Ana Bölüme Geç
Kurani Hayat Yeni Sayı Kurani Hayat telefon

Kullanıcı girişi

Bir Ayet

“Rasul,
‘Ya Rabbi!’ diyecek,
‘Gerçek şu ki,
benim kavmim
bu Kur’an’ı devri
geçmiş bir mesaj gibi
terk etti!’...”
Furkan, 30

 

Kimler çevrimiçi

Şu an 0 kullanıcı ve 2 ziyaretçi çevrimiçi.

Kuran surelerin kimliği

Avrupa Dillerinde ve Özellikle Hollanda Dilindeki Kur'an-ı Kerim Tercümeleri Üzerine - Fatih Okumuş

Eylül 2, 2010 yazan khd

Avrupa Dillerinde ve Özellikle Hollanda Dilindeki Kur’an-ı Kerim Tercümeleri Üzerine
Fatih OKUMUŞ
Bu tebliğ Kur’ani Hayat Dergisi tarafından 4 Haziran 2010 Cuma günü İstanbul Ali Emiri Kültür Merkezi’nde düzenlenen Kur’an-ı Kerim Mealleri Sempozyumu’nda sunulmuştur.

Giriş
“Ba-nâm-ı Hudâvend-i bahşâyende-i bahşâyişkâr.”
Selman-ı Farisi (ra)’in Farsça’ya tercüme ettiği Fatiha-i Şerife’de besmele böyle tercüme edilmişti (Serahsi'den nakleden: Hamidullah, 1993, p. 102). Kur’an-ı Kerim’i yabancı lisanlara tercüme faaliyeti henüz sahabe-i kiram zamanında başlamıştır. Selman-ı Farisi (ra) Sûre-i Fatiha’yı Farsça’ya tercüme etmişti.

Hicretin 150. yılında vefat eden İmam Azam Ebu Hanife (rh) ise manasının tamam olarak nakledilmiş olması şartı ile yabancı lisanlara tercüme edilmiş Kur’an-ı Kerim parçalarının namazda okunmasının cevazına hükmetmiştir. Demek ki Arap asıllı olmayan Müslümanların Kur’an-ı Kerim’i kendi lisanlarına tercüme etmelerinin sebebi, Allah kelamını anlamak ve hatta zaman zaman kendi diliyle dua ederken bu tercümelerden yararlanmak olarak görülebilir. Ancak duanın özel ve yüksek bir formu olan namazda okunacak sûrelerin ve âyetlerin, okuyan tarafından anlamı bilinmese de Arapça aslından ezberlenmek suretiyle okunması Müslümanların büyük çoğunluğu tarafından benimsenmiş bir kaide ve uygulamadır.
Bu tebliğimizde Avrupa dillerine yapılan Kur’an-ı Kerim tercümeleri hakkında genel bir tasnif denemesi yaptıktan ve Avrupa’daki Kur’an-ı Kerim edisyonları hakkında özet bilgi verdikten sonra güncel Hollandaca meallerden dört tanesini seçerek muhtevalarını gayet mücmel mukayese etmeyi hedefliyoruz.
Avrupa dillerinde Kur’an-ı Kerim tercümeleri
Gayrimüslimler, özellikle Hıristiyan din adamları da Kur’an-ı Kerim’i önceleri kısmen, sonra tamamen batı dillerine tercüme etmişlerdir. Muhammed Hamidullah (1908-2002), ilk Latince tercüme faaliyetinin 1141 tarihinde başladığını kaydeder (Hamidullah, 1993, p. 183). Bu tercümelerin en eski olanlarının genel amacını Martin Luther (1483-1546) Latince bir tercümeden Almancaya naklettiği Kur’an tercümesinin önsözünde veciz bir şekilde ifade etmişti: “Muhammed’in kitabını tercüme ederek, onun tutarsızlığını ve kâfirliğini açıkça ortaya koymak”.
Avrupa, Muhammed Esed’in tespitiyle konuşacak olursak, medeniyetinin çocukluk döneminde haçlı seferlerinin tesiri ile İslam düşmanlığı ile mayalanmıştır. Çocukluk dönemi insanın karakteri üzerinde kalıcı izler bıraktığı gibi, kültür ve medeniyetler üzerinde de oluşum dönemlerinin kalıcı etkileri vardır. Avrupa’nın Pavlus Hıristiyanlığından kaynaklanan İslam’a ve onun Peygamberine (s) karşı düşmanca tutumu başta Kur’an-ı Kerim olmak üzere İslam kültürüne ait eserlerin tercümesini olumsuz yönde etkilemiştir (Asad, 2001; Esed, 1997). Düşmanca hisler yüzünden toplumda Kur’an-ı Kerim’in tercümesi aleyhinde önemli bir aleyhtarlık bulunduğundan Luther, Latince’den naklen Almanca tercümeye yazdığı önsözde, amacın Kur’an-ı Kerim’i terviç etmek değil, bilakis onun ipliğini pazara çıkarmak olduğunu iddia etmektedir. Bu, Luther’in samimi ifadesi midir, yoksa sırf tercüme aleyhindeki kamuoyunu yatıştırmak için sarfedilmiş bir cümle midir bilemiyoruz; ancak reformlarında Kur’an-ı Kerim’den istifade etmiş olma ihtimali bu cümlenin hangi amaçla sevkedildiği konusunda bir kuşku oluşturmaktadır.
Avrupa’da zaman içinde, ama uzun bir zaman içinde Kur’an-ı Kerim tercümelerinde bu düşmanca tutum, yerini önce Cemil Meriç’in tabiri ile “sömürgeciliğin keşif kolu” oryantalizme, daha sonra da objektif bir anlayışa terk etmiştir. Ayrıca yirminci yüzyıldan başlamak üzere bizzat Müslümanlar tarafından Avrupa dillerinde önemli Kur’an-ı Kerim tercümeleri yapılmaya başlanmıştır ki bu yepyeni bir aşamadır. Buraya kadar söylediklerimizi özetleyecek olursak, Avrupa dillerindeki Kur’an tercümelerini ana hatlarıyla dört aşamada mütalaa edebiliriz:
Düşmanca gayelerle, reddiye mantığı ile yapılan polemik tarzı kısmi veya tam tercümeler. Bunlar genellikle Hıristiyan din adamları tarafından yapılan çalışmalardır.
Oryantalistler tarafından yapılan çalışmalar. Bunlar bir yandan Hıristiyan gelenekten beslenmiş, bir kısmı misyonerlik kaygıları da taşıyan çalışmalardır. Öte yandan da politik olarak sömürgeciliğin yerleşmesi ve kalıcı olabilmesi amacına hizmet ederler.
Kendilerini Oryantalist gelenekten ayrıştırmak için İslamolog veya Arabist olarak anılmayı tercih eden yeni kuşak batılı İslam araştırmacılarının yaptığı tercümeler.
Göçmen veya mühtedi batılı Müslümanlar tarafından yapılan Kur’an tercümeleri. Bu grup içerisine, Arapça dışındaki İslam dillerinde veya İslam dillerinde hazırlanmış meallerin batı dillerine tercümelerini ve batı dillerinden birindeki tercümelerin diğer batı dillerine tercümelerini de dâhil etmek icap eder.
1694’te Hamburg’ta Abr. Hinckelmann tarafından Kur’an-ı Kerim’in Arapça bir basımı gerçekleştirilmiştir (Juynboll, 1930, p. 359). Bundan dört yıl sonra Ludovicus Maraccius tarafından, açıklama notları da içeren Latince tercüme yayımlandı (Patavii, 1698 in Juynboll, 1930). XVIII. yüzyılda ise Gustav Flügel Corani textus arabicus (Lips, 1834 in Juynboll, 1930) yayımlandı. Bilahare bu çalışma gözden geçirilerek Concordantiae corani arabici adıyla iki cilt halinde yeniden yayımlandı (edit. Stereot. Tauchnitz, Lips., 1841-1842 in Juynboll, 1930) ve bilahare defalarca yeni baskıları yapıldı.
Hollandaca Kur’an-ı Kerim tercümeleri
Hollandaca Türkiye’de genellikle Felemenkçe adıyla bilinirse de bu ikisi birbirine çok yakın olmakla birlikte ayrı diller olarak kabul edilmektedirler. XVII. yüzyıldan itibaren batı dillerinde birbiri ardınca ve genellikle birbirinden yararlanılarak birçok Kur’an-ı Kerim tercümesi yapıldığını görüyoruz. Bu dönemde Kur’an-ı Kerim Hollandaca’ya da tercüme edildiğini müşahede ediyoruz (Hamidullah, 1993, pp. 145; 155-156; Juynboll, 1930, p. 360):
1- Anonim, De Arabische Alkoran (Hamburg, 1641). Schweigger’in Almanca ve Arrivabene’nin İtalyanca tercümeleri esas alınmıştır
2- Glazemaker, Jan Hendrik, Mahomed’s Alkoran (Rotterdam, 1698). Du Ryer’in Fransızca tecümesi esas alınmıştır. 7 resim ihtiva etmektedir. Amsterdam (1696) ve Leiden’de de (1721, 1734) basılmıştır.
3- Tollens, L.J.A. Mahomed’s Koran (Batavia, 1859). Kasimirski, Sale, Ullmaann ve Maracci tercümelerinden istifade ile hazırlanmıştır.
4- Keyzer, Salome nezaretinde Kasimirski, Ullmann, Weil ve Sale tercümelerinden yararlanılarak yapılan tercüme: De Koran, voorafgegaan door het leven van Mahomed, met ophelderende aanmerkingen (Haarlem, 1860/ 4. baskı, Rotterdam 1916).
5- Kater, C. Klapper op M.’s Koran (Delft, 1873).
6- Martens J. L., Concordantie op den Koraän (Batavia, 1881).
7- Marais, R. Morhonniére’li (Nant’lı). Seçme parçalar. 1952’de meydana getirilmiş bir elyazması (France- Islam, Paris, No. 103-106, 1975, s. 14, nakleden: M. Hamidullah).
8- Baaten, W. (Utrecht’li). Seçme parçalar. 1952’de meydana getirilmiş bir elyazması (Hamidullah).
9- Ahmad, Mirza Bashiru’d-din Mahmud (1889-1951), Heilige Qor’an, Arapça metinle birlikte, (Rabwah/Pakistan 1953).
10- Kramers, J.H. (1891-1951), De Koran, mütercimin ölümünden sonra yayımlanmıştır. (Amsterdam 1956).
11- Leemhuis, Fred, de Koran, een weergave van de betekenis van de Arabische tekst in het Nederlands (Houten, 1989: Fibula; 12. Baskı 2005)
12- Soedéwo. İlave bilgi verilmeksizin Islamic Rewiew (Londra) adlı dergide duyurulmuştur. (Haziran 1952, s. 38). Hamidullah, listesine dâhil etmiştir.
13- Graeff, F.A. Kasimirski tercümesi esas alınmıştır. 929 sahife. (Haarlem 1879).
14- Mattes, B.F., Proeve ener Makkassarsche Vertaling des Korans, 89+ 106 sahife. Makassar ve Hollanda dilinde yapılmış bir tercümedir. (Amsterdam 1856).
15- Siregar, S. S. (2000). De Edele Koran en een vertaling van betekenissen ervan in de Nederlandse taal (3 ed.). Den Haag: Islamitisch Cultureel Centrum Nederland (ICCN).
16- Abdolah, K. (2008). de Koran. Amsterdam: De Geus.

Biz tebliğimizin bu bölümünde, girişte belirttiğimiz gibi, günümüzde yaygın olarak kullanılan güncel, el altında bulunan Hollandaca meallerden dört tanesini kısaca ve mukayeseli olarak tanıtmak, bir tanesine ise sadece temas etmek istiyoruz. Bunlardan ikisi gayrimüslim araştırmacılar tarafından ikisi ise Müslümanlar tarafından hazırlanmıştır. Sonuncusu ise aslen bir Müslüman aileden gelen; ama kendisini dinle irtibatlandırmayan bir romancı tarafından bir tercümeden çok uyarlama, adaptasyon niteliği taşıyan bir çalışmadır.
Şarkiyatçı ve İslamologların hazırladığı mealler
Gayrimüslimlerin hazırladığı güncel Hollandaca mealler içerisinden Kramers ve Leemhuis’ın meallerini seçtik; çünkü bu ikisi günümüzde kendi kategorisi içinde en yaygın kullanım alanına sahiptir.
J. H. Kramers (1891-1951) de Koran adıyla yayımlanan tercümesi (Kramers, 2003) şimdiye kadar 50 bin nüshadan fazla basılıp dağıtılmıştır. 18. baskısının önsözünde, eseri sadeleştiren Johannes J.G. Jansen’ın deyimiyle mütercim “insanların değil, Tanrı’nın ve meleklerin diliyle” Kur’an- Kerim’i tercüme etmeye teşebbüs etmiştir. Kramers’in tercümesinde kullandığı dil, sadeleştirilmiş olmasına rağmen Alman aksanına çalan, ağır bir Hollandacadır. Mütercim gerçekten büyük gayret sarf ederek, zaman zaman kelimelerin modern standart Arapça’da kullanılan anlamlarının ötesine geçip nüzul dönemindeki anlamını yansıtmaya muvaffak olduğu söylenebilir. Mesela genellikle “polytheisten” (çok tanrıcılar) veya “afgoddienaren” (puta taparlar) şeklinde tercüme edilen “müşrikler” ifadesini Kramers “genotgevers” (eş tutanlar) şeklinde vererek; hem Hollandacada müstamel olmaan bu kallanımla okurun dikkatini çekerken hem de metne sadık kalmaktadır. Yine, genellikle “Reciteer! (kıraat et)” gibi tercüme edilen “iqra’” kelimesini “Lees op!” (Yüksek sesle oku!) şeklinde tercüme etmiştir.
Kramers’in metne sadakat konusundaki özeni dikkatten kaçmamaktadır. Bununla birlikte, bazı âyetleri hiç anlamadan tercüme ettiği; bazı âyetleri ise İslam geleneğinde genellikle anlaşıldığından farklı tercüme ettiği tespit edilebilir. Bu tür farklı çevirilerin/ anlamaların Müslümanlar tarafından yapılan tercümelerde de vaki olduğu göz önüne alınırsa büyük bir nakısa sayılmamalıdır. Eserin üslubu, kendisinden önceki Avrupa dillerinde yayımlanmış tercümelerden, özellikle Almanca Kur’an-ı Kerim tercümelerinden etkilenmiş olduğunu düşündürse de, esas itibariyle Arapçadan tercüme edilmiş olduğu da âşikârdır.
Kramers’in Fatiha Sûresi tercümesini iktibas etmek istiyoruz:

Soera 1: al- Fatiha
In de naam van God
de Barmhartige Erbarmer.
[lofprijzing]
2(1) Lof aan God
de Heer der wereldwezens
3(2) de Barmhartige Erbarmer
4(3) de Heerser op de Dag van het Oordeel. 3
[gebed]
5(4) U dienen wij
en U vragen wij om bijstand.
6(5) Leid ons langs het rechtgebaande pad
7(6) het pad van degenen
die Gij Uw weldaden schenkt 5
(7) over wie geen toorn is
en die niet dwalen.

Prof. Dr. Fred Leemhuis Belçikalı; halen Hollanda’nın Groningen Devlet Üniversitesi (RUG)’nde görevli İslamologtur. Meali birçok baskı yapmasının yanısıra internette de Kur’an ve Kitab-ı Mukaddes (www.koranenbijbel.nl) projesi ve internet sayfasında esas alınmıştır. Tercümesinin tam adı şöyledir: de Koran, een weergave van de betekenis van de Arabische tekst in het Nederlands: Kur’an, Arapça metnin Hollandaca ifade ve anlamı (Leemhuis, 2005). Dili daha modern bir Hollandaca olmakla birlikte, mütercimin Belçikalı olması dolayısıyla dil kullanımının Belçika aksanına kaydığı eleştirilerine maruz kalmaktadır. Terminoloji seçiminde profan bir eğilim içerisinde olduğu ileri sürülebilir. Mesela “cennet”i “tuin” yani “bahçe” olarak tercüme eder. Oysa Arapça’da cennet kelimesi karanlık, gizemli, mahiyeti tam olarak idrak edilemen başka boyuttaki bir güzellik tasavvurunu mutazammındır.
Müslümanların hazırladığı mealler
Müslümanlar tarafından hazırlanan meallerden de iki tanesini seçtik: Mevlana Muhammed Ali’nin İngilizce mealinin Hollandaca tercümesi de Heilige Koran (Ali, 2004) ve Süfyan Siregar’ın bir ekiple birlikte hazırladığı de Edele Koran (Siregar, 2000) ismini taşıyan meallerdir. Çünkü bu mealler özellikle Müslümanlar tarafından en çok istifade edilen meallerdir.
Bunlardan birincisi Mevlana Muhammed Ali’nin özgün İngilize mealinin Hollandacaya yapılmış iyi bir tercümesidir; yani meal-tefsirin tercümesidir. 3.000’den fazla not içeren bu meal Ahmediye fırkasının Hazrat Mirza Gulam Ahmed’i peygamber değil de bir müceddit olarak kabul eden kolu tarafından finanse edilip yayımlanmaktadır. Hem Kur’an-ı Kerim terminolojisini isabetli kullanmakta, hem de âyet-i kerimelerin Avrupa bağlamında anlaşılmasına matuf notlar sayesinde metnin iç bağlantıları kurulmaktadır.
Süfyan Siregar’ın meali metnin aslına bağlı kalmaya çalışırken üslupta rekakete düşmekte, bazen de anlamı tam olarak verememektedir. Arapça kelimelerin genellikle aynen muhafaza edilmiş olması, Müslüman bir çevrede yetişmemiş olan okurlar için metni zor anlaşılır bir hale getirmektedir.
Son olarak Kader Abdolah’ın eserine değinebiliriz (Abdolah, 2008). Abdolah, İran İslam devrimi İran’dan kaçarak Hollanda’ya iltica etmiş bir yazardır. Babasının Kur’an okuduğunu hatırlayan Abdolah’ın İran’da iken dinle ilgisi olmamıştır. İlginç bir biçimde, Hollanda’da kendisine İslam ve Kur’an-ı Kerim ile ilgili sorular soruldukça ilgi duymaya başlamıştır. Tam bir meal değildir; Kur’an-ı Kerim’den hareketle yapılmış bir çalışma demek daha doğru bir ifade olur. Ne uzman ne de Müslüman olan ama İslam düşmanı da olmayan bir yazar tarafından kaleme alınan bu eser, ayrıca ele alınıp değerlendirilmelidir. Bu makalenin müellifi, K. Abdolah’ın eserini yayımlamasının hemen ardından Hollandaca bir değerlendirme yazısı kaleme alarak, Abdolah’ın yetkin bir mütercim olmamakla birlikte, bu işe sevgiyle giriştiğini ve “Allah her şeyi bilir, Muhammed öyle der, Kader Abdolah ise hiçbir şey bilmez” diyerek cehaletini itiraf ettiğini tespit etmiştir (Okumuş, 2008). Kendini bir Müslüman olarak tanımlamayan Abdolah’ın girişiminin tarihte ilk olarak Kur’an’ı seküler temelli edebi bir okumaya tabi tutmak anlamına geldiğini burada belirtmeliyiz. Bu çalışma Kur’an’ı asla eline almayı aklına getirmeyen büyük bir kitlenin bu kitaba ilgisini çekmiştir.
Sonuç ve öneri
Türkçe ile Hollandacanın meal imkânları açısından önemli bir farkı vardır. Türkçe İslami dillerden biri olarak Kur’an-ı Kerim’in kullandığı birçok anahtar kavramı kendi kelime varlığı içine katmıştır. Hollandaca için aynı durum mevzuubahis değildir. Bu durum, Hollandaca mealler için genellikle dezavantaj gibi görünse de, avantaj olarak da kullanılabilir. Çünkü İslami dillerde meal hazırlanırken kelimelerin Kur’an-ı Kerim’de geçtiği şekliyle muhafazası, tarih içinde sonradan kazanılmış kültürel veya ıstılahi manaya doğru bir kayışı beraberinde getirmekte ve okuru asıl manadan uzaklaştırmaktadır.
Türkçe’de de mealler eskiden imamlar veya hocaefendiler için hazırlanıyordu; gittikçe son okuyucu için yapılmaya başlandı. Aynı gelişme Hollandacada yapılacak yeni meallerde gözününde bulundurularak, bir aracı veya öğretici olmaksızın doğrudan hedef kitlenin esas alınacağı mealler hazırlanmalıdır. Bu demektir ki, hazırlanacak bir meal muhtasar bir tefsir niteliğinde, âyetlerin bağlamlarının anlaşılmasına katkı sağlayacak ek bilgiler sunan notlarla zenginleştirilmelidir.
Hali hazırda Hollanda dilinde hem muhtevası hem formu, hem bilgi kaynakları hem üslûbu, hem güvenilirliği ve hem de selasetiyle ümmet-i davet ve ümmet-i icabete mensup gençlerin asgari beklentilerine cevap verebilecek bir meal bulunmamaktadır. Böyle bir meali hazırlamak, hazırlatmak gücü yetenlerin boynunun borcudur. Her ülkede yaşayan Müslümanlar o ülkenin dilinde yeni nesillerin anlayacağı tarzda mealler hazırlatmakla mükelleftirler.
Kaynakça
Abdolah, K. (2008). de Koran. Amsterdam: De Geus.
Ali, M. M. (2004). De Heilige Koran met Nederlandse Vertaling en Commentaar (J. Rietberg, Trans.). Ohio, U.S.A.: Ahmadiyya Anjuman Isha'at Islam Lahore Inc.
Asad, M. (2001). Islam at the crossroads. New Delhi: Goodwords Books (First edition: Dalhouise 1947).
Esed, M. (1997). Yolların ayrılış noktasında İslam (H. Karaman, Trans.). Istanbul: Iz Yayıncılık.
Hamidullah, M. (1993). Kur'an-ı Kerim Tarihi: Özellikleri, tedvini, Türçe ve Batı dillerine yapılan tercümeleri (S. Tuğ, Trans.). Istanbul: İFAV.
Juynboll, T. W. (1930). Handleiding tot de kennis van de Mohammedaansche wet volgens de leer der Sjafi`itische School / door Th. W. Juynboll. Leiden :: N.V. Boekhandel en Drukkerij voorheen E. J. Brill.
Kramers, J. H. (2003). De Koran. Amsterdam: De Arbeiderspers.
Leemhuis, F. (2005). de Koran, een weergave van de betekenis van de Arabische tekst in het Nederlands (12 ed.). Houten: Fibula.
Okumuş, F. (2008, 05-22-2008). de dinosaurus van Kader Abdolah” (over nieuwe Koranvertaling). Ad Valvas, 11.
Siregar, S. S. (2000). De Edele Koran en een vertaling van betekenissen ervan in de Nederlandse taal (3 ed.). Den Haag: Islamitisch Cultureel Centrum Nederland (ICCN).

 

© 2010 Kuranihayat.com

İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Ancak kaynak gösterip link vererek kullanabilirsiniz.

 

Aktif Medya