GEZİ-YORUM

İRAN’IN KISA TARİHİ

 

Afra Nur KAYABAŞI

[email protected]

www.payidarseyyah.com

İran’ın bilinen en eski imparatorluğu Elamlılar’dır. MÖ 1100-600 yılları arasında hüküm sürdükleri tahmin edilmektedir. MÖ 550’de Persler bölgeye gelerek ele geçirmiş, MÖ 330’da ise Büyük İskender İran’ı fethederek hakim olmuştur. Böylelikle Helenistik kültür İran’a yayılmıştır. MÖ 220 yılına gelindiğinde ise bölgede Sasani İmparatorluğu kurulmuştur. MS 7. yüzyıla gelindiğinde ise, Sasanilerin zayıflaması ile İran’a İslam orduları hakim olmuştur. Emeviler ve Abbasilerden sonra İran’a Selçukluların hakimiyet sağladığını görmekteyiz. Moğolların İran’ı fethi ile bölgede İlhanlılar kurulmuş, ardından Timur hakimiyeti yaşanmış ve İran’da Karakoyunlu ve Akkoyunlu hakimiyeti görülmüştür. 1920’li yıllarda İran’da Kaçar Hanedanlığı’nın devrilmesi ile Pehlevi Hanedanlığı kurulmuştur. 1963 yılında İran Şahı “Beyaz Devrim” adı altında başta toprak ve eğitim olmak üzere ülkeyi kalkındıracak birçok reform hareketi başlatmıştır. Bu devrimler ile ülkenin petrol gelirleri ciddi artış göstermiş, dışarıdan aldığı destekler ile de İran, Ortadoğu Devletleri arasında en güçlüsü haline gelmeyi başarmıştır. Humeyni’nin halkın üzerinde etkili söz sahibi olması ile İran Şahı ülkeyi terk etmiş ve böylece 1979’da Pehlevi Hanedanlığı sona ermiş ve İran İslam Cumhuriyeti kurulmuştur. 2017’de yapılan seçimler ile Hasan Ruhani ikinci kez cumhurbaşkanı seçilmiş ve bugün hala görevine devam etmektedir.

Resmi adı İran İslam Cumhuriyeti olan İran’ın Türkiye, Azerbaycan, Ermenistan, Irak, Pakistan, Afganistan ve Türkmenistan ile kara sınırı bulunmaktadır. Resmi dili Farsça olan İran’ın başkenti Tahran’dır.

 

Gülistan Sarayı

UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde bulunan bu saray, Kaçar Hanedanlığı Dönemi’nde inşa edilmiş. Havuzlu büyük bir bahçesi ve sarayın dış cephesinin muhteşemliği oldukça göz kamaştırıcıdır. Bugün saray dediğimiz yapı ilk olarak I. Tahmasp tarafından 16.yüzyılda kale olarak inşa edilmiştir. Kaçar Hanedanlığı döneminde yeni birçok yapı eklenerek büyük bir saray halini almıştır. Gülistan Sarayı’nın büyük bir bahçesi bulunmakta. İran’da bulunan saray ve diğer yapıların en önemli özelliği büyük bir havuzlu bahçesi olması ve gül yetiştirilmesidir. Gülistan Sarayı da büyük havuzlu bahçesi ile İran kültürünün güzel bir yansıması olmuştur.

Gülistan Sarayı, birçok farklı yapıdan ve salondan oluşmaktadır. Bunlar; Mermer Taht Binası, Aynalı Salon, Fildişi Salonu, Rüzgar Binası, Yurt Binası gibi.  Aynalı Salon, şüphesiz Gülistan’ın en meşhur bölümüdür. Bu salonda Rıza Şah ve oğlu Muhammed Rıza Pehlevi’nin taç giyme töreni yapılmıştır. Versay Sarayı’nı gezen Şah, sarayda bulunun Aynalı Salonu beğenmiş ve kendi sarayına da yaptırmıştır.

 

Tecriş Çarşısı\Tahran Çarşısı veya Bazar-ı Bozorg

Gülistan Sarayı’nın yakınlarında bulunan bu Pazar çok uzun zamandır devam etmektedir. Kadim medeniyetlerde şehirler genelde bir çarşı ve cami etrafında kurulmaktadır. İran’ın da eskiden beri ayakta kalan, günümüze kadar gelmiş olan bu çarşısı İran’ın en büyük çarşılarındandır. A’dan Z’ye her şeyi bulabileceğiniz bu pazara girip da kaybolmadan çıkmak neredeyse imkansızdır. Pazarın bir de meydanı bulunmaktadır. Büyük bir cami bulunan bu avlunun kapılarından çarşıya kolayca geçiş yapılabilmektedir. Sıradan bir cami izlenimi bırakan bu yapı bile ihtişamlı görüntüsü ile İran’ın muhteşem sanat anlayışını gözler önüne sermektedir.

 

İran Ulusal Müzesi

İran’da bulunan önemli arkeoloji müzelerinden birisi olan müzede ayrıca Persepolis’te bulunmuş önemli tarihi eserler de sergilenmektedir. Eski kaplar, takılar, tabletler, figürler ve İran tarihi hakkında birçok şey arkeolojik malzeme burada bulunmaktadır. Müze tarihi açıdan İslamiyet öncesi ve İslamiyet sonrası olarak iki kısma ayrılmıştır.

 

Darband

Tahran’ın kalabalığından bunaldıysanız kafa dinlemek için harika bir mekandır Darband. Tahran’da Elbruz Dağı’nın eteklerinde bulunan ve her yerinden şelale akan bu dağ, sakin bir yürüyüş yapmak ve yemek yemek için ideal bir yerdir. Şelalenin kenarlarına birçok restorant ve çay bahçesi yapılmıştır. Ayrıca isterseniz şelalenin üzerinde güzel bir yemek yiyebilirsiniz. Dağcıların da sıklıkla kullandığı bir dağ olarak bilinen bu güzergahta, gezerken birçok grubu tırmanış için hazırlık yaparken görebilirsiniz.

 

Sadabad Müze Kompleksi

Darband gezisi ile yakın yerlerde olduğundan ötürü aynı gün içerisinde ziyaret edilebilecek mekanlardır. Bu kompleks Gülistan Sarayı gibi farklı binalardan oluşmaktadır. Kaçar ve Pehlevi Hanedanlığı Dönemi’nde 3 bin dönümlük arazi üzerinde inşa edilmiştir. Şah ve ailesinin yaşadığı alandır. 1018 yılında inşaatına başlanan kompleks, İslam cumhuriyetinin ilanı ile müzeye çevrilmiştir. Komplekste; Ahmet Şah Kajar’ın evi, Yeşil Müze (Green Palace), Beyaz Saray, Su Müzesi, Master Behzad Müzesi, Güzel Sanatlar Müzesi, Kraliyet Kıyafetleri Müzesi, Kraliyet araçları Müzesi ve kraliyet ailesinin yemek takımları, askeri malzemeler sergilenen yapılar da bulunmaktadır. Beyaz Saray dediğimiz yapı, 54 odadan oluşmakta olup Muhammed Rıza Şah ve eşinin yazlık sarayıdır. Devrim sırasında sarayın önünde bulunan şahın heykeli yıkılmıştır. Bugün heykelde geriye şahın ayakları, postalları kalmıştır. Oldukça büyük bir kompleks olan Sadabad’ı gezmek için 3-4 saat ayrılması gerekmektedir.

 

İmam Humeyni Türbesi

Ruhullah Humeyni, 20.yüzyıl İran tarihi açısından önemli bir şahsiyettir. Humeyni, 1979’da Pehlevi Hanedanlığı’nın yıkılması ve İran İslam Devrimi’nin gerçekleşmesi ile İran’ın dini lideri olmuştur. 1989’da vefatına kadar bu liderliğini sürdürmüştür. Tahran’da ve İran’ın diğer şehirlerinde metrolarda, binalarda, sokaklarda ve daha birçok yerde Humeyni’nin posterleri asılmaktadır. Metro ile merkezden yaklaşık yarım saate türbeye ulaşılabilmektedir. Metrodan itibaren kısa bir yürüme mesafesinden sonra bu büyük yapıya ulaştık. Türbeye kadın ve erkekler farklı kapılardan giriş yapıyor. Türbeye girişte öncelikle; çantalar ve ayakkabılar dolaplara yerleştirilerek size dolap numarası veriliyor, ardından X-Ray cihazından geçip bir de üzeriniz arandıktan sonra türbeye girebiliyorsunuz. Tabii girişte birde burka veriliyor. Kadınlar burkasız türbeye giriş yapamamakta. Biraz ilerledikten sonra asıl türbenin bulunduğu alana ulaşılıyor. Demir parmaklıklarla kapalı olan türbede 3 kişinin mezarı bulunmakta. Bunlar; Ruhullah Humeyni, oğlu Ahmed Humeyni ve Haşimi Rafsancani. Türbenin etrafında insanlar dua ediyorlar, türbenin içerisine para atıyorlardı.

 

Tuğrul Bey Türbesi

Yapımı 12. Yüzyıla tarihlenmiş olan bu yapı, Büyük Selçuklu Hükümdarı Tuğrul Bey’in anıt mezarıdır. Kümbetin etrafında bulunan üçgen yapılar, güneşin bıraktığı gölge ile saatin kaç olduğunu göstermekte. Türbenin tam ortasında durulduğunda çıkartılan ses yankı yapıyor. Tuğrul Bey’in Türbesi’nin türbedarı bizlere rehberlik yaparak yapıdan saatin nasıl anlaşıldığını, çıkan yankıyı güzelce anlattıktan sonra şeker ikram ederek muhabbeti taçlandırdı. Tahran’a gelindiğinde muhakkak görülmesi gereken yerlerden bir tanesi de bu türbedir.

 

Kashan Şehri

Çöl kenarında kurulmuş olan bu şehirde Selçuklular zamanında kale yapılması emredilmiş olup bu dönemde Kashan, çinicilikle meşhur olmuştur. Bugün ise seramik, çini işlemeciliğinin yanı sıra şehir gül bahçeleri ve gül suyu ile meşhurdur. Genellikle Tahran’dan İsfahan’a giderken kenarından geçilen ve gezilmeyen bir şehir olan Kashan, İran’da bizleri en çok etkileyen şehirlerden birisi oldu.  Kashan, merkezi küçük bir yer olduğu için yürüyerek rahatlıkla gezilebilecek bir şehir.

 

Bozorg Ağa Camii 

Camii ve medreseden oluşan bu yapı İran’ın çöl iklimine uygun olarak inşa edilmiştir. 19. Yüzyılda Agha Bozorg lakaplı molla tarafından dini dersler vermek ve namaz kılmak için inşa edilmiştir. İki minare ve büyük bir kubbeden oluşan caminin medresesinde eğitim devam etmektedir. Alt katta öğrencilerin kaldıkları odalar mevcut. Kapısından içeri girdikten sonra cami bizi büyük bir ihtişamla karşıladı. Tahran yazımızda bahsettiğimiz İran kültürünün sahip olduğu havuzlu bahçeye burada da rastladık. Alt katta avlunun ortasında havuzlu bahçesi sıcak havalarda sanki insanın ferahlaması için yapılmış.

 

Fin Bahçesi

UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan bu bahçe, Şah Abbas tarafından tasarlanmıştır. İçerisinde büyüklü küçüklü havuzlu bahçelerin ve yaklaşık 400-500 yıllık sedir ağaçlarının bulunduğu bir bahçedir. Ayrıca burası İran’ın en eski geleneksel bahçelerinden birisidir. Bahçede birçok çeşit ağaç bulunmaktadır. Bu ağaçların üzerine cinslerinin ve yaşlarının yazıldığı bilgilendirme notları asmışlar. Ayrıca bu bahçede Emir Kebir’in infaz edildiği hamam bulunmaktadır.

Kashan’da önemli ve varlıklı ailelerin yaşamış olduğu tarihi evler mevcuttur. Bu evlerden bir tanesi de Tabatabaei ailesinin yaşamış olduğu evdir. Ayrıca “Abbasian House” ve “Borujerdi House” gibi önemli ailelere ait evler de bulunmaktadır.

 

Sultan Amir Ahmed Hamamı

Hamam, 16. yüzyılda Safevi Dönemi’nde inşa edilmiştir. Yaşadığı tahribattan sonra Kaçar Dönemi’nde yeniden onarımdan geçmiştir. İçerisine girdiğimizde sanki bir hamam değil de müthiş bir sanatsal yapıyı ziyaret ediyormuş gibi hissettiğimiz bu yapının bir zamanlar hamam olarak kullanılmış olması oldukça ilgi çekicidir. Duvarlarda bulunan çiniler, el işçiliği ise muhteşem bir sanat eseridir. Önceden yaptığımız araştırmalar sonucu hamamın üst bölümünü de gezdik. Hamamın çatısına çıktığımızda Kashan’ı tepeden izleyebileceğimiz müthiş bir manzara ile karşılaştık. Hamamın kubbelerinin üzerinde dolaşarak şehre biraz da yukarıdan baktık.

 

Maranjab Çölü

Kashan’ın tarihi yerlerini gezdikten sonra İran’a gelmişken muhakkak bir gecemizi çölde geçirmeliyiz diye düşünürken, Kashan’da Maranjab isimli bir çöl olduğunu ve çok güzel olduğunu öğrendik.  Bir tur programı dahilinde Maranjab Çölü’nü ve Tuz Gölü’nü de görmüş olduk. Maranjab Çölü Kashan’a yaklaşık 30 km ötede bulunan bir çöl. Beton yol bittikten sonra deve manzaraları ile birlikte çöle ulaştık. Ufak bir tırmanışın ardından güneşin batışını izleme imkanımız oldu. Şiddetli rüzgar olduğundan ötürü geceyi çölde geçirmek yerine yakında bir kervansaraya geçmeye karar verdik. Çölde bir gece geçirmek insanın kendi iç dünyasına yolculuk yapmasına ve düşünce dünyasını genişletmene yardımcı oluyor.