DENEME/AİLE

Fehmi YAĞLI

 

Birey Hayatının Toplumla İlişkisine Yönelik Necm Süresi Gönül Okumalarım

 

Taklidi iman ehlinin, inanç konusunda etrafına uyarıcılık (tebliğcilik) yapmadan, dayatmadan, dini bireysel olarak yaşaması gerektiği;

Taklidi değil, tahkiki iman ehli bulunduğu ortamdaki hak dine aykırı yaşanmakta olan inançların yanlışlığını, mensuplarını incitmeden rastgele değil uygun bir ortamda söylemesi gerektiği;

Zihnimize yansıyan güzel duygu ve düşünceleri es geçmeyip yaşamımıza aktarmaktaki taahhüt ve karar anımızın; kişinin “Kabe kavseyn”i olacağı;

Rivayeti kesin Peygamber örnekliğinde, kişi vicdani ve akli melekelerini verimli kullanarak Kur’an vahyi ile zihnini meşgul ettiği takdirde” sözün güzeli” ne yönelik ilhamın süreklileşeceği;

En güçlü öğretmenin, rivayeti kesin Peygamber örnekliği ile birlikte Kur’an vahyi ile bütünleşmiş, insanın kendi vicdan ve aklının olduğu;

Rivayeti kesin Peygamber örnekliği ile birlikte Kur’an vahyi ile bütünleşerek ilahi ilhamla konuşmayı keşfeden ve beceren akıl ve vicdan sahibi insan toplumu saptırmayacağı, azdırmayacağı ve havadan konuşmayacağı;

Dünyevi manada velev ki “Devlet” de olsa hiçbir otoritenin Allah adına insanlar üzerinde tesis edilemeyeceği;

Tercihe konu dünyevi işlerin insanların arzu ve istekleri istikametinde şekilleneceği, kesin hak ve hakikat budur diye dayatılamayacağı;

Kur’an-i terbiyeden geçmemiş veya vicdan ve fıtratı bozulmuş insanların aklının “savruk akıl” olduğu;

İnsanların ufak tefek kusurlarını dillendirip toplum içerisinde rencide etmek ve küçük düşürmek için kullanılmaması gerektiği;

Geçmişteki azgın toplumların helak edilmesine gerekçe olan haksızlık, adaletsizlik ve fuhşiyyatın yaygın olduğu zamanlarda, toplumun bu haline üzülmek ve ağlamak gerektiği;

Bir konuda bilimsel gerçek ortaya çıktığında o konuda zan ve tahmin yürütülerek din adına konuşulamayacağı;

İnsan kendi kendine “Benim kalbim temiz” gibi benzer ifadelerle kendisini temize çıkarmaması gerektiği;

“Allah’a karşı gelmekten sakınanları” en iyi bilenin insanlar değil Rabbimizin bizzat kendisinin olduğu;

Tarihte helak edilen toplumların dünyevi zenginlikle bağlantılı olduğu;

İnsanoğlunun inanç ve din hususlarında aklın istikamet üzere isabet kaydetmesi vahyin desteğiyle mümkün olacağı;

Ruhsal yönden zayıf olan kimselerin felsefe tahsili yapmamaları gerektiği;

Eserlerinden yola çıkılarak bir şeyin gerçek sahibini bulmanın “zan” olmadığı, dolayısıyla, kâinat denilen eserden yola çıkılarak Allah’a inanmanın “zan” olmadığı;

Otoritenin, gücün ve paranın denetime açık sorgulanabilir hale geldiği bir toplumun Allah’ın ahirette vaat ettiği cennete yaşar gibi bir hale gelebileceği;

Otoritenin, gücün ve paranın denetleme, sorgulama ve muhalefet imkanları ortadan kaldırılırsa, bu imkanları elinde bulunduran kişi veya kurumun tanrılaşacağı;

Otorite, güç ve paranın sorgulanmamasına, muhalefet ve denetim yollarının tıkanarak putlaştırılmasına sebep olan kişilerin şirke düşme tehlikesinin olabileceği;

Gerçek güç ve kudretin Allah’a ait olduğunu unutturup veya yüzeysel hatırlamalarla geçiştirerek kendi güç, otorite ve iktidarlarını insanlara zoraki dayatma ve zulümle hissettirmeleri ve benimsetmelerinin son derece haksız bir yönetim biçimi olduğu;

İnsanın nefsine hoş gelen dünyalığını kolaylaştıran; insanları yönetme ve idare etme aracı olan gücü, elinde bulunduran otorite sahiplerinin ve parasal zenginliğin insanları kendilerine sorgusuz-sualsiz, itirazsız, muhalefetsiz yönetmeleri asla hoş görülmediği; bu yetki ve imkanların ancak Allah Resulü’nün örnekliğinde Kur’an’da bahsedildiği biçimde kullanılması gerektiği;

Güç, para ve yetki kazanımı ve kullanımı nefislere hoş geleceğinden zan ve tutku ağırlıklı olacağı;

Güç, para ve yetki kazanımı ve kullanımında talimatçı bir sistem değil istişari bir sistem kurularak ortak aklın çalıştırılması ve uygulanması gerektiği;

Talimatçı otoriter bir sistem için dinden delil aranmaması gerektiği, aksi halde dindenmiş gibi sunulan delillerin uydurma olacağı;

Yetki, para, makam, güç ve otorite paylaşımlarınızda güçlünün yanında yer alıp da zayıfları “Allah kayırsın” mantığının berbat bir tercih olduğu;

Aklı ve vicdanının değil de canlarının istediği gibi davranan yeryüzündeki güç, otorite ve para hakimiyetini uhdesinde bulunduranların insanlık için kıymet ifade eden paylaşımlarının berbat olacağı;

Vahye akla vicdana aykırı Allah’ın delillendirmediği hususlarda, atalarınızdan devraldığınız veya kendinizce belirlediğiniz hal, hareket ve düşüncelere kutsallık yüklenilmemesi gerektiği;

Toplumu rahatsız eden çirkin davranışlarda bulunmayan diğer bir deyişle elinden dilinden belinden çevresine zararı dokunmayan kimselerin mutlaka ufak tefek kusurları ve günahları olabileceği ancak bu tip kimselerin Allah’ın affına uğrayacağı;

Topluma faydalı işler yaparken kişilerin mutlaka hafif kusur ve günahları işleyebileceği, bu yüzden hiç kimsenin kendisini bu manada temize çıkarmaması gerektiği ancak Allah’ın engin bağışlamasının içerisinde yer alabileceği;

İnsanoğlunun yaratılışta boş, bilgisiz ancak ilerleyen yaşlarda kendi çabalarıyla aklını kullanarak bilgi yüklenmeye hazır bir şekilde yaratıldığı;

Ufak tefek gibi görünen, hafife alınan yanlışların (günah) insan hayatında süreklilik arz ettiği takdirde büyük günah olarak değerlendirilebileceği;

Günahlardan sakınanları ancak Allah bileceğinden bu dünya da hiç kimsenin, etrafına günahsız bir kişi olduğunu hal veya sözle dahi imada bulunmaması gerektiği;

İşlenen günahlar için sıcağı sıcağına bir daha yapmama kararı ile birlikte pişmanlık duygularıyla o anda Allah’tan bağışlanma dilenmesi gerektiği;

Fiiliyata geçmesi bakımından son derece riskli olan zihinsel olarak tasarı halindeki kötü düşüncelerden kaçınılması gerektiği; alışkanlık haline getirilen güzel hal ve hareketlerin, kötü duyguların zihinde yoğunlaşmasını önleyeceği;

Kişi zihninde yoğunlaşan kötü duyguların sevk ettiği doğrultuda harekete geçtiği an veya o fiilleri işleme esnasında vazgeçerse karşılık olarak bu dünyada az bir zararla atlatabileceği ahirette de Allah’ın bağışlamasıyla karşılaşabileceği;

Necm Suresi düşünsel okumalarım esnasında zihnime yansıdı.

Estağfirullah… Estağfirullah… Estağfirullah…

Kur’an Okuyunuz. O’nu okudukça kişiye özel zihinsel yansımalarını keşfedeceksiniz.

En doğrusunu Allah (c.c) bilir.