Kur`ân Hukuku`nda Faizcilere Ceza Var Mıdır

Aşağıdaki makalede açıklanan hükümler, seküler/laik bir toplumda değil Kur'ân ve Sünnet yasalarına göre yapılandırılmış bir toplumda uygulanabilir kurallardır.

Tarih : Agustos 04, 2017
Sayı : Temmuz-Ağustos 2017
Konu : İnceleme
Yazar :Ali Rıza DEMİRCAN

 

Aşağıdaki makalede açıklanan hükümler, seküler/laik bir toplumda değil Kur'ân ve Sünnet yasalarına göre yapılandırılmış bir toplumda uygulanabilir kurallardır.

Şanı yüce olan Rabbimiz Mekkî Rûm sûresinin 39. âyetinde faizi yermiş, Medenî A.İmran Süresinin 130. âyetinde birleşik faiz yasaklamış ve Bakara 275 ile de faizi tüm türleri ile haram kılmıştır.

Rabbimiz, haram kılındığını bilerek faizli işlemleri sürdürenlerin Cehennem azabı ile cezalandırılacaklarını da bildirmiştir. Ancak âhiret cezasıyla yetinilmemiştir. İslâm Dîni’ne gerçekten inanılıyor/güven duyuluyorsa faizli işlemlerin bırakılması, aksi takdirde kendilerine Allah ve Peygamberi tarafından bir diğer anlatımla İslâm Düzeni tarafından savaş açılacağı bildirilmiştir. (Bakara 2275, 278-9)

Peygamberimiz bu âyetlerin çizgisinde yönettiği İslâm Toplum’unda faizi müminlere yasakladığı gibi egemenlik alanı içindeki gayr-ı müslim topluluklara da yasaklamıştır. Mesela Necranlılar[1] ve Taiflilerle[2] yaptığı anlaşmalarda faizli işlemler yapılmayacağı şartını koymuş, bu yasağı ihlal edeceklerin yapılan sözleşmelerin sağlayacağı dokunulmazlıklardan yaralanamayacakları açıklanmıştır.

Yukarıda anlam olarak değinilen Bakara sûresinn 279. âyetinde, “Eğer faizli uygulamayı bırakmazsanız Allah’ın ve Elçisinin (İslâmi Düzen’inin ) size harb/savaş açacağını bilin…” buyrulmaktadır.[3]

Hac 39, Nisa 91 ve Bakara 190’da açıklandığı üzere Kur’anî düzende savaşa girilmesi ancak savaş açılması durumunda meşru olacağı için faiz sistemini kurup yaşatma savaş ilan etmedir. Bu sebeple Bakara 279, “savaş açtığınız için size savaş açılacağını bilin “şeklinde anlaşılmalıdır.

Bu âyette “harb “sözcüğü kullanılmaktadır. Faiz sistemini kurup işletmek savaş açma olduğu için İslâm Düzeni tarafından savaş açılma sebebi olacaktır. Hz. Ebu bekir döneminde İslâm Devleti’ne ödenmesi gereken zekâtları vermeyeceklerini bildiren topluluklara toplumsal kaos olarak açıklanabilecek Fesad’a sebebiyet verdikleri için ( Allah bilir Mâide 33’den dolaylı bir çıkarımla ve) sahâbelerin onayıyla savaş açılabildiğine göre [4] faizli işlemleri sürdüreceklerini bildirilen topluluklara ve fertlere de Kur’ân’ın sarih hükmü gereği savaş açılabileceği zahirdir. Açıklamalarımızı sürdürelim:

a. İslâm Düzeni’nin egemen olduğu toplumda Müslüman veya gayrı müslim faizciler bir güç oluşturup faizli yapıyı kurup işleteceklerini bildirir ve filen uygulamaya geçerlerse onlar üzerine silahlı kuvvetler gönderilerek savaş açılabileceğini açıkladık. Ancak savaş açılması gereği yalnızca Bakara 279’ un gereği değil Maide 33’ün de icabıdır. Bilinmesi gerektiği üzere Maide sûresinin 33. âyetinde şöyle buyurulmaktadır:

“Allah'a ve Elçisi'ne karşı harb edenlerin/savaşanların ve yeryüzünde fesadı yaymaya çalışanların cezası öldürülmeleri veya asılmaları veya ellerinin ve ayaklarının çaprazlama kesilmesi yahut yeryüzünden sürülmeleri/hapsedilmeleridir. İşte bu, onların bu dünyada uğrayacakları aşağılıktır. Öteki dünyada ise [daha] korkunç bir azaba uğrayacaklardır.”[5]

Bu âyette “Yuharibunellahe ve Resulehü ve yes’avne fil’erdi fasadaen/ Allah'a ve Elçisi'ne karşı harb edenlerin/savaşanların ve yeryüzünde fesadı yaymaya çalışanların” şeklinde “savaş açma ve fesad çıkarma” fiilleri kullanılmaktadır. Faiz Sistemi’ni ikame etmenin Allah’a ve Resûlü’ne savaş açma fiili olduğunu Bakara 229’dan biliyoruz. Bu fiilin faiz yoluyla toplum servetini sömürme girişimi olarak fesad suçunu içerdiği de açıktır.[6]

Dolayısıyla faiz sistemini ikame Maide 33’ün icabı olarak da savaşılması gereken bir sosyal olgudur.

“Allah'a ve Elçisi'ne karşı harb edenlerin/savaşanların ve yeryüzünde (İslâm ülkesinde veya islâm ülkesinin anlaşma yaptığı ülkede) fesadı yaymaya çalışanların “ – silahlı veya silahsız başkaldırı şekline göre- uygulanacak cezası ise öldürülme, asılma veya el ve ayakların çaprazlama kesilmesi ya da sürgün edilmedir. Maide 34’e göre bu cezanın bir kısmından olsun kurtulabilecekler yenilip yakalanmadan/ele geçirilmeden önce tövbe edip teslim olabilenlerdir.

b. Kur’’ân ve Sünnet yasalarına göre yönetilecek toplumda başkaldırıcı bir güç oluşturmaksızın Müslümanlar veya gayr-ı müslimler tarafından ferd ferd yapılacak faiz eylemlerine de savaş ilan edilebilir. Savaş açmak mutlaka öldürmek anlamına gelmeyeceği için bu savaş, İslâm toplumunda kaos oluşturabilecek ısrarkâr faizci fertler için siyasî, ekonomik ve toplumsal aktivitelerini engelleme, hukukî ve malî yönden cezalandırma şeklinde olabilir.

Suça birebir karşılık olarak nitelenebilecek Kur’anî ceza, bu tür cezaların mesnedini oluşturabilir. Şûra 40 da şöyle buyrulur:

“Bir suç, ancak her yönü ile ona denk olacak bir ceza ile cezalandırılır. Kendisine karşı suç işlenmiş kişi bağışlar ve uzlaşıyı sağlarsa mükâfatını Allah’tan alır. Allah cezalandırmada aşırı gidenleri sevmez.”

İslâm Ceza Hukuku’nda tüm suçlara uygulanabilecek genel bir yasa olan bu âyet ve benzerlerine göre verilebilecek ceza, kısmen işaret edildiği üzere toplum düzenini bozmak olarak başta kamu haklarından yoksunluk, ticaretten, ithalat ve ihracattan men veya faiz yoluyla kazanılanın bir misli malî ceza ya da benzerleri olabilir. [7]

Doğruları en bilen Allah’tır. Verdiğimiz bu cevapla bir ilmi tartışma başlatabilirsek hayırlara vesile olacaktır.

------------------------------------

[1] Hz.Peygamber İslâm uyruğunda bulunmayanlara ribayı/faizi terketmeleri gerektiğini teklif etmediği halde İslâmın zimmetini kabul eden Necran Hıristiyanlarına riba yememek ve riba yedikleri takdirde zimmetin sağladığı haklardan mahrum olacaklarını bildirmek üzere onlara söz vermiş ve onlara “Ya ribayı terkedersiniz veya Allah ve Resûlünden harb açılacağını bilmiş olunuz” denilmiştir./Hamdi Yazır, Hak Dîni Kurân Dili, Bakara 2/279. Ayrıca bak. M.Hamidullah İslâm Peygamberi, Madde,1029)

[2] Taifliler diğer bazı şartlar yanısıra faize izin verilmesi koşuluyla Müslüman olacaklarını bildirdiler ise de bu şart Peygamberimiz tarafından kabul edilmemiştir. (T.D.Vakfı İslâm Ans. 39/445)

[3] Hz. Peygamberin savaş açması mümkün olsa da Allah’ın savaş açması mümkün olmadığından âyet mecazi olup Allah’ın ve Resûlü’nin hükümlerini uygulayan İslâmî düzenin savaş açması anlamına gelmektedir.

[4] TT.D.Vakfı İslâm Ans. 10/1008

[5] Peygambere savaş açılabileceği düşünülebilirse de Allah’a savaş açılamayacağından ayeti, Allah’ın ve Elçisinin koyduğu yasaları uygulayan İslâm Düzeni’ne baş kaldırı olarak algılamak konumundayız.( Bu âyetle ilgili çelişik görüşleri bir arada görmek için bak. Hayrettin Karaman…Kur’an Yolu 2/260)

[6] Yeryüzünde Fesat çıkarma, Kur’ânın bütünlüğü içinde İslâm Ülkesi ve antlaşmalar yaptığı ülkelerde can dokunulmazlığını çiğneme, malların değerleriyle oynayıp onları batıl yollarla yeme, ürünlerin özgün yapısını bozma ve nesli ahlâken çökertme şeklinde anlaşılmalıdır. (Bak. Bakara 205; Hûd 84-5;Tâhâ 81 )

[7] Bakara 275 ve devamı ayetlerin nüzul sebebi olarak zikredilen aşağıdaki rivayet –Salât üzerine olsun- Peygamberimizin ceza uygulattırdığını göstermektedir:

Mekkeli Ben-ü Müğîre ile Taifli Ben-ü Amr kabileleri arasında faiz yasağı gelmeden önce başlamış faiz ilişkisi problem oluşturur: Ben-ü Müğîre birikmiş faiz borlarını ödemek istemez. İhtilaf Mekke valisi aracılığı Peygamberimize bildirilir. O da Mekke valisine gönderdiği talimatla faizi sürdürmek isteyenlerin savaş ilan ederek cezalandırılmasını emir buyurur.( Suyûtî ed-Dürru’l- Mensûr… Bakara 2 /279, 1 /366 )