HİKÂYE
Hapishane imamı, Pennsylvania – Amerika
"Ve onlar ki, emanetlerine ve ahitlerine sadakat gösterirler. Salâtlarını (tüm dünyevi kaygılardan) uzak tutarlar. İşte varis olacak olanlar böyleleridir (Müminûn 23/8-10).
Namaz, gözün nurudur Nebevi dilde… Gözün nuru, gözbebeği… "Kişi ile şirk arasında namaz vardır" der hak Nebi… Namazı dik olanın kulluğu da dik olur belli ki… Namaz, onun için dinin direği… Namaz, aslında bir aşk âyini… O, ruhun tezkiyesi… Yüreğe libas giydirme işi…
Kıyam, bir esas duruş ve tevbe hali... Kusurluyum ve kusurlarıma meydan okuyorum der kıyamdaki kişi... Kıyam, kusursuz olan Rabb’e yürüyüşün ismi... "Subhanallah" tesbihinin eyleme dönüşmüş şekli... Rukû, itaatin doruk noktası... Aklın, vicdanın ve fıtratın, aşkın olan Allah'a kayıtsız şartsız teslimiyeti... Kulun âciz ve güçsüz olduğunu idraki... Aşkın olan Allah'ın tüm acziyetten münezzeh ve müberra olduğunu kabul etme hali... "Allahuekber" tesbihinin fiili şekli... Secde, aşkın zirvesi... Sen Rab’sın, ben kulum deme hali... Kulun muhtaç olduğunun idraki... Ben muhtacım ve muhtaç olan varlığa kulluk edemem deme hali... Bedenin inişi ve ruhun yükselişi... Saf ve ulvi olan aşkın zirvesi... "Ben haddimi bildim" idraki... Ve oturuş, bir miraç hali... Namaz yolculuğunun tadını çıkarma demi... Said Nursi’ye göre "İbadetin manası odur ki, kişi kendi kusurlarını, aczini ve fakrını görüp, Kemâl-i Rububiyet’in, Kudret-i Samedaniye’nin ve Rahmet-i İlahiye’nin önünde hayret ve muhabbetle secde eder.