Ana Bölüme Geç
Kurani Hayat Yeni Sayı Kurani Hayat telefon

Kullanıcı girişi

Bir Ayet

“Rasul,
‘Ya Rabbi!’ diyecek,
‘Gerçek şu ki,
benim kavmim
bu Kur’an’ı devri
geçmiş bir mesaj gibi
terk etti!’...”
Furkan, 30

 

Kimler çevrimiçi

Şu an 0 kullanıcı ve 2 ziyaretçi çevrimiçi.

Kuran surelerin kimliği

İçerik yayınlarıSelvigül Kandoğmuş ŞAHİN

Vahyin Kardeşliğine Doğru - Selvigül K. ŞAHİN

Ocak 11, 2011 yazan khd

DENEME

VAHYİN KARDEŞLİĞİNE DOĞRU

Selvigül Kandoğmuş ŞAHİN

Baharlar gelir. Muştu yüklü, umut ve aşk yüklü baharlar gelir. Bir damar yürür içten içe... Yürek yangınlarımıza, yalnızlıklarımıza, umutsuzluklarımıza, terkedilmişliklerimize, hız ve haz çağına inat bir damar yürür. Çağlar üstü bir seslenişle, taşlar yarılır, sular boşalır, gümrah baharlarla beraber, pınarlar bentlerini yıkar. Kar suları, yıkayan, arıtan yağmurlarla, çatlamış, kurumuş, çölleşen, donup kalmış topraklara doğru akar. O zaman bir damar yürür yağmurlarla, kanayan yaralarımızı yıkamaya. Kin ve nefret bulutlarını dağıtıp örselenmiş umutlarımıza deva olmaya... Bir damar öylece muhabbet çağlayanı gibi akar da akar...
Kardeşlerim dağ burçlarında, kardeşlerim mermi sağanağında, kardeşlerim mavzer gölgesinde, kardeşlerim zulmün yol kesen karanlığında, muvahhid sancılarına yaslanıp umutla, aşkla duaya çağırır mümin ve kardeş yürekleri...
Kardeşlerim Filistin’de, kardeşlerim Doğu Türkistan’da, kardeşlerim Afganistan’da, esir düşmüş tüm coğrafyalarda, duaya durmuş mümin yürekleri gözler... Onlar direnmenin destanını yazarlar, cennetin davetiyesi muştu olup avuçlarına döküldüğünde, sağlam bir duruşla kavi bir imanla direnir ve beklerler.

Hikmet Yolcusu, Hicret Eri Ali Ulvi KURUCU - Selvigül K. ŞAHİN

Ocak 10, 2011 yazan khd

BİYOGRAFİ

HİKMET YOLCUSU, HİCRET ERİ ALİ ULVİ KURUCU

Selvigül Kandoğmuş ŞAHİN

Yürek seferine adım alan, Rasul’ün ve tüm peygamberlerin, tüm Allah dostlarının yolunda yürümeyi şiar edinen, mütevazı, samimi âlim Ali Ulvi Kurucu’nun hatıralarını M.Ertuğrul Düzdağ’ın kaleminden okurken, Kur’an ikliminin eşsiz rahiyalarla ruhuma aktığını hissettim.
1922 yılında Konya’da, Kur’ani yaşantıyı damarlarına içirmiş, bu uğurda nice fedakârlıkları destansı bir duyarlılıkla yaşamış bir ailenin içine doğar Ali Ulvi Kurucu. Mümbit topraklar gibi Kur’an iklimini yaşamaya çalışan aileye inat ortam alabildiğine karışık ve içinden çıkılamaz bir hal almıştır. Çocukluğunun ve gençliğinin geçtiği dönem, bir ibret vesikası sayılabilecek, inkılâpların, İslam dünyasındaki kökten değişikliklerin, cebirlerin, katliamların yapıldığı bir zaman dilimine rastlar. Bu zaman diliminde, Kur’an aşığı ve tevhidi yaşantıyla örneklik teşkil eden bu âlimler ailesi eşsiz bir direniş öyküsüyle çıkar karşımıza.

İbrahim’e Selam Olsun! - Selvigül Kandoğmuş ŞAHİN

Ocak 12, 2010 yazan admin

İbrahim’e selam olsun!

Hacer’e selam olsun!

İsmail’e selam olsun!

Selim ve tertemiz bir kalp ile Rabb’ine yönelen ve teslim makamında, çetin imtihanlardan geçip, Âl-i İbrahim olan, İbrahim ailesine selam olsun.

İbrahim Peygamber, Halil olan, Allah’ın dostlarından bir dost.

Yanık yüreğiyle dualar gönderen, gözlerinden ığıl ığıl yaşlar süzülen, duyarlı, vefakâr, teslim olan… Halilullah’a selam olsun.

O, hiç tereddütsüz, her şeyi ve herkesi cesurca karşısına alıp “Rabb’ine, tertemiz bir kalp ile yönelmişti”. (Saffat Sûresi, 37/84). Âyette apaçık belirtildiği gibi…

 

HİKÂYE - GELİNCİKLER SOLARKEN - Selvigül Kandoğmuş ŞAHİN

Ocak 11, 2010 yazan admin

         Biz çocukken,  baharla beraber, dumanlı dağların eteklerine doğru uzanmış, yağmur sularıyla ıslanmış gelincik tarlalarına dalardık. Bizim oralara, yaz geç gelirdi. Uzun kış günlerinin, karlı, yağmurlu soğuklarından sonra, çocuk yüreklerimize, açan gelincikler, ötüşen kuşlar muştular taşır, yegâne eğlencemiz onlar olurdu.

         En sevdiğimiz oyun, kırmızı, pembe,  gelinciklerden gelinler yapmaktı. Gelinciklerin taç yapraklarından bir iki tane kopartır, pelerinli, tomurcuk yüzlü, siyah perçemli bir gelin çıkardı ortaya. Ona, göz, dudak yapardık. Başka bir gelinciği de sapından kopartır, büyük bir özenle, ortaya çıkan bu gelin başının altına saplardık. O zaman; şimdiki çocukların değme oyuncaklarına taş çıkartacak cinsten güzellikte, bir gelinimiz olurdu. Kırmızı pelerini, siyah zülüfleri, yerlere kadar kırmızı duvağıyla seyre doyamazdık gelincikten gelinlerimizi.

 

© 2010 Kuranihayat.com

İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Ancak kaynak gösterip link vererek kullanabilirsiniz.

 

Aktif Medya