For Sama: Olağan Üstü Mü, Normal Mi?

For Sama: Olağan Üstü Mü, Normal Mi?

Kur'an'i Hayat Dergisi - Hayatın İnşası İçin

“Sama! Sen hayatımızdaki en güzel şeysin. Ama seni nasıl bir hayata soktum. Bunu sen seçmedin. Beni affedebilecek misin? Herkes çocukları için mutlu ve parlak bir gelecek oluşturmak ister.”
 

For Sama adlı belgeselde acımasız yıkımı ve hassasiyeti, yaşanan katliamlar karşısındaki güçlü duyguları görmekteyiz. Film, Emmy ödüllü film yapımcıları Waad al-Kateab ve Edward Watts’ın ilk uzun metrajlı belgeselidir. 2019 SXSW Film Festivali’nde hem “En İyi Belgesel” hem de “İzleyici Ödülü En İyi Belgesel” dallarında ödüller kazanmıştır. Aynı zamanda belgesel dalında “Jüri Büyük Ödülünü” de almıştır.

Sama İçin; idealist bir özgürlük savaşçısı tarafından son derece öznel ve sinematik bakış açısı ile çekilmiş savaş karşıtı bir belgesel filmdir. Film, aynı zamanda kadınların savaş deneyimlerine bir yolculuk yapmamızı da sağlar. Genç bir annenin kızına mektup niteliği taşıyan filminde, Halep kentindeki ayaklanmalar sırasında âşık olduğu, evlendiği ve Sama’yı doğurduğu zamanlarda çatışmalar sırasındaki hayatı anlatılır. Özellikle kadın bakış açısıyla görüntülenmiş olduğu için de dikkat çekmektedir.

Suriye’deki Halep savaşında kaydedilen görüntülerden oluşan, Waad al-Kateab’ın uzun metrajlı belgeseli, Sama’nın, ailesinin düşünülemeyecek kadar tehlikeli koşullarda kalmayı neden seçtiğini anlamasına yardımcı olmak için bir video günlüğü olarak düzenlenmiş ve anlatılmıştır. Bunun cevabı ise, aynı fikirde olan özgürlük savaşçılarına ve sivillere yardım etmek için olacaktır. Waad, kızının hayatını korumak için şehirden kaçmak ya da kaçmamak gibi bir seçimle boğuşurken, kamerası hayatta kalmanın inanılmaz hikâyelerini de yakalar, ayrılışları ise uğruna çok fedakârlık ettiği özgürlük mücadelesini terk etmek anlamına gelecektir.

Waad Al-Kateab, filmi çekmeye 21 yaşında başlar. Beş yıl boyunca 500 saatin üzerinde çekim yapmaya devam eder. Halep’te çekilen görüntüler 2012’de Suriye hükümetine karşı protestoların başlamasından itibaren devam eden beş yılı kapsar. 2012’de Halep’te öğrencilerin Esad rejimine karşı bahar gibi bir umutla ayaklandıkları zorlu günleri kamerasıyla anlatır.1  Waad, kamerasının ya da mütevazı bir görüntülü telefonunun en iyi aktivizm silahı olduğunun farkına varır. Çatışmanın gündelik hayatı nasıl altüst ettiğine dair şimdiye kadarki en ilgi çekici ekran çalışmasını oluşturur. Beş yıl boyunca şehrin yıkımını kaydederek hayallerinin binalarla birlikte düşüşünü izler. İzleyiciye ise sadece tanık olmakla kalmayıp aynı zamanda deneyimleyen biri tarafından çekilen, izlemesi zor, ancak hayatta kalan ve hayatlarına devam etmeye çalışanların özveri, dayanıklılık ve cesaretine tanık olduğu üzücü bir film seyretmek kalır.

Waad hikâyelerini anlatma sebebini; “asla unutulmaması ve kimsenin yaşadıklarımızdaki gerçekleri çarpıtamaması için şehre, halkıma ve dostlarımıza doğru dürüst anlatmak konusunda büyük bir sorumluluk hissettim” sözleri ile ifade eder. Waad, görüntüleri çekerken kamerasını, “rejime karşı kullanabileceği tek silah olarak” görmüş ve Suriyeli sivillere yapılan “zulümlere karşı farkındalık yaratmayı” amaçlamıştır. Waad’ın görüntüleri, bu çatışmanın gerçekliğini, insan hayatını nasıl tehdit ettiğini ve aynı zamanda yok ettiğini vurgularken, dünyanın geri kalanı, defalarca işaret edildiği halde, sessizce şok içinde izlemeye devam edecektir.

Waad Al-Kateab 2016 yılında bir şekilde Türkiye’ye kaçar, şu anda ise ailesi ile beraber Birleşik Krallıkta yaşamaya devam etmektedir.2  Daha öncesinde, sürekli bombalamalar ve topçu ateşi ile kuşatılan ve kurbanların sayısı on binlerce olan Halep şehrindeki yaşananları Inside Aleppo web sitesinde yayınlanan yürek burkan video röportajlarıyla Birleşik Krallıkta zaten tanınıyordu. Bu film, Suriye’deki savaşa yeni bir pencereden bakmamızı sağlar. Görüntüleri ve anlatımı tüyler ürpertici ve düşündürücüdür. Halep’in kuşatma altındaki son yıllarına damgasını vuran bazı olayları ve bu olaylara yol açan nedenleri ele alan film, savaşın aileleri nasıl etkilediğini gösterir ve özellikle çocuk olan yüzlerce masum kurbanı farklı bir bakış açısı ile gözler önüne serer. Her birimiz kendi gündelik hayatımızı yaşamaya devam ederken Halep’te olduğu gibi dünyada insan katliamının yaşandığı yerler yokmuş gibi davranmaya çalışırız. Keskin nişancıları, hava saldırıları, klor gazı, misket ve varil bombalarının sonucunda travma geçirmiş, sakatlanmış veya ölü çocukları, çaresiz ebeveynleri seyrederiz.

Olayların başladığı günden bu yana Türkiye’de AKP Hükümeti ve Suriye’de Baas Hükümeti arasında gerilimler yaşanmıştır. 24 Ağustos 2016 tarihinde sabaha karşı saat 4 sularında Türk Silahlı Kuvvetleri, Suriye’nin Cerablus bölgesine havadan ve karadan askerî harekât başlatmıştır. bombalamalar ve topçu ateşi ile kuşatılan ve kurbanların sayısı on binlerce olan Halep şehrindeki yaşananları Inside Aleppo web sitesinde yayınlanan yürek burkan video röportajlarıyla Birleşik Krallıkta zaten tanınıyordu. Bu film, Suriye’deki savaşa yeni bir pencereden bakmamızı sağlar. Görüntüleri ve anlatımı tüyler ürpertici ve düşündürücüdür. Halep’in kuşatma altındaki son yıllarına damgasını vuran bazı olayları ve bu olaylara yol açan nedenleri ele alan film, savaşın aileleri nasıl etkilediğini gösterir ve özellikle çocuk olan yüzlerce masum kurbanı farklı bir bakış açısı ile gözler önüne serer. Her birimiz kendi gündelik hayatımızı yaşamaya devam ederken Halep’te olduğu gibi dünyada insan katliamının yaşandığı yerler yokmuş gibi davranmaya çalışırız. Keskin nişancıları, hava saldırıları, klor gazı, misket ve varil bombalarının sonucunda travma geçirmiş, sakatlanmış veya ölü çocukları, çaresiz ebeveynleri seyrederiz.

Göç Etmekten Başka Çareleri Olmayanlara Şahit Olmak

Elde taşınan sinematografi o kadar yakın ki, izleyenlerde, hava saldırılarından kaçıyor, arkadaşlarının ve hastaların ölümlerinin yasını tutuyor, derme çatma hastanenin zeminlerinde bitmeyen kan birikintilerini siliyormuş gibi hissediyor. Görüntüler, iyi ya da kötü diye bir kategoriye sığmıyor, görüntü ahlakı olarak tanımlanabilecek olandan çok uzaklara gidiyor ve apaçık olanı gösteriyor, ölüler, yaralılar ve hastane koridorları…

Başka bir saldırı daha olacağını bilirsin. Ve bir tane daha. Ve bir tane daha Ve yine de insanlarla ilgilenmeye devam et…

Gözlerini Kullan, Ateş Etme

Rejimin ve genel olarak savaşın, aile, arkadaşlık ve ev kavramlarına yönelik insanlık dışı olduğuna dair hiçbir şüphe bırakmıyor.

Waad, yaşananları filme alma eylemini, Esad’ın Rus ordusu tarafından işlenen vahşeti belgeleyen pasif bir direniş olarak görüyor. Yarının gelip gelmeyeceğini bilmeden böyle korkunç koşullarla böyle bir dehşet içinde yaşayan insanları görmek eşsiz ve yürek parçalayıcı.3  Bazıları cesetlerin ve çeşitli insanların kanlı yaralarının görüntülerini rahatsız edici bulabilir. Bu nedenle 15 yaş altı seyretmemesi tavsiye edilir. Film, görüntülere yapılan muamele ve uygulanan sıfır sansür nedeniyle tartışmalara yol açabilir. Ölü ya da kanlı çocukları gösterme eylemi birçok duyarlılığa neden olabilir. Yaralıların cesetlerinin, yerleştirilecek başka bir yer olmadığı için bir hastanenin tamamen kanlı zeminine konulması gibi görüntüleri paylaşan Waad, her an orada bulunduğu ve kamerasını her zaman belgelemek için taşıdığı için kayıt yapmıştır.

Waad, Hamza, Sama

Waad, isyancıların elindeki Halep’teki hayatta kalan son hastanede, Sama’nın doktor olan babasıyla birlikte yaşıyordu. Suriye rejimi ve Rus hava kuvvetleri tarafından her gün bombalanan şehirde yaşayan Waad, her an öldürülebileceklerinden korkuyordu. Bu yüzden, bir yaşındaki kızına, ailesinin kim olduğunu, ne için savaştıklarını ve Sama’nın neden bu dünyaya geldiğini açıklayabilmek için filme alınmış bir mesaj hazırlamaktaydı.

Waad’ın hikâyesi 2012 yılında Halep Üniversitesi’nde pazarlama okuyan bir öğrenciyken başlar. Beşar Esad’ın acımasız diktatörlüğüne karşı protestolar üniversiteye ulaşır ve Waad ilk katılanlardan birisi olur. Kamerası o ilk günlerin neşesini ve iyimserliğini yakalar. Protesto gösterilerinde Hamza adlı genç bir sağlık görevlisiyle tanışır ve bir grup arkadaşıyla birlikte, rejim onları ezmek için giderek daha fazla şiddete başvursa da sonunda şehri tam bir savaşa sürüklese de özgürlük talep etmeye devam ederler. Arkadaşlarını kaybederler ve keskin nişancılar, hava saldırıları, varil bombalarının altında ölümden kıl payı kurtulurlar. Hepsi kameraya yakalanan sahnelerle görüntülenir. Ardından, yaşanan bu fırtınanın ortasında Hamza evlenme teklif eder. Waad ve Hamza normal bir hayata benzer bir hayat yaşamaya çalışırlar. Evleri bombalandıktan sonra yeni bir eve taşınırlar. Ve ilk çocukları Sama, enkazın onları öldürmesini önlemek için kum torbasıyla korunan pencereleri olan bir hastane odasında büyür. Waad daha sonra, kuşatma altındaki bir şehirde büyüyen bir çocuğun nasıl olacağından korkarak, “Asla normal bir bebek gibi ağlamazsın” der. Filmde, bir bebeği korumaya çalışırken aynı zamanda hayat kurtarmaya ve dehşeti belgelemeye çalışan ebeveynlerinin yaşamlarındaki karışıklık nefes kesici ve yürek burkucu olarak gözler önüne serilir.

Çocukların Bu Savaşla Hiçbir İlgisi Yok

İnsan hakları ihlallerinin gerçek görüntüleriyle dolu bu belgeselde çarpıcı, üzücü ve duygusal açıdan yıkıcı anlar var. Tüm bu tüyler ürpertici görüntüler, içinde bulundukları zor duruma ve her gün maruz kaldıkları dehşete önemli ölçüde ağırlık katar. Sürekli yaşadıkları bombardımanlarda, ölümün yakınlarda pusuya yattığını hatırlarlar. İkinci çekim için bir fırsat yoktur, herkes gerçek zamanlı olarak ortaya çıkan ve sahne değiştikçe odağı değişen ürkütücü bir canlı gösteridedir.

For Sama, İnsanlık için çok önemli bir güncel anı yansıtan, tarihi bir görsel, işitsel belge olarak da tanımlanabilir. Çünkü deneyimin kendisinden bahseder ve gerçeklik hiçbir katkı olmadan gösterilir.  2000’li yıllarda olup bitenler karşısında hayrete düşer, gerçeklik karşısında tokat yemiş gibi olursunuz. Film, insanların direnişinin, saldırılar arasındaki küçük sevinçlerin, karşılıklı yardımlaşmanın, aşkın ve aynı zamanda ölüm, keder ve terörün filmidir.

Bizzat Cehennemi Görmüş İnsanların Sesini Duyurmak İster

2011 ve 2019 yılları arasında, çoğunluğu Suriye hükûmeti ve müttefikleri tarafından gerçekleştirilen, yalnızca Suriye’deki tıbbi tesisleri hedef alan beş yüzden fazla belgelenmiş saldırının gerçekleştiği söyleniyor. Sağlık tesislerinin kasıtlı ve sistematik olarak tahrip edilmesi ve doktorların, hemşirelerin katledilmesi, ölü sayısını artırmak amacıyla yapılmıştır. Ve birçok yaralı herhangi bir tıbbi tedavi göremeden ölmüştür.

Halep’te hâlâ vahşet yaşanıyor; çocuklar ve kadınlar yerlerinden ediliyor, aç bırakılıyor ve öldürülüyor. Sonunda, böyle imkânsız koşullarda bir çocuk yetiştirme olasılığıyla yüzleşmek zorunda kalınıyor.

Filmin adını taşıyan “sama” kelimesi Arapçada “gökyüzü” anlamına geliyor. Ancak bu isim, ne pahasına olursa olsun yaşanacak daha iyi zamanların vaadi olan “umut” ile eş anlamlı hâle gelmiştir.Waad ve Hamza’yı bu şehirde sonuna kadar tutan, savaşın biteceğine dair bu umut ve inançtır.

Cannes Film Festivali’ndeki kırmızı halıda Waad, Watts ve Hamza; “Hastaneleri Bombalamayı Durdurun” yazılı bir pankart taşır.

 

Kaynaklar:

1 Arap Baharı; Aralık 2010 tarihinde Tunus’ta hükûmet karşıtı gösteriler başlamış ve bu gösteriler Suriye de dahil olmak üzere Arap Dünyasına yayılmıştır. Mısır, Tunus, Yemen ve Libya’da devrim yaşanmış ve diğer Arap ülkelerinde hükûmet değişiklikleri, anayasal değişiklikler, sosyal ve politik hayatta köklü değişimler görülmüştür.

2 Muhalifleri destekleyen ülkelerin önde gelenleri Suudi Arabistan, Katar, ABD, Birleşik Krallık Fransa, Almanya, Libya ve Türkiye’dir. Askeri ve ticari destek veren ülkeler ise sadece Türkiye, ABD, Katar, Suudi Arabistan ve Libya’dır.

Kur'an'i Hayat Dergisi - Hayatın İnşası İçin
Kur'an'i Hayat Dergisi - Hayatın İnşası İçin

Bu sayfa, Kur'ani Hayat Dergisi'nin resmi sayfasıdır. Dergiyi tanıtma amacıyla kurulmuştur.

Yorumlar