Ana Bölüme Geç
Kurani Hayat Yeni Sayı Kurani Hayat telefon

Kullanıcı girişi

Bir Ayet

“Rasul,
‘Ya Rabbi!’ diyecek,
‘Gerçek şu ki,
benim kavmim
bu Kur’an’ı devri
geçmiş bir mesaj gibi
terk etti!’...”
Furkan, 30

 

Kimler çevrimiçi

Şu an 0 kullanıcı ve 1 ziyaretçi çevrimiçi.

Kuran surelerin kimliği

İçerik yayınlarıSiyer

Kurban: İsmailleri Ortaya Koyabilme Eğitimi - Abdulcelil CANDAN

Ocak 12, 2010 yazan admin

 

    Tarih boyunca hemen hemen bütün dinlerde kurban uygulamaları olmuştur. Ancak kurbanlıklar, kurban etme şekilleri ve amaçları farklı olmuştur. Bazı dinlerde bitkiler, kümes hayvanları hatta kuşlardan bile kurban verilirdi. Hıristiyanlar Hz. İsa’nın çarmıha gerilmesini bir Kurban olarak telakki ederler. Bununla da insanların günahlarına karşılık Allah’ın Hz. İsa’yı feda ettiğine inanırlar.

 

         Kurban, Allah yolunda fedakârlığın ona teslim olmanın ifadesidir. Mü’minler Kurban kesmekle, cedleri Hz. İbrahim ve Hz. İsmail’in şanlı hatıralarını anmakta, tazelemekte ve gerektiğinde kendilerinin de aynı teslimiyet ve fedakârlığa hazır olduklarını ifade etmektedirler. Kurban, fedakârlık, ihlâs ve cömertliğin sembolüdür. Kişilik kazanılmasında da etkisi büyüktür.

 

İbrahim’e Selam Olsun! - Selvigül Kandoğmuş ŞAHİN

Ocak 12, 2010 yazan admin

İbrahim’e selam olsun!

Hacer’e selam olsun!

İsmail’e selam olsun!

Selim ve tertemiz bir kalp ile Rabb’ine yönelen ve teslim makamında, çetin imtihanlardan geçip, Âl-i İbrahim olan, İbrahim ailesine selam olsun.

İbrahim Peygamber, Halil olan, Allah’ın dostlarından bir dost.

Yanık yüreğiyle dualar gönderen, gözlerinden ığıl ığıl yaşlar süzülen, duyarlı, vefakâr, teslim olan… Halilullah’a selam olsun.

O, hiç tereddütsüz, her şeyi ve herkesi cesurca karşısına alıp “Rabb’ine, tertemiz bir kalp ile yönelmişti”. (Saffat Sûresi, 37/84). Âyette apaçık belirtildiği gibi…

 

Merhamet Peygamberi - Vedat AYDIN

Ocak 12, 2010 yazan admin

Merhamet, fıtrî bir duygu olması hasebiyle riyadan uzak, tamamen içten gelen bir duygunun dışa vurumudur. Kimse yapmacıklı davranarak merhamet sahibi olamaz. Merhamet sahibi bir insan, en katı olarak kabul edilen kalplerin bile yumuşamasına sebep olabilir, içinde yaşadığı cehennemden sahibini kurtarabilir.

Hiç şüphesiz merhamet denince bizim aklımıza ilkin Sevgili Peygamberimiz (s) gelmektedir. O’nun merhametini Cenab-ı Allah şöyle anlatmaktadır: “GERÇEK ŞU Kİ, [ey insanlar,] size kendi içinizden bir elçi gelmiştir: sizin çekmek zorunda kalabileceğiniz sıkıntıdan ötürü kendini büyük bir yük altında hisseden; size çok düşkün [ve] mü’minlere karşı şefkat ve merhametle dolu bir elçi…” (Tevbe 9/128).

SAĞLAM İP KOPMAZ KULP: KUR’AN (HABLULLAH) - Ahmet COŞKUN

Ocak 12, 2010 yazan admin

TEFSİR

    Sözlükte ip demek olan habl, insanı herhangi bir amaca ulaştıran araç anlamında kullanılmıştır. Kur’an-ı Kerim ve hadislerde “hablullah: Allah’ın ipi” olarak yer alan bu terkip, Allah’a ulaştıran vesileler olarak Kur’an-ı Kerim, İslamiyet, hidayet ve akıl olarak tanımlanmıştır. “Habl” kelimesinin anlaşma, Allah’a verilen söz, yani ahit, akit, misak anlamları da vardır (Âl-i İmran 3/112). Bu manada hablullah ifadesi de Allah’a verilen ahitleri belirtmiş olmaktadır.

    Âl-i İmran Sûresi’ndeki hablullah terkibinin yer aldığı 103. âyet mealen şöyledir:

    “Toptan Allah’ın ipine sımsıkı sarılın, ayrılığa düşmeyin.”

BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ’YE GÖRE KUR’AN’IN BÜTÜN İLAHÎ SÖZLER VE SEMAVÎ KİTAPLARDAN ÜSTÜNLÜĞÜ - Mehmet Refii KİLECİ

Ocak 12, 2010 yazan admin

Doç.Dr., Avrupa İslam Üniversitesi Öğretim Üyesi

         İlahî kelâm, ilim, kudret gibi bir ilâhî sıfat olduğundan ezelî olup, nihayetsizdir. Nihayeti, sonu olmayan birşeye denizler mürekkep olsa, elbette yetmez ve bitiremez. Ezelî ve ilahî kelâmın ve kelimâtın içinde şüphesiz en yücesi ve şereflisi Kur’ân-ı Kerîm’dir. Kur’ân diğer semavî kitapların ve her türlü ilahî sözlerin üstündedir.

KUR’ÂN-I KERİM’DE ARINMA AMAÇLI VERİŞ/LER - Murat SÜLÜN

Ocak 11, 2010 yazan admin

Kuran Kur’an’da ‘arınma amaçlı veriş’in kavramsal alanı; zekât, tezekkî, tezkiye, sadaka, infâk, karż-ı hasen, îtâ, it’âm, fekk-i rakabe, tahrîr-i rakabe, birr, ihsân, îsâr, fidye, keffâret, cizye kelimelerinden oluşur.

Ancak, bunlarla zıt kutupta yer alan vermeme, esirgeme, hayrı engelleme, teşvik etmeme, parayı depolama (cem’, kenz), çoğaltma yarışı (tekâsür), cimrilik (buhl), bencillik (şuhh), saçıp savurma (isrâf, tebzîr), gösteriş (riyâ, betar) ve ribâ gibi kavramlar da bu çerçevede dikkate alınmalıdır. Bunların tahlili, müstakil bir çalışmanın kârı olduğu için, bu yazıda ‘arınma amaçlı veriş’in dindeki önemine temas ederek söz konusu verişi; gerekçesi, muharriki, gayesi ve adabı açısından işlemekle yetineceğiz.

İNFAKIN HİKMETİ ve CİMRİLİĞİN PSİKOLOJİSİ - Abdülhamit KAHRAMAN

Ocak 11, 2010 yazan admin

      “Onlar gayba inanır, namazı dosdoğru kılar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak ederler” (Bakara 2/3).

      “Hiçbir alışverişin, hiçbir dostluğun ve hiçbir şefaatin olmadığı gün gelmezden evvel, size rızık olarak verdiklerimizden infak edin” (Bakara 2/254).

     “...Allah’ın sana ihsan ettiği gibi sen de ihsanda bulun...” (Kasas 28/77).

     İnfak; Rahman’ın bize verdiklerinden, kendisinin doğrudan vermediklerine bizim vermemizdir. Bundaki hikmet, bizim mala olan sevgimizin kırılması, dünyaya olan bağlılığımızın azalması, âhirete ilgimizin ve sevgimizin artması ve Rahman’ın bizi denemesidir. Çünkü insan infak ettikçe Şeytan’dan uzaklaşır, Allah’a (c) yaklaşır. Bir de bizim kazancımız içinde başkasına ait olan miktarın hak sahibine verilip verilmediğini Rahman’ın görmesidir. Çünkü kazandığımız malların ve gelirlerin tamamı bize ait değildir:

HİKÂYE - HER İNSAN GÖLGESİNİ BEKLEYEN BİR ÂYETTİR - Özcan GÖKHAN

Ocak 11, 2010 yazan admin

Gece boyunca kıvranıp durdu yatağında. Saatin kaç olduğunu, gecenin hangi diliminde bulunduğunu ayrımsayamıyordu. Bir çırpıda attı üstünden annesinin köyden gönderdiği kenarları kanaviçelerle işlenmiş ince yün yorganı. Sanki bütün yükü dünyanın, omuzlarına çökmüştü. Yatağında öylece durakalmıştı, gözlerini karanlığa dikmiş ruhuna bakıyordu. Kendisine azap veren meseleyi bulmaya çabaladı bir süre. Nefesini tutup kulak verdi gelmiş geçmiş bütün yaşanmışlıklara. Zihinsel bir musahabeye başlamıştı ki müezzinin davudî sesi Yeditepe’nin bütün semalarında yankılanmaya başladı.

Allahu ekber Allahu ekber… es-salatu hayrun mine’n-nevm…

Birlikte kaldığı öğrenciler hâlâ uyanmamıştı. Abdest alıp ferahladı önce, soğuk suyun ruhu diriltici inceliğine bir kez daha şahit oldu. Namazın teskin edici limanlarına sığındı. Dua okyanusuna daldı bir zaman. (…)

DEĞERLENDİRME BİZE NE OLDU? - Dilek SERDAR

Ocak 11, 2010 yazan admin

Bir nice zamandır kaht-ı rical bahtsızlığındayız.

Bir nice zamandır ellerimiz semada, gözlerimiz yolda,

Bir nice zamandır ümitlerimiz yeşermek için sabah çisesi bekliyor.

Ama ne tesbitlerimiz, ne dualarımız, ne de hayallerimiz beklediğimizi bize getiriyor.

Zira Rabb’imiz de bizi bekliyor, biz kıpırdamadan rüzgâr estirmiyor, biz harekete geçmeden ‘vereyim’ demiyor.

Kıpırdamamız bilinç düzeyimizin yükselmesini getirmeli beraberinde. Bizi uzun vadeli projeler üretmeye sevk etmeli. Projelerin insan faktörü olmadan işe yaramayacağından hareketle, insan eğitimi eksenli uzun soluklu, sabır kokulu bir yolculuğa gitmeli.

İnsan eğitiminde ebeveynlerin bu proje uğrunda infak edeceği evlatları olmalı, evlatlarının içinden en verimli olanını bu yola teşvik etmeli, insanlık âleminin ihtiyaçlarına merhem olacak alanlarda istihdam etmeli.

İbrahim (as) nasıl oldu? - Fatih OKUMUŞ

Ocak 11, 2010 yazan admin

Bakara sûre-i celîlesinin 124 ila 129ncu âyetleri arasında İbrahim (as)’ın imtihanı, Kâbe-i Muazzama’nın inşâsı anlatılır. Hz. İbrahim’in ve oğlu-yardımcısı İsmail’in (as) duaları da bu pasajda önemli bir yer tutar. Hz. İbrahim’in ve Kâbe’nin burada anlatılan kıssasını bir eğitim hatta daha da öte bir “olma” süreci olarak okuyabilir miyiz? Deneyelim:

Sınav

 

© 2010 Kuranihayat.com

İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Ancak kaynak gösterip link vererek kullanabilirsiniz.

 

Aktif Medya