak muhabbet ile oluşur. Muhabbetlerin olmadığı ailelerde sevgiler kalbe yerleşmez. Zira sevgiler kalplerde ancak muhabbetle yer bulur.

 

Sevginin muhabbetle kalbe yerleşmesi haline meveddet denir ki, ayette tam da verilmek istenen sevgi budur. Ancak sevgi, meveddet boyutunda olursa eyleme geçer. Eyleme geçen sevgiler, bir zaman sonra karşılığını yaratandan alma isteğini doğuracaktır.

 

Muhabbetin pratiğe dönüş hali olan meveddet, seven ve sevilen arasında yıkılmaz bir köprü oluşturacaktır. Kavgalar olsa da, sorunlar büyüse de depremler olsa da asla sarsılmaz bir hal alacaktır.

 

Ailedeki muhabbeti oluşturmada denge, insanlığın temelini oluşturan merhamettir. Her insanın merhamet edilmeye ihtiyacı vardır. Merhamet edilmeyen, acınmayan her insan zamanla cani bir duruma düşebilecektir.

 

Katı kalpleri yumuşatan, kin ve düşmanlıkları dindiren, kardeşliğin filizini oluşturan ulvi duygular merhamet ile oluşur. Merhametin olduğu evlerde huzurlu ve sakin bir ortam hakimdir.

 

Ne kadar merhamet ediliyorsa, o kadar merhamet edilme hak edilir. Sevginin hakim olmadığı bir beden, merhameti de yapamayacaktır.

 

İmanın anlamı inanmak ve güvenmektir. Hak Teala inanıp güvenen ve hayatına imanını şahit tutan kullarına şu şekilde vaatte bulunmuştur;

 

“Allah’ın inanıp güvenen ve iyi işler yapan kullarını sevindireceği şey işte budur. De ki “Sizden bir karşılık beklemiyorum. Benim beklediğim şey, Allah’a daha çok yaklaştıracak şeylere ilgi duymanızdır.” Kim güzel bir iş yaparsa ona güzellik ekleriz. Çünkü Allah çok bağışlar ve üzerine düşeni eksiksiz yapar. ”

 

 

Sözün özü

İç huzurunu yakalayarak sorumluluğunun farkında olan bireylerin, sağlam bir akitle evlenmelerinin akabinde, samimiyetle yapılan her hareket hedefini tam vuracaktır. Pes etmeden, hayırda yarışarak, sabırla ve namazla Allah’tan yardım dileyerek atılan her adım yaşanan bütün sorunları çözecektir.

 

İçinde huzurun olduğu aile ortamlarında yetişen yavrular, güzel kokulu güller misali göz aydınlığı nesiller olacaktır. Bu ailelerden olan gençler, iş başına geçince de adil bir toplumun oluşumunda önderler olacaklardır. Böylesi bir ortamda anarşiye de yer olmayacaktır.