Şiddetin "Kadın" Yüzü

Kadın İslamiyet ile birlikte kazandığı değeri, modernleşme yalanı ile kaybetti. Farkında olmadan, gönüllü olarak, modern çağın kölesi haline geldi. Yüklendiği roller, erkekleşen kadınlara, kadınlaşan erkeklere sebep oldu. Rol karmaşasının içinde kayboldular.

Şiddetin "Kadın" Yüzü

Kadın İslamiyet ile birlikte kazandığı değeri, modernleşme yalanı ile kaybetti. Farkında olmadan, gönüllü olarak, modern çağın kölesi haline geldi. Yüklendiği roller, erkekleşen kadınlara, kadınlaşan erkeklere sebep oldu. Rol karmaşasının içinde kayboldular.

Kur'an'i Hayat Dergisi - Hayatın İnşası İçin

KADIN

Kadını anlatmak kolay bir iş gibi görünse de kolay değil.

Kadın; adına şiirler söylenen, dağlar delinen, uğruna savaşlar yapılan, şiddet uygulanan. Rabbimin bak dediği yerden kadın, toplumun baktığı yerden kadın..

Allah insanı aynı özden kadın ve erkek olarak yarattı. Her ne kadar kadın erkeğin kaburga kemiğinden yaratılmıştır sözünü, erkekten bir parçadan yaratıldı söylemleri ile kadını erkekten sonra gelen canlı olarak göstermeye çalışanlar çok olsa da, orada geçen kaburga kemiği, kadının hassaslığını, zorlanırlarsa kırılacak olmasını ifade için kullanılmıştır. Rabbimizin ifadesi ile cinsiyet farkı bir üstünlük değildir ve üstünlük sadece takvadadır.

Tarih boyunca, toplumların kültürel durumuna göre kadına ve erkeğe değişik roller biçilmiş veya fonksiyonlar yüklenmiş, onlar ile ilgili farklı değerlendirmeler olmuştur. Yaşanan hayat şartlarına bağlı olarak kadın ya da erkek baş tacı edilmiştir. Bazı putperest veya çok tanrılı toplumlarda, tanrılar kadınlardan, bazılarında ise erkeklerden seçilmiş ve tanrılaştırılmıştır. Kimi toplumlar kadınları korurken, kimi toplumlarda şeytan, cadı olarak nitelendirilerek kadın aleyhtarları ortaya çıkmıştır.

Allah’ın öğretilerinden sapan bütün toplumlarda her iki tavrın yansımalarını görüyoruz.

Bu toplumların kimisinde kadın mitolojilere, kültürlere, bidatlara ve bidatlardan uydurulan din adına horlanır veya kötülüğün sebebi olarak görülürken, kimilerinde ise profan ve seküler materyalizm kaynaklı felsefe ve yaşam tarzlarının yönlendirmesi ile bir üretim, tüketim ve seks objesi gibi algılanmış, işlem görmüş ve hâlâ da görmektedir. (1)

Gelenekte kadın eşti, anneydi, yeri eviydi. Evin gerçek sahibiydi, zorda kalınıldı mı ilk önce ona sığınılırdı. 19. yy. Batıda başlayan kadının arenaya sürülmesi, 20. yy.’da sanayi devrimi ile ucuz iş gücü arayan sektör tarafından hızlandırıldı. Modernliğe katılan ülkeler, erkek eliyle modernleştirilirken, kadının da bu harekete katılması, modernlik ve ilericilik olarak vurgulandı. Ülkemizde bu vurgunun en yüksek yapıldığı ülkelerden birisiydi. Modern kadın anlayışı, geleneksel kadın algısını eleştirerek yükseldi. Eş, anne, kardeş olmak kavramları tabiri caiz ise çöp sepetine atıldı.

“Çalışan kadın” miti “ekonomik özgürlük“ kavramı ile birleştirildi. Kapitalizmin esiri olan kadınlar, kazançlarının nerdeyse tamamını kapitalist tüketim sisteminin çarklarına kaptırdığını fark edemedi. Daha vahim olan ise kadınlık, eşlik, annelik fonksiyonlarını kaybettiler. Ev hanımı, anne olmak utanılacak bir şey gibi algılandı, algılattırıldı. Mesleğiniz nedir? Sorusuna “ev hanımıyım” diye cevap vermek utanılacak hale getirildi, kendilerini ev hanımı olarak âtıl zannettirildiler.

Kadının evinde ve dışarıda çalışması mümkündür, bazı kesimlerin savunduğunun aksine dinde buna engel değildir. Bizlerin kadın ile ilgili olarak önemsememiz gereken, kadının evdeki sorumluluğunu unutup, sadece dışarda koşturmasıdır. Kadın toplumu inşa eden, ülkelerin geleceği olan çocukları yetiştirmek gibi kutsal bir vazifeye sahiptir. Yapılan araştırmalar, 0-3 yaş arasında çocuğun hayatında annenin önemini vurgulamaktadır. Sağlıklı ya da sağlıksız bireylerin temeli bu dönemde atılmaktadır. Sağlıklı toplumlar ise sağlıklı bireyler ile oluşur, o yüzden kadının esas unutmaması gereken, hatta asli rollerinden birisi, “anneliğidir”. Kadınlara eşitlik çığlıkları ile ortaya çıkan feminizm de, kadına, kadın olduğunu unutturan bir akımdı.

Kadının, aile, eğitim, hukuk, tıp, din ve dil gibi başlıca toplumsal kurumlar yoluyla sürekli denetim altında tutulduğu ataerkil toplumlarda, kadınların haklarının korunması ve eşitsizliklerin ortadan kaldırılması mücadelesi olarak ortaya çıkan “feminizm” hareketi kadınların eğitim, iş ve toplumsal konularda erkeklerle eşit hak ve koşullara sahip olmasından, taciz ve tecavüzün engellenmesi ve lezbiyen haklarına kadar uzanan bir etki alanına sahiptir. Ancak feminizmin etki alanının kadın-erkek ilişkisine kadar uzanması, kadına dişi olduğunu unutturmuştur.

Feminizm, kadınlara yönelik cinsiyet baskısının sona ermesi ve toplumsal cinsiyet tutumlarının kadın ve erkek için aynı değerde olmasının sağlanması için toplumun değişimini amaçlar. Feminizm kadınlar ve erkekler arasındaki farkları göz ardı ederek duygusal ve cinsel ilişkilerde hayata geçirilmeye çalışıldığında amacından sapmış, anlamını yitirmiş olur ve çiftler arasında çatışmaya yol açar. (2)

Kadın İslamiyet ile birlikte kazandığı değeri, modernleşme yalanı ile kaybetti. Farkında olmadan, gönüllü olarak, modern çağın kölesi haline geldi. Yüklendiği roller, erkekleşen kadınlara, kadınlaşan erkeklere sebep oldu. Rol karmaşasının içinde kayboldular.

Şüphesiz insan türü kadın ve erkek olarak yaratılmıştır. Her iki tür birbirine mutlak olarak eşit olmadığı gibi birbirinden mutlak olarak üstün veya aşağı da değildir. Yapısal olarak her birinin işlevi ve rolü farklıdır. Her ikisini eşit olarak görmek veya eşitlemeye çalışmak, yaratılışlarına haksızlık olur. Vahiy bu farklıları gözeterek her birinin hak ve ödevlerini belirlemiştir. Bu belirlemede, ayrımcılık, haksızlık ve adaletsizlik yoktur.

Kadınlar ve erkekler “eşit” değil “eş”, aynı değil ayrıdırlar. Birbirlerinin yerine geçmek için değil, birbirlerinin yanında durmak, eşit haklar ile yaşamı paylaşmak için vardırlar.

Sonuçta günümüz toplumunda çalışan kadın gerçeği var. Çalışmasında da bir sıkıntı yok zaten. Sıkıntı çalışma şartlarının anneliğe engel teşkil etmesi. Devletlerin kadının çalışma şartlarını, çocuğunu yetiştirmeye uygun ayarlamalar yapması, kadın ve çocukların mağdur olmadan bu düzenin içerisinde yer alması gerekiyor. Kadının dişiliği değil, kişiliğinin ön plana çıkarılması desteklenmelidir.  Sadece bu iki şartı bile sağlayabilsek çok daha sağlıklı toplumlara merhaba diyebiliriz.

 

 

 

 

Kur'an'i Hayat Dergisi - Hayatın İnşası İçin
Kur'an'i Hayat Dergisi - Hayatın İnşası İçin

Bu sayfa, Kur'ani Hayat Dergisi'nin resmi sayfasıdır. Dergiyi tanıtma amacıyla kurulmuştur.

Yorumlar