ANALİZ

Yasin AYDOĞAN

 

Kadın Cinayetleri “erkeklik” Sorunu Değil “insanlık” Sorunudur

İnsanın düzelmediği yerde hiçbir şey düzelmez, düzeltilemez. İnsanın-insanlığın doğmakla biten bir şey olmadığını her akıl sahibi bilir. İnsan insan doğar ama insan kalamayabilir, çünkü insanı insanlıktan koparmak-uzaklaştırmak için türlü engeller, bariyerler var hayat içinde. İnsan bozulursa her şey bozulur, önce insanı düzeltmek gerekiyor.

Risklerle dolu hayat içinde insanın insan(ca) kalmasının yolu, insanı yoktan var eden Allah’ın sözüne kulak vermekten geçiyor.

Vahyi referans almayan yaşam biçimleri-ideolojilerin hiçbir şeyi düzeltemeyeceği aşikâr. Her şeyi yerinden ediyor, hayatı yırtıyor ideolojiler.

İdeolojiler, Şanı Yüce Rabbimizin sözünü (Kelamullah) belirleyici kabul etmedikleri için var olan hiçbir şeyi yerli yerine koyamıyorlar.

Bu manada ne kadın kadın olarak ne de erkek erkek olarak kalabiliyor varlığını sürdürebiliyor.

Erkek ve kadının birbirinin mütemmim cüzü (tamamlayıcı) olması aslında muazzam bir kompozisyon bütünlüğü üzerinden var edilmiş dünyanın gerçekliğine ne kadar da uygun düşüyor.

Şiddet, bir kişi veya gruba yönelik; mağdurun bedensel bütünlüğüne, mallarına veya simgesel ve kültürel değerlerine zarar verecek şekildeki her türlü davranıştır.

Şiddet, kötüye kullanılan kuvvettir.

Şiddet, dizginlenemeyen, kontrol edilemeyen güce, öfke duygusuna mahkumiyettir. Güçte, kuvvette, baskılamakta tefrittir, haddi aşmaktır.

Bu manada farklı şiddet türlerinden bahsedilebilir ki toplumda istisnasız hepimiz bu konuda mağduruz.

Ekonomik şiddet: Cebimizde, kasamızda olana dair hakimiyet şedid güçlerin elinde, dijital ortamlarda nakit değerlerimizi istedikleri gibi indiriyor kaldırıyorlar.

Siyasi şiddet: Politik arenada, yetki, etki, rütbe sahiplerinin şedid arzu ve iştihalarına mahkûm oluyoruz.

Cinsel şiddet: Her platformda cinsel imaj içeren görsel sunumlarla şedid bir bombardımana maruz kalıyoruz.

Kültürel şiddet: Dominant kültürün baskılayan, savuran, bağımlı kılan şedid rüzgârı ile savruluyoruz.

Dini şiddet: Doğru anlaşılamayan, güzel örneklik ile pratik rehberlik yapan Elçilerin (a.s.m) izini süremeyerek ğayri akli, absürd yorumların şedid sunumlarına muhatap ediliyoruz.

Son dönemde yazılı ve görsel medyada çokça gündeme gelen kadın cinayetleri, kadına yönelik şiddet hususunda toplum olarak şiddetli depremler yaşıyoruz.

Özetlemek gerekirse haberlerde yer alan ve medyaya yansıyan, vuku bulan vahim olayların bir kısmını şöyle sıralayabiliriz.

İstanbul Sözleşmesi tartışmaları da sürerken Temmuz ayında 36 kadın cinayeti işlendi, 11 kadın şüpheli bir şekilde ölü bulundu. Öldürülen 36 kadından 18’inin neden öldürüldüğü tespit edilemedi, 5’i ekonomik bahaneyle, 13’ü de boşanmak istemek, barışmayı reddetmek, ilişkiyi reddetmek gibi kendi hayatına dair karar almak isterken öldürüldü.

Evden kaçma bahanesiyle ateşli silahla vurularak öldürülen, boşandığı şahıs tarafından sokak ortasında, kızının gözleri önünde kesici aletle öldürülen; ateşli silahla vurulmuş bir şekilde hastane kapısına bırakıldıktan sonra hastanede ölen; evinin önünde ateşli silahla vurularak öldürülen; evinin balkonundan atılarak öldürülen; evli olduğu erkek tarafından şiddete maruz kaldığı için sığınma evine yerleştikten sonra ateşli silahla öldürülmüş şekilde bulunan; ateşli silahla ağır yaralandıktan sonra kurtarılamayarak hayatını kaybeden; iple boğularak öldürülmüş şekilde bulunan; sokak ortasında ateşli silahla öldürülen; miras meselesi bahane gösterilerek kesici aletle öldürülen; kıskançlık bahane gösterilerek kesici aletle evinde öldürülen; çocukların velayeti hususunda anlaşmazlık bahane gösterilerek işyerinin önünde boşandığı şahıs tarafından kesici aletle öldürülen; para tartışması bahane gösterilerek canına kıyılan; arazi anlaşmazlığı bahanesiyle taraflar arasındaki tartışma sırasında öldürülen; ayrılmak istemesi bahane gösterilerek eskiden birlikte olduğu şahıs tarafından fiziksel şiddet gördükten sonra vahşice öldürülen; kıskançlık bahanesiyle uykusunda boğularak öldürülen; boşanma aşamasında olduğu şahıs tarafından barışma isteğini reddettiği bahane gösterilerek silahla vurularak öldürülen ila ahir… Kadınlara yönelik cinayet haberlerini içimiz kanaya kanaya okuduk dinledik.

Bu trajedi yeni haberlerle sürekli tekrar ediyor.

Bir insanın haksız yere öldürüldüğü yerde insanlık ölmüştür.

İnsanın iç dinamiklerini katleden, ruhi değerlerini hiçe sayan her düşünce biçimi bu cinayete ortaktır.

Mesele sadece kadına yönelik de değil topyekûn insana ve insanın ekremiyetine, şerefine yönelik bir arsız saldırıdır.

Erkeğin ve kadının yaratılış amacına aykırı yaşam biçimleri, düşünce sistemleri, hepsi, üreyen bu mikrobun ve kanayan bu yaranın müsebbibidirler.

Erkeğin kadına, kadının erkeğe (fark etmiyor) yönelik zulmü mutlaka toplumsal bir problemi ortaya çıkaracaktır. İnsanlıktan kopmuş öfkesini terbiye edemeyen erkeğin, gücünü kötüye kullanarak kadını baskılaması, şiddet uygulaması, canına kast etmesi erkeklik değil insanlık sorunudur.