İKTİBAS

DÜNYA TEHLİKEDE

Mustafa İSLAMOĞLU

 

Bizi misafir eden dünyamız, Rabbimizin 4 milyar 600 milyonluk emek verdiği, dayayıp döşediği, uzun süreçler sonucu evimiz olan dünya…

Kırmızı çizgiyi aşmışız! Hawai’de atmosferik karbondioksit ölçüm cihazının alarm vermesi üzerine bilim adamları eşik olarak milyonda 400 ppm’i 10 yıllar önce koymuşlardı. Bu orana ulaşırsa dünya geri dönüşü olmayan bir iklim sıkıntısına girer; türler hızla yok olur; deniz suyu ısınır; deniz florası yani canlı hayat yok olmaya başlar… Önce mikrobiyolojik canlılar yavaş yavaş ölür, sonra adler ölür, sonra planktonlar, sonra seniz kabukluları, sonra mercan resifleri… zincirleme sonuçları olur. Mercanlar canlıdırlar, tohum üretirler, ölmeye başlayınca beyazlaşırlar. Ondan sonra… ondan sonra… Kıyamet.

“İnsanların karada ve denizde insanların elleriyle yaptıkları yüzünden fesad ortaya çıktı ve (yaygınlaştı)’’ Rum 30/41

Bu ayet şu beş maddeye vurgu yapmaktadır;

  • Ben size kader olarak yazdım, kaçamazsınız DEĞİL; ellerinizle yaptıklarınız. Yapmayabilirdiniz. Tercihiniz bu olmayabilirdi.
  • Ellerinizle yaptıklarınızın sonucunu mutlaka görürsünüz.
  • Ödül ve ceza ellerinizle yaptıklarınızın sonucudur. Dünyada da böyledir, ahirette de öyledir. Bizi ne bekliyor diyorsanız, ne yaptığınıza bakın.
  • Ayetler uyarmak içindir. Uyarı diyen, öğüt alan, yola gelen kurtulur. Helak oluş sadece geçmiş ümmetlere mahsus değildir.
  • Allah’ın yasasında bir değişme, bozulma, dönüşme göremezsin. Allah canının istediğini yapmaz. Kafasına göre yapmaz. Kurallı, amaçlı, sistemli çalışan sünnetullahı olan bir Allah. Eğer bu yasaları öğrenirseniz, Allah’ın neyi, ne zaman, niçin dilediğini/dileyeceğini anlamış olursunuz.

Allah kainatı yasalarla yönetir. Varlığı yasalarla yönetir. Dünyayı yasalarla yönetir. Fizik, biyolojik, sosyolojik yasaları vardır. İnsan sapmadan Allah saptırmaz.

Yeryüzü bizim mülkümüz değil. Bize emanettir. Allah emanet vermiştir. Emrimize amade kılmıştır. Allah sizin için yeryüzünü ve semayı musahhar kıldı/ kullanımını size verdi/ amade kıldı. Her emanete hesap sorulur. Emanete ya sadakat ya ihanet edersiniz. Yeryüzü emanetine de ihanet edip etmediğimizden hesap sorulacağız.

Müslüman kendisinden sadece emin olunan insan değildir. Müslüman kendisinden suyun ve toprağın, yerin ve göğün, havanın da emin olduğu insandır. Bu durumda hava bizden emin mi? Milyonda 400 kırmızı çizgisini aşmışız. Bu insanlık tarihinde muhtemelen ilk kez.  Zira geriye doğru buzullar üzerinden 1,5 milyon yılın karbondioksit oranını ölçebiliyorlar. Buz tutuyor onu; bir ayet gibi gösteriyor kaydettiğini.

Bu bir gong! Yeryüzü bizden emin değil.

Emin olması gerekir mi? Gerekir! Zira biz bu yeryüzünün nesiyiz? ‘’halifesiyiz’’(?)

Orada bir dur! Biz Allah’ın halifesi değiliz, yeryüzünün halifesiyiz. Allah’ın halifesi olmaz. Halife ardıl, birinin yerine geçen demek. (Amerika’da bir tarikat var beşte bir tarikatı. İnsanların beşte birinin halife olacağına inanıyor.) Biri gider, görevini bitirir, devreder. Selefin işi biter yerine halefi gelir, işin başına o geçer. Allah emekli olmaz; O her an iş başındadır.

Kur’an nasıl bahseder? ‘’Sizi yeryüzünün halifesi kıldı.’’ Biz insanlar yeryüzünün kalfasıyız. Kalfa inşaatın her şeyidir. İnsan kalfa olacak, yeryüzünü inşa edecek. Beytullah; sit alanı; kamu malı. İnsanlığın yeryüzünde ilk yerleşim, ilk imar alanı.

Yeryüzünün halifesi/kalfası olamadık; mahveden olduk. İnsanlık içinden seçilmiş ümmet idik; marufu öneren, münkerden nehyeden bir ümmet diyor Kur’an. Müslümanın bu hassasiyeti nerede kaldı? Yeryüzüne karşı sorumluluğumuz var. Sorumluluğumuzun başında israf etmemek var. İsraf etmemek sadece tabağı sıyırmak mı? Vebaldir! Hassasiyet herkesin kendi alanında olabilir. Eskittiğiniz şey üretilirken onun atmosfere ne kadar karbondioksit salınımına mal olduğunu düşünün. Ne olur bir ay daha kullanın onu. İmkân varsa, toplu taşımayla gidin, bu imandandır.

İmanın en yücesi tevhid, en küçüğü bir engeli yoldan kaldırmaktır. Eğer öyleyse şu Allah’ın dayadığı, döşediği, emek verdiği dünyanın korunması bu imanın dışında olabilir mi?

Rapora göre; bugüne kadar her yıl 3000 tür yok oluyordu. Bundan sonra her yıl 10 000 tür yok olacak. Kur’an kaç ayet? 6236 ayet. 10 000 türün her biri tabiat kitabında bir ayet. Tabiat da Kur’an’dır. Vahyin Kur’an’ı, tabiatın Kur’an’ını referans gösterir. Onlara işaret ediyor; yer, gök, ay, güneş… Tabiatta her bir tür Allah’ın ayetidir.

Allah yedeksiz bir şey koymamış. Mars dünyanın yedeği. Rabbimiz böylesine gani ve cömert. Tutun ki Mars’a ilk siz ayak basacaksınız. Hayatta en çok tiksindiğiniz böceği Mars’ta gördünüz; ne olur? Dünyanın en önemli haberi olur. On binlerce yılın, insanlık tarihinin en önemli haberi olur. Orada canlı bir hayat olduğunun bilmenin sevincini bir düşünsenize. Yeryüzünü Mars’a mı çevirmeye çalışıyoruz; Mars’ı mı yeryüzüne? Allah aşkına emanetimizi koruyalım. Hilafet vazifemizi yerine getirelim. Ne olursunuz daha az lüks, daha az konfor, daha az israf!

İsraf sadece çöpe attığınız yemek değil. İsraf kullanmadığınız zamandır.  İsraf kullanmadığınız akıldır. Aktif olarak harekete geçirmediğiniz iradedir. Serveti har vurup harman savurmaktır. Atmosferdeki havayı kirletmektir. İsraf, Allah’ın size verdiği ömrü değerlendirmemektir. Elinizdeki yetenekleri çarçur etmektir. Bugün istifade edeceğiniz biri varken; ‘lay lay lom’ saatler geçirmektir. İsraf namazın içini boşaltmak, namazın ruhunu satıp bedenine yedirmektir. İsraf haccı turizm haline getirmektir. İsraf ramazanı festival haline getirmektir. İsraf orucu diyet haline getirmektir. Kur’an’ı ruhundan okumak yerine yüzünden okuyup, ölüler kitabı haline getirmektir. Allah’ın dini olan İslam’ı, İslam’ın sahibi sanki Müslümanlarmış gibi bilmem kime satmaktır. İsraf Allah’ın size açtığı krediyi yok etmektir.  İsraf yeryüzünü kirletmektir.