AİLE EKİ

MİLLETLER FETİHLER İLE ÖLMEZLER,

ONLARI ÖLDÜREN YETİŞTİREMEDİKLERİ ÇOCUKLARIDIR

 

YAZI DİZİSİ

-2-

 Amy MONTESSORI

İnstagram: @Montessori_zone

 

Evde Montessori ile Çocuğunuzdaki Bitmez Enerjiyi İyiye Kullanmak

 En son yazımı sessizlik oyunundan bahsederek bitirmiştim. Zira sessizlik anlatır en güzel biz insanoğlunu ve insankızını. Farkındalık ile oluşan sessizlik, en az “anlamlı seslilik” kadar ehemmiyetlidir. Sessizlik ile gelen farkındalık ve dinginliği sağlamakta anahtar rol oynayan Montessori çalışmalarına tekrardan bir göz atalım.

 

Okul Öncesi Dönemde (3-6 Yaş) Çocukların İlgi Duydukları Faaliyet Alanları

 1.Pratik Hayat İşleri

“Pratik hayat işleri, çocuğa etrafındaki günlük işlerle nasıl başa çıkacağını öğreterek kendi ortamında çalışma alışkanlığı kazandırmayı tasarlamıştır. Evimizin günlük işlevleri bizim için rutin ve basittir, ancak bir çocuk için yeni ve heyecan vericidir. Çocuğunuzun evde yapılması gerekenleri yapmanın doğru bir yolu olduğunu öğrenmesi gerekir. Sık sık çekmeceleri açıp kapatmayı oyun haline getiren çocuğumuzu azarlarken, aslında çekmeceleri açmanın ve kapatmanın doğru yolunu göstermek için zaman harcamadığımızın farkına hiç varabildik mi? Çocuk 3 yaşında iken karmaşık öğrenme süreçlerine başlamaya hazırdır. Çocuğun, yaşadığı evin düzenli ve temiz tutulması gerektiğini görmesine izin verin. Evdeki işleri yaptığınız zaman sizi gözlemlemesinin yanında yardım etmesine de izin verin. Küçük çocuklar yetişkinleri taklit etmeyi severler. Çiçek düzenlemenin, yatak düzeltmenin ve ev temizliği yapmanın eğlenceli olduğunu düşünürler. Çocuklar elleriyle çalışmayı severler. Eller ile çalışmak gelişimlerinde önemli bir aktivitedir.[1]” Çocuğa kendi odasından ve kişisel eşyalarından sorumlu olduğunu öğretin. Onun yaşına göre yapabileceği basit işleri yapmasına izin verin (çöp sepetini boşaltmak, toz almak, sandalye taşımak, masa hazırlamak, bulaşık yıkamak, el yıkamak, diş fırçalamak, masa silmek, odasını temizlemek gibi). Bazı ev işlerini ve öz bakımlarını çocuğunuzun yapabileceğini bilmesini sağlamak, onların sorumluluk bilincine varmadaki mutluluğa şahit olabilmeleri için ehemmiyetlidir. Çocuğunuzla geçireceğiniz bu vakitlerde dikkate alınması gereken birkaç hususu vurgulamak istiyorum.

  • Çocuğu asla zorlamaya gerek yoktur. Birlikte yapabileceğiniz veya yardıma ihtiyaçları olduğunda onlara yardım elinizi uzatabileceğiniz kolay bir iş bulun.
  • Çocuğunuzun kendini başarılı hissetmesi için gerekirse çocuk süpürgeleri ve uygun mutfak gereçleri bulundurabilirsiniz.
  • Çocuğunuza bu görevleri nasıl yapacağını göstermek için mutlaka zaman ayırın.
  • Hareketlerinizi yavaş tutun ve aynı anda konuşmanızı sınırlandırın böylelikle sizi taklidi kolaylaşır.
  • Yanınızda size yardım eden küçük bir el varsa evin etrafındaki işleri yapmanız daha eğlenceli hale gelecektir.
  • Mükemmelliği bırakın-dökülenlerin tamamen silinmediğini, saksı bitkisinin dibinde çok su olduğunu görebilirsiniz.
  • Becerilerin iskeletini oluşturup her seferinde başka bir adımla başlayın ve üzerine inşa edin.
  • İkili çalışmanızın tadını çıkarın. Şayet işte zorlandığınızı hissetmeye başlarsanız, birkaç hafta sonra geri dönün.

Giyinme Alıştırmaları: Çocuğunuzun kendi kendine giyinmeye merak geliştirdiği dönemler, onun fiziksel gelişimi ile doğru orantılıdır. Fermuar açma-kapama, düğme ilikleme, kopça takma, ayakkabı bağı bağlama, kadife kanca (cırt cırt) veya kemer takma gibi alıştırmaları uygulamanız sayesinde el becerilerinin gelişmesine yardımcı olursunuz. Resimdeki gibi özel bir materyal ile yapılması gerekli olmadığından annelerin yaratıcı gücüne göre herhangi bir ev yapımı alıştırma da değerli olacaktır.

 

Transfer Alıştırmaları (su, kuru fasülye, pirinç, boncuk…vs): Bir yerden başka bir yere eşya taşımak, hatta keşfettiği kapları su ile doldurup birbirine boşaltmak çocuklarda içgüdüsel hareketlerdendir. Bunları birer ders[2] gibi sunarsanız, yere/masaya dökmeden su boşaltma, içecek doldurma, pirinç aktarma gibi alıştırmalar sayesinde hem oyalanacaklar hem de el becerilerinin daha iyi gelişeceğini gözlemleme imkanı bulacaksınız.

 

Katlama dersi; küçük ve resimdekine benzer çizgiler oluşturduğumuz mendiller ile başlanabilir. Bu ilerde kendi eşyalarını katlamayı becerebilmesi için bir ön hazırlıktır. Marie Kondo[3] katlama metotlarını basit olanlarını uygulama ile devam edilebilir.

İpe boncuk dizme, aslında düğme, delikli makarna vs ile de yapılabilecek çok yönlü ve çocukta uzun süreli konsantre geliştirecek bir iştir. Çocuğunuzun yeteneğine göre delikleri geniş boncuklardan daha dar delikli boncuklara geçiş sağlayarak alıştırmayı aşamalandırmanız ve çeşitlendirmeniz mümkündür.

 

Şişe ve kapak eşleştirme, mutfakta arta kalan şişeleri ve kapaklarını bir sepete koyduktan sonra çocuğunuza eşleştirmeyi gösterebilirsiniz. Kapakların döndürülerek açıldığını açıkça gösterip ve ilk birkaç seferinde yapılışını tekrar ettiğiniz takdirde zaman içinde çocuğunuzun bu işte ilerlediğini görebilirsiniz. Şişeleri ve kutuları belli aralıklarla değiştirebilirsiniz.

Damlalık çalışmaları, resimde görüldüğü üzere düzenlenebilir. Gıda boyası ve gül suyu kullandığınız takdirde çocuğunuz hem motor gelişimini sağladığı hem de duyu organlarını geliştirdiği bir aktivite olacaktır.

Makas kullanma alıştırmalarında dikkat edilmesi gereken husus, sivri uçlu makasların kullanılmamasıdır. İlk olarak çok basit kesimler verilmeli ve çocuk kesme kabiliyetini geliştirdikçe daha zorlayıcı kesimlere geçebileceği gibi yukarıdaki resim size örnek olması için seçilmiştir.

 

Tabiat Çalışmaları ve Doğa ile Uyumlu Akıl

 Gardner’in çoklu zeka teorisinde sekizinci zeka olarak saydığı Tabiat Zekası aslında Montessori eğitiminde yıllar öncesinden keşfedilmiş, bağlantıları kurulmuş bir tür zekadır[4]. Çağımızda hiperaktivite, endişe ve hatta intihar eğilimlerine en tabi’i ve hakiki şifanın, tabiat ile bağ kurmak olduğuna inanan Richard Louv aslında Montessori eğitmenleri için yeni bir şey söylememiştir. Çocuklarımızın öğrenme merakları ve içlerinde fıtri olarak bulunan doğa sevgisi bizleri yönlendirmelidir.   Çocuğun doğal ilgisini ve yönelimlerini takip edin ve doğanın belirli bir yönüne ilgi gösterdiğinde, onu daha ayrıntılı bir şekilde açıklamak için zaman ayırın[5]. Birlikte çiçek soğanları ekmek, baharat bahçesi oluşturmak, vazoya çiçek aranjmanı ile uğraşmak, evcil hayvan yetiştirmek, botanik bahçelerini ziyaret etmek, pikniğe gitmek ve etraftaki doğa ile bilinçli bağ kurulmasını öneririm.

 

Duyuların Eğitimi

Duyulara yönelik egzersizler beş duyunun gelişimi ve tasfiye edilmesi ile ilgilidir. Böylece çocuğun zekasını ve kontrol kabiliyetini keskinleştirir ve onu daha gelişmiş işlere hazırlar[6]. Montessori ortamında alıştırmalar belirli bir sıraya göre yerleştirilmiştir. Her adım bir diğerine hazırlar ve düzenli bir şekilde ilerlemelerine vesile olur. 3-6 yaş çocukların tanımak ve farklılıkları ayırt etmek, bütünleştirmek ve soyutlaştırmak, eşleştirmek, gruplamak ve tasnif etmek, aynı özelliklerde seriler yapmak gibi becerilerini ve duyularını geliştiren materyallerden müteşekkildir.

Bu materyallerin tanıtımını benzer işi görebilecek ev eşyaları bulabilmeniz veya evde benzer materyalleri yapabilmeniz için sunuyorum.

Pembe kale, Montessori ortamındaki çocukların üst üste dizmekten son derece mutluluk duydukları bir çalışmadır. On adet özenle oluşturulmuş tahta küplerden oluşur. Çocuk hacim, ağırlık, büyükten küçüğe dizme, küpler yani geometriye giriş gibi konularda el yöntemiyle alıştırma yapmaktadır.

Topuzlu silindirler, Montessori materyallerinin en ilgi çekici olanlarındandır. Geometri şekillerini öğretirken sınıflandırma, gruplama, istifleme vb. konuları duyu yolu ile ele alınmış olur. Silindirlerin çaplarında ve boyalarındaki değişmeler ile ağırlıklarının da değişiyor olması çok yönlü bir çalışma olarak karşımıza çıkar.

Kumaş parçaları eşleştirme, doku ve görsel yönlerden farklı kumaş parçalarının ikişerli kare şeklinde bir sepet içinde bulundurulması ile oluşturulur. Çocuğa bu kumaş parçalarını desenlerinden veya kumaşın dokusu yoluyla eşleştirme becerisi öğretilir. Hatta ilerleme gösterdikçe bu iş gözü kapalı bile yapılabilir. Tüylü, tüysüz, yumuşak, sert, çiçekli, puantiyeli gibi kavramların üzerinde durulabilir.

Termal şişeler sıcaklığı ve soğukluğu hissetmek ve eşleştirmek için kullanılır. Çok sıcak, sıcak, ılık ve soğuk su ile doldurulan termal şişeler çocukların doku hissini kullanması yoluyla eşleştirilir. Bu alıştırmayı evde bardaklar veya kavanozlarla da yapabilirsiniz. Öğretilecek kavramlar; sıcak, daha sıcak, soğuk, ılık, çok soğuk, daha soğuk olabilir.

Renk eşleştirme, çocukların en sevdiği ve çok yönlü yapılacak bir faaliyettir. Ev eşyaları ile de kolaylıkla yapılabilir. Renkli karıştırma kaplarına evdeki renkli eşyaları eşleştirme oğlumla en çok yaptığımız faaliyetlerden biridir.

Şekil eşleştirme, çocuklara şekillerin tedrici olarak öğretilmesi ile yapılır. İlk önce kare, yuvarlak, üçgen gibi basit şekillerden başlayıp daha sonra dikdörtgen, pentagon, oktagon, oval şekillerine geçilebilir. Şunu unutmamalıdır ki sizi yönlendirecek olan, burada yazılanlardan ziyade, çocuğunuzun ilgi duyduğu şekillerdir. Önceliğiniz çocuğunuzun ilgisine göre değişebilmelidir.

 

Pürüzlü ve pürüzsüz tahta, Montessori raflarında bulunur. Pürüzlü, pürüzsüz, kaygan, sert gibi dokunma ile ilgili kavramları evinizde herhangi bir eşya ile öğretebilirsiniz. Parlak, mat, sert, daha sert, çok sert gibi ayrıştırıcı kavramları eklemeniz yerinde olacaktır.

 

Gizem çantasının içine çocuğunuzun adını bildiği; anahtar, pamuk topu, çam kozalağı, düğme, küçük sepet gibi birbirinden çok farklı yaklaşık 10 nesne koyunuz. Torba, açıklığı size en yakın olacak şekilde masanın üzerine düz bir şekilde yerleştirin. Bakmadan eliniz torbanın içindeyken bir nesne seçin. Nesneyi hissedin ve çocuğa ne hissettiğinizi, yani yumuşak, kabarık, hafif diye söyleyin. Ne olduğunu bildiğinizi düşündüğünüzde, nesnenin adını yüksek sesle söyleyin: Mesela, bence bu pamuklu bir top. Bu faaliyet hem çocukların nesne isimlerini tekrar etmesi yönüyle bir dil eğitimi, hem de amacı itibariyle çocukların stereognostik duygusunu ve malzeme görselleştirmesini geliştirmektir. Çocuk hata yapıp yapmadığının kontrolünü yanındaki ile yapabilir. Ayrıca gizem çantasının içindeki 10 objeyi haftada bir değiştirmeyi unutmayın.

 

Ses eşleştirme şişeleri, içine koyduğumuz değişik malzemeler ile farklı sesler oluşturulur. Pirinç, misket, minik çanlar, makarna gibi. Sonra da aynı sesler bulunup eşleştirilmeye çalışılır.

Montessori Renkli Tabletleri, eşleştirme aktivitelerine renk sunar. Renkli Tabletler renk dünyasına giriş niteliğindedir. Bir çocuk, aynı renkleri birbiriyle eşleştirme şansı kazanır ve renklerin birbirleriyle nasıl ilişkili olduğunu keşfederken görsel ayrımcılık becerilerini geliştirir.

Koku eşleştirme şişelerinin içine reyhan, nane, limon, sarımsak gibi kokusu ayırt edilebilen baharatlar veya meyve kabukları konulabilir.

İç içe geçmiş Geometrik Metaller[7], esasen çocukların yazı yazma becerilerini ilerletmek için kurgulanmıştır. Çocuklar seçtikleri iki değişik renkteki kalem ile pembe metal setlerin hem içindeki şekli kopyalarlar hem de mavi metal setlerin etrafından kopyalarlar. Bence bunu evinizdeki değişik şekilli eşyaların beyaz bir kâğıt üstüne kopyalanması şeklinde de yapabilirsiniz. Daha geniş bilgi için dipnottaki web sayfasını ziyaret edebilirsiniz. Öğrenilebilir kavramlar, kare, trapezoid, yuvarlak, oval, pentagon, dikdörtgen, dört parçalı yaprak (katrefoil), eğrisel üçgendir.

Büyükten Küçüğe Geometrik Şekiller, her ortamda keşfedildikçe tekrarlanabilecek faaliyetlerdendir. Geometrik şekillerin isimlerini öğrenen çocuk aynı zamanda onları çevresindeki eşyalarla benzerlik kurar ve kıyaslayabilir. Buna teşvikleriniz önemli olacaktır.

 

Sanat

Resim çizmek ve renklendirmek, çamur hamuru ile oynamak, kesmek biçmek yapıştırmak, dikişe başlangıç alıştırmaları, müzik notaları ve çanlar çocuktaki sanatsal gelişimi destekleyen faaliyetlerdendir. Bunlardan büyük bir kısmı güvenilir ve uzman kişilerden elde edilebilecek öğrenimlerdir. Okul öncesi yaştaki çocukların oynamaktan en çok zevk aldığı boya, parmak boyalarıdır. Evde yapmanızı öneririm. Yapılışı şöyledir: Bir tencerede 4 yemek kaşığı şeker ve ½ fincan mısır nişastasını karıştırın. Karışıma 2 bardak suyu ekleyerek orta ateşte pişirin, kalın olana kadar karıştırın. Karışım soğuduğunda, küçük kaplara kaşıklayın ve gıda boyası ekleyin. Çeşitli karton kutular, sayfalar veya parlak kağıt üzerinde tasarımlar yapmak için parmak boyalarınızı kullanabilirler. Ayrıca gıda boyalarını karıştırırken ana renkler ve yan renkler dersi vermeniz de güzel olur.

“Resim konusuna gelince çocuğun ne isterse onu çizmesi boyaması sonra da onunla ilgili konuşturulması en uygunudur. Çocuğun doğallığını içten gelen isteklerini ve kendini nasıl ifade etmek istediğini bu noktada engellememeniz yani çocuğa çizmesini istediğiniz şeyler hakkında taleplerde bulunmayınız. Çizdiği şey hakkındaki görüşünü de eleştirmeden empati ile dinleyiniz.[8]

 

Dilbilgisi Gelişimi, Okuma-Yazma Egzersizleri, Matematik, Fen Bilgisi, Kültür ve Coğrafya, Beden Eğitimi konularını ele alacağım bir sonraki yazımda görüşmek ümidiyle derken son olarak disiplin konusunu ele alarak yazımı bitirmek isterim.

 

Çocuklarımıza Sevgi ile Sınırlar Koymak

Küçük oğlum gittiğimiz gezmelerden ayrılmaktan nefret ediyordu. Bu yüzden eve gitme zamanı geldiğinde dehşete düşmeye başlardım. “Onun ziyaret ettiğimiz mekandan ayrılmasını nasıl sağlayacağım?” diye kara kara düşünürdüm. Ne kadar kalırsak kalalım, daima gözyaşları vardı. Bu konu anneleri tüketen, yoran önemli bir meseledir. Sınırlamalar koymanın zorluğunu anlıyorum. Çocuğumuzun acı çektiğini görmek kolay değil. Dahası, oyun alanından dışarıya doğru kucağımızda taşırken onları ağlatan biz olduğumuzu hissettiğimizde kendimize çok yükleniriz. Yani her zaman denediğim bir şeydir; net sınırlar vermek, çocuğa zaman tanımak ve üzüldüklerinde anlayış ve empati vermek arasındaki dengeyi bulmak. Malumunuzdur ki bu öyle her seferinde başardığımız bir şey değildir.  Peki Montessori ortamında disiplin nasıl olmalı diye merak edersek ne ile karşılaşırız.

Montessori Tarzi Disiplin Nedir? (Musamahakar mı, otoriter mi?)

Aslında, Montessori tarzi disiplin yaklaşımı ne tam olarak “müsamahakar” ne de “otoriter” dir. Bu aslında çocukların belirli özgürlüklere sahip olduğu, bunun yanında açıkça anlatılan ve tutarlı sınırlar[10] içinde bulunduğu bir yaklaşımdır. Bu, çocuklarımıza rehberlik ederken şefkatli, saygılı ve destekleyici olduğumuz anlamına gelir.

Sınırlarımızı belirlemede bizlere nelerin yardımcı olabileceğini daha yakından inceleyelim:

  1. Net olmanın, yani sınırlarla ilgili kelimelerimizi ‘açık’ ve ‘tutarlı’ olarak söylemenin zor olduğunu biliyorum. Bir gün sabrımız olduğunu hissederken başka bir gün yorgun ve kendimizi reaktif hissedebiliyoruz. Bu yüzden kendime yardımcı olarak bulduğum şey, açık ve net ev kurallarına sahip olmak. Kurallarımızı belirlerken çocuklarımızın gözlerini çevirmesine neden olacak kadar çok fazla değil. Ama evimizde neyin önemli olduğu konusunda yeterli olacak kadar kural olmalıdır.

Bazı örnekler vereyim; “Bu evde birbirimize karşı nazik olacağız”, “Masada yiyoruz”, “Karşılıklı rıza ile kaba oyun oynayabiliriz” (bunu küçük çocuklarla bile kullandım ve tüm kelimeleri anlamasalar bile ne demek istediğimi anlıyorlardı), “Yumruklarını değil, kelimelerini kullan”.

  1. Sevgi ile sınırlar koymak yani çocuk seviyesine inmek; ciddi ama sevgi dolu bir ses kullanmak; bulunduğumuz yerden bağırmak yerine konuşmak için herhangi bir odayı seçmek; önce kendi öfkemizi yönetmek (nefes almayı veya gerekirse odadan çıkmayı unutmayın); çocuklarınızı üzgün / öfkeli / sinirli vb. olduğunda saygı ve empati göstermek ve kontrolü kaybetmeleri durumunda onları tutmak veya güvende tutmak için orada bulunmaktır.

Örneğin, parktan ayrıldıkları için üzüldüklerinde, ağlıyorlarsa, diyebiliriz ki, “gerçekten parkta kalmak seni çok mutlu edecekti. Çok eğleniyordun! Seni anlıyorum. Ama gitme zamanı geldi.”

  1. Sebepler önemlidir. Bazen bir çocuk bize “Neden?” diye sorar ve biz “çünkü öyle dedim” diye cevap veririz. Gerçekten yorgun olsak da ve kendimizi tekrar etsek bile, gerçekten bir limit belirlemenin ve bunu çocuklarımıza iletebilmemizin bir sebebi olduğunu düşünüyorum. Örneğin, “Bana vurmana izin veremem. Güvenliğim benim için önemlidir. Ama onun yerine bu yastığa vurabilirsin.”
  2. Yetenek ve yaş akılda bulundurularak özgürlük miktarları (ve sınırları) çocuğun yaşına ve yeteneğine bağlı olacaktır. Belirlediğimiz sınırlar değişecektir ve çocuğumuz büyüdükçe değiştirilmesi gerekir. Genellikle çocuklara yaşlarıyla artan sorumluluklar verebilmeliyiz.

Çocuklarımızı kontrol etmek istediğimiz için müzakereye karşı açık olma eğiliminde olmalıyız. Özellikle büyük çocuklarda bir ev kuralının değişmesi gerektiği düşünülüyorsa, bunun tartışmaya ve hepimizin mutlu olacağı bir yol bulmaya açık olması gerekmektedir. Örneğin, 2 yaşındaki bir çocuk iki uygun kıyafetten birini seçebilirken, büyük bir çocuk giymek istedikleri şeyleri hepsinin seçimlerini kendi yapacaktır. 2 yaşında bir çocuğun cadde boyunca yürürken bir yetişkinin elini tutması gerekirken, daha büyük bir çocuk tek başına yoldan geçebilmeyi öğrenir.

  1. Çocuklarla mümkün olduğunca ortak ve birlikte çözümler bulmalıyız. İnsanlar özerkliğe sahip olduklarını ve kontrol edilmediklerini hissetmeyi severler, buna çocuklar da dahildir. Dır dır ettiğimizde ve işleri çok fazla kontrol etmeye çalıştığınızda, isyan etmek isteyen veya fazla boyun eğen bir çocuğumuz olacaktır.

Bunun yerine, onların ihtiyaçlarını ve kendi ihtiyacımızı karşılamanın bir yolunu bulmak için çocuklarımızla birlikte çalışalım. Örneğin, “Şuraya tırmanman gerekiyor sanırım. Ben de seni güvende tutmak istiyorum. Nasıl olduğunu henüz bilmiyorum, ama her iki ihtiyacı da karşılamak istiyorum.” Sınırları bir araya getirmek için çocuğumuzla birlikte çalışırken neler ortaya çıkabileceği konusunda şaşıracaksınız. Deneyin ve görün lütfen.

  1. Çocuğumuzun güvenliğini sağlamak en ilk görevlerimizdendir. Sokakta yürürken ya da sıcak bir fırın yanında ya da elektriğin yanında olmak gibi güvenliğin söz konusu olduğu yerlerde, belirsizliğe yer yoktur. Onlara kuralımızı hatırlatırken, fiziksel bir şekilde onları tehlikeli bölgeden uzaklaştırmalıyız da. Böylece “dokunmayın” veya “sokaktan uzak durun” demek gerçekten “o nesneden uzaklaşın” veya “sokaktan uzaklaşın” anlamına gelir.

Öğretirken kendimizi çok tekrarlamalıyız ve her seferinde kuralın hala geçerli olup olmadığını çocuklar kontrol edecektir. Ancak onları fiziksel olarak tehlikenin yanından kaldırdığımızda mesajımızı daha açık bir şekilde almış olacaklardır.

Unutmayınız ki limitleri belirlerken, çocuğumuzla güçlü bir duygusal bağlantı içinde olmak önemlidir. Çok fazla uyum sağlayamazsak, kurallara bir ara verip çocuğumuzun duygusal kovasını doldurmaya ve bağlantıyı yeniden kurmaya başlamalıyız.

Biz ebeveynler, sevgimizi mantığımızla birleştirip güzel ve anlamlı disiplin ve eğitim yöntemlerine ulaşabiliriz.

Amy Montessori