Ana Bölüme Geç
Kurani Hayat Yeni Sayı Kurani Hayat telefon

Kullanıcı girişi

Bir Ayet

“Rasul,
‘Ya Rabbi!’ diyecek,
‘Gerçek şu ki,
benim kavmim
bu Kur’an’ı devri
geçmiş bir mesaj gibi
terk etti!’...”
Furkan, 30

 

Kimler çevrimiçi

Şu an 0 kullanıcı ve 4 ziyaretçi çevrimiçi.

Kuran surelerin kimliği

Hz. Muhammed'i Doğru Anlamak - Ali KOÇAK

Mart 6, 2010 yazan admin

KUR’AN KİTAPLIĞI
Peygamber Perspektifi

Antik gelenek ile modern aklın kesişim noktasında, tahrif olmuş anlayışlar ortasında yaşamak zor. Bu dip akıntı insanı, kâinatı ve eşyayı okuma serüveninden uzaklaştırıyor. Yaşanan bu kırılma noktasında dini düşüncenin inşasını sürdürmek için, Fazlurrahman'ın sarmal okuma metodunu siretr'e/sünnet'e de uygulayabiliriz. Bu açıdan ahlâkî olarak el-emin vasfını bir şahsiyeti okuma ve tecrübe etme imkânını yakalamak için bu kaçınılmaz bir gerekliliktir.

Evet, siret okumak bir yol haritası edinmek demektir.

Allah'ın, insanlığa inzâl ettiği son hidayet kaynağı Kur'an-ı Kerim, bu temel ölçünün kavranması ve uygulanmasında örnek alınması gereken son elçi ise kendisine hikmet ihsan edilen Hz. Muhammed'dir. Son zamanlarda kaleme alınan ve bu noktaya vurgu yapan siret metodolojisi kitaplarında şu ortak husus dikkati çekmektedir:
Müjdeleyici ve uyarıcı olan peygamberlerin kendilerinin de müjdelenmesi ve uyarılması hususu ve onlarla insaniyet düzleminde bağ kurması. Bununla hedeflenen peygamberleri indirgemek/yüceltmek değil, yanlış algıları tashih etme hassasiyetidir; kurucu akıl ile tutucu akıl arasındaki farkındalığı açığa çıkarmaktır.

Bu sayımızda mevzu bahis ettiğimiz kitap bu minval üzere kaleme alınan "Hz. Muhammed'i Doğru Anlamak" adlı eser. Prof.Dr. İbrahim Sarmış'ın "Allah'ı Doğru Anlamak", "Kur'an'ı Doğru Anlamak", "Hz. Muhammed'i Doğru Anlamak" şeklinde üç katmanlı öngördüğü çalışmasının ilk bölümü olarak neşredilen elimizdeki bu kitap; Hz. Peygamber etrafında tarih içinde kurgulanan söylemlerin ve Kur'an'ın konu etmediği uygulamaların dindeki konumuna açıklık getiriyor. Bir bakıma, Hz. Muhammed’i Doğru Anlamak, doğru bir Allah ve Kur'an algısının girizgâhı olarak kaleme alınmış. Kitap boyunca, peygambere yüklenen veya münezzeh tutulan vasıflar, Kur'an ve sünnete irca edilmektedir.

Yazar, Hz. Muhammed’i Doğru Anlamak kitabının önsözünde dinin bütüncül yapısını bozan üç sapmanın söz konusu olabileceği tesbitinde bulunuyor. Yanlış anlamaların mihengini teşkil eden bu sapmaların birincisi, siyasal bir boşluk oluşturan yönetimin yapısı ile ilgili siyasî sapma; ikincisi, İslâm'ın bütünlüğü bozan teolojik sapma; üçüncüsü ise zühdün akışında bir kırılma oluşturan tasavvufî sapma olarak tesbit ediliyor. Haliyle kitap boyunca bu sapmaların her birinin Hz. Peygamber'in misyonunda ve insanların peygamber algısında nedenli bir kırılma oluşturduğuna dikkat çekiyor.

Sarmış, Peygamber Efendimiz’in şahsiyeti, mesajı, örnekliği etrafında yanlış anlaşılan ya da yorumlanan konuları yirmi ana başlık altında ele alıyor. Bu başlıkların bazıları şöyle:
Hz. Muhammed'in peygamber seçilme süreci ve ortamı, çocuk iken göğsünün yarılması, peygamberlik mührü, rahip Bahira olayı, salât ve selam okumak, insan peygamber anlayışı, zikreden ve unutabilen peygamber, şükreden ve yanılabilen peygamber, halkın dili ile konuşan peygamber, Allah tarafından uyarılan, korunan ve yönlendirilen peygamber (Mekke ve Medine'deki birçok örnek olay), günah ve büyü ile karşılaşabilen peygamber, başkaları gibi gaybı/meçhulü bilemeyen peygamber, izlenmesi ve itaat edilmesi Allah'ın emri olan peygamber, ümmî olan peygamber (ümmî kavramı Kur'an ve Sünnet çerçevesinde çok geniş olarak ele alınmış), büyük ahlâk sahibi peygamber, güzel örnek olan peygamber, Kur'an'dan başka mucizesi olmayan peygamber, hem nebi hem rasul peygamber, (Nur-ı Muhammedî, Hakikat-i Muhammediyye gibi Sufî algılar), son peygamber (Rasûl ve Nebî kavramlarının analizi)...

Evet, Hz. Muhammed, iki büyük imparatorluk arasında paylaşılan bir coğrafyada, tahrif edilmiş iki büyük dinî söylemin yanıbaşında doğdu ve burada risalet görevini ifa etti. Peygamberliğinin örnekliği ve fonksiyonu ilk dönemlerde âyetlerin rehberliğinde anlaşılırken, tarihî süreç içinde ona duyulan sevginin abartılması sonucunda üretilmiş bir takım beşerî değerler devreye girmeye ve hakkında farklı tartışmalar yapılmaya başlandı. Risaletin daha geniş coğrafyaya yayılmasıyla birlikte, peygambere atfedilen vasıfların ekseriyeti İsrailiyyat ve Mesihiyyat kültünün tezahürü oldu. Bu sürecin hemen akabinde Hind ve Yunan tecrübesiyle yüzleşen müslümanların düşüncelerine sirayet eden panteist ve paganist söylemler de bu algının tahrif olmasını hızlandırdı, insanların tasavvurunda -hayatın dışında kalan- yeni bir model oluştu. Oysa Peygamberimiz aracılığıyla tebliğ edilen vahyi en iyi anlayan, Kur'an'ın hayata tatbik edilmesinin en ideal modeli Hz. Muhammed idi.

Bütün bunları irdeleyen yazar, gaybı bilip bilmediği gibi günümüzde de halen Müslüman çoğunluğun itikad mevzusu yaptığı zannî konularla birlikte, rivayet kaynaklarında Hz. Peygamber’in tecrübe ettiği ya da değindiği iddia edilen konularda da Kur'an'ın yaklaşımlarına ve rivayetlerin sıhhatine ilişkin tahlillerde bulunuyor.

Aşırı yüceltilmesi ve kişiliği etrafında mitolojik ağların örülmesi gibi yollarla Hz. Peygamber’in bilerek veya bilmeyerek insanlardan koparıldığına, böylece beşer üstü bir konuma çıkarıldığına dikkat çeken yazar; Hz. Üzeyir ve Hz. İsa örneklerinde görülen bu kırılmanın, İslam düşünce geleneğinde birçok ekole sirayet ettiğine de vurgu yapıyor. Muharref yüceltme psikolojisi içinde üretilen kutsama biçimindeki sapmaları birçoğunu aktaran yazar, aynı hassasiyetle modern dönemlerde karşımıza çıkan vahyi rasyonalize ederek Hz. Muhammed'in konumu hakkında oluşturulan indirgeme biçimlerine de göndermeler yapıyor.

Ümmetin bütünlüğünden kopan birçok grubun çözülüş sürecini peygamber anlayışının bozulması sürecine bağlayan yazar, kitap boyunca yer yer bu yanlış anlamaları, aktarmaları, kırılgan düşünceleri asırlardan asırlara taşıyan müktesebata da değiniyor.

Kur'an merkezli bir peygamber anlayışını oluşturmaya, daha doğru bir ifadeyle vahyî olanın üzerindeki örtüleri kaldırmaya çalışan Sarmış, ümmîlik konusunu da ayrıntılı bir şekilde irdeliyor. Tarih içerisinde oluşturulmuş anlayışlarla birlikte, mucize, Nur-ı Muhammedî, Hakikat-i Muhammediyye, Vahdet-i Vücud gibi konulara da değinen Sarmış, bu konulara ilişkin tamamlayıcı pek çok hususa kitapta yer veriyor.

Sarmış, mezhebî, felsefî, siyasî tartışmalarla üretilmiş değerlere değil; vahyî ölçülere dayanan bir rasul/nebi algısını ortaya koymaya çalışıyor. Bunu yaparken de rivayet disiplinlerinde Hz. Muhammed hakkında oluşturulmuş muharref kültürü ve algıları Kur'an ışığında yeniden okumaya tabi tutuyor.

Müslümanlar bir anlam kurumu olan vahiyden ve bir yöntem kurumu olan sünnetten uzaklaştıkça itikadî, siyasî, sosyal, kültürel, ahlakî problemlere saplandılar. İşte İbrahim Sarmış'ın bu çalışması da, bu problemlerin çıkış noktalarına, gelişim seyrine ve çözüm metotlarına dikkat çekiyor. Kitap boyunca Kur'an eksenli bir insan ve kul Hz. Muhammed portresinin/telâkisinin yeniden inşası için -yanlış anlaşılan konuların doğrusuna dikkat çekilerek- bir perspektif ortaya konuluyor...

Anlıyoruz ki bütün peygamberlerin ortaya koyduğu örneklikler ve yaşadıkları sıkıntılar insanlığa gönderilen Peygamber Efendimiz için de geçerlidir. Bu durum karşısında bize düşen maruf ve meşru bir algı etrafında Peygamber Efendimiz’e ittiba etmek ve onun elçi kılındığı mesaja tabiiyetimizde tutarlı olmaktır.

Sözün özü, elimizdeki kitap Peygamber'in getirdiği mesaj ve ortaya koyduğu örneklik ortada iken, yüceltme/ifrat ve indirgeme/tefrit gibi tutumlardan arındırılmış, vahye muvafık bir peygamber anlayışını idrake söyletiyor.

Prof.Dr. İbrahim Sarmış, Konya’da Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde Arap Dili ve Edebiyatı öğretim üyesi iken 28 Şubat sürecinde fakülteden uzaklaştırılan bir akademisyen. Sarmış, Teorik ve Pratik Açıdan Tasavvuf ve İslam, Bir Edebiyatçı Olarak Seyyid Kutup, Hz. İsa ve Mesih İnancı gibi eserlere imza atmış ve çok sayıda kitabı Arapça’dan Türkçe'ye çevirmiş bir ilim ve fikir adamı.

Uzun bir ilmi çalışmanın ürünü olan bu eserin birçok kitap, dergi ve makaleye konu olmuş hususları tek kapak altında ele alması okuyucuya büyük kolaylık sağlıyor. Yayınlandığı günden beri yoğun bir alaka gören ve 'ana konularıyla siret' sadedinde bir metodoloji niteliği taşıyan eser, Düşün Yayınları arasından çıktı.

Peygamber perspektifinin safiyetine vurgu yapan Hz. Muhammed'i Doğru Anlamak kitabı, bu konularda çalışma yapacak araştırmacılara zengin malzemeler sunuyor.

MÜSLÜMANLAR BİR ANLAM KURUMU OLAN VAHİYDEN VE BİR YÖNTEM KURUMU OLAN SÜNNETTEN UZAKLAŞTIKÇA İTİKADÎ, SİYASÎ, SOSYAL, KÜLTÜREL, AHLAKÎ PROBLEMLERE SAPLANDILAR.

BİZE DÜŞEN MARUF VE MEŞRU BİR ALGI ETRAFINDA PEYGAMBER EFENDİMİZ’E İTTİBA ETMEK VE ONUN ELÇİ KILINDIĞI MESAJA TABİİYETİMİZDE TUTARLI OLMAKTIR.

 

© 2010 Kuranihayat.com

İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Ancak kaynak gösterip link vererek kullanabilirsiniz.

 

Aktif Medya