Ana Bölüme Geç
Kurani Hayat Yeni Sayı Kurani Hayat telefon

Kullanıcı girişi

Bir Ayet

“Rasul,
‘Ya Rabbi!’ diyecek,
‘Gerçek şu ki,
benim kavmim
bu Kur’an’ı devri
geçmiş bir mesaj gibi
terk etti!’...”
Furkan, 30

 

Kimler çevrimiçi

Şu an 0 kullanıcı ve 1 ziyaretçi çevrimiçi.

Kuran surelerin kimliği

İçerik yayınlarıSAYI-02 Ramazan 2008-09

BAŞLARKEN Sayı 02

Ocak 11, 2010 yazan admin

Bir Ramazan vaktinde insanı muhatap alarak vahyini inzâl eden Allah’a hamd,
Aldığı vahyi canı pahasına ve olağanüstü bir gayretle bize ulaştıran Efendimiz’e salât,
Kur’an’la hayat bulup onunla inşa olmak isteyen mü’minlere selam olsun.

1429 yılının mübarek Recep ayında başlattığımız Kur’ani Hayat yolculuğumuzun Ramazan’la buluşan bu ikinci sayısında, yine Kur’an’a ve hayata dair birbirinden kıymetli yazılar bulacaksınız.

Kur’an ve Ramazan - Mustafa İSLAMOĞLU

Ocak 11, 2010 yazan admin

Zamanı ve insanı yaratanın, vahyi indirenin, zamanı ve insanı vahiyle şereflendirenin adıyla başlarım.
Zaman da, tıpkı insan gibi bir sır yumağı. Zaman yumağının içinde neyi gizlediğini ancak Allah bilir. Yaşanmış zamanın kaydını tutan, yaşanacak zamana dair hayaller kurup planlar yapan yegâne mahlûk insandır.
Zaman, insan ve vahiy…
Üçünün birleştiği nokta “şahitliktir”.

مصطفى إسلام أوغلو - القرآن ورمضان

Ocak 11, 2010 yazan admin

أبدأ باسم خالق الزمان والإنسان، منزل الوحي، مشرف الزمان والإنسان به.

الزمان كالإنسان تماما بحر أسرار. لا أحد غير الله يعرف ما يخفيه الزمان في كنهه والإنسان هو المخلوق الوحيد الذي يدون الزمن ويضع له الخطط ويعلق عليه الآمال.

الزمان والإنسان والوحي...

النقطة التي تجمع بين ثلاثتهم هي كونهم "شهود".

إن الله يُقسم بالزمان وبأجزائه كحين قوله: "وَالْعَصْرِ... وَالصُّبْحِ إِذَا تَنَفَّسَ... وَالضُّحَى... وَالصُّبْحِ... وَاللَّيْلِ إِذَا يَغْشَى... فَلا أُقْسِمُ بِالشَّفَقِ..." إن هدف الحلفان في هذه الآيات هو التذكير بأن الزمان شاهد على الإنسان والهدف من هذا التذكير هو أن يستخدم الإنسان الزمان على نحو جيد وصحيح ومثمر. وإذا لم يفعل الإنسان ذلك يكون قد حول نعمة الزمان التي منحت إليه إلى شاهد يشهد ضده وخسر بذلك خسارة مزدوجة: فمن جهة يكون قد فرط بأمانة الوقت التي منحت له ومن جهة ثانية يكون قد حوله إلى شاهد يشهد ضده.

İslâm’da akıl ve iman - Muhammed Abid el-CÂBİRÎ

Ocak 11, 2010 yazan admin

Çeşitli dinlerde dinî kavramların delâletlerinin farklılaşması

Dinler birbirlerinden sadece inançları, şeriatları ve ritüelleri ile değil mensuplarının kültür ve medeniyetlerinin, dillerinin kelime ve terimlere verdikleri anlam ve delaletlerin çeşitliliği ile de farklılık gösterirler.  Bu farklılaşma ifade ve mazmun farklılığından ibaret değildir. Bazen de birinde var olan kavram diğerinde mevcut değildir. Şu veya bu dindeki birçok kelime ve kavram genellikle bir başka dine nakledilmeyi kabul etmez; oysa bu tabirleri sözlük anlamları düzeyinde tam veya tama yakın tercüme etmek mümkündür.

Oruç ve Ramazan Âyetlerinin Tefsiri - Mustafa İSLAMOĞLU

Ocak 11, 2010 yazan admin

Oruç Ruhun Beslenmesidir
Bakara Sûresi’nin 183 îlâ 187. âyetleri, doğrudan oruç ve Ramazan’la ilgilidir. Bu âyetlerin hemen öncesinde vasiyet hukukuyla ilgili âyetler yer alır. 168. âyetle başlayan ve tüm insanlığa ilahi bir öneri olan hukuki kurallar olması hasebiyle bu iki konu arasında dolaylı bir ilişki mevcuttur. Oruçla ilgili pasajın öncesinde yer alan kısas ve vasiyet âyetleri ağırlıklı olarak insan-insan ilişkileriyle ilgiliyken, oruç ve onun incelttiği yüreklerin Allah’a yolladığı davetiye demeye gelen dua âyetleri ise insan-Allah ilişkileriyle ilgilidir.
2/183: “Ey îman edenler! Oruç, tıpkı sizden öncekilere olduğu gibi size de yazıldı; belki bu sayede takvaya erersiniz.”

RAMAZAN’DA KUR’AN’DAN OKUYACAĞIMIZ VİRD NE KADAR OLMALI? - Abdulcelil CANDAN

Ocak 11, 2010 yazan admin

Kur’an okumanın anlamı 
Kur’an okumak ibadettir.  “Bu kitap mübarek bir kitaptır, düşünmeleri için indirdik.”  âyetinin de ifade ettiği gibi, Kur’an’ı okumaktan gaye, onu düşünerek, anlayarak okumaktır.  Said b. Cübeyr Kur’an’ı anlamadan okuyanı kör ve kültürsüz birine benzetir.  Kur’an bir konsantredir. Kur’an okuyucusu tilaveti esnasında Allah ile bir konsantre içine girmektedir. Bu nedenle zihin ve akıl onunla konsantre edilmelidir.

Bilinç Bölünmesi - Atasoy Müftüoğlu

Ocak 11, 2010 yazan admin

Varoluşumuza, şahit olarak, uyarıcı olarak, davetçi olarak, en güzel yol ve yöntemlerle hakikati temsil ederek anlam kazandırabiliriz. Yeryüzündeki varoluşumuz Allah’ın sınırlarını korumak içindir. İlahi nimetler, ölçüler, bağışlar, değerler bütün insanlık içindir. İlahi yasa, hiç kimseye, hiçbir ırka, sınıfa, halka, topluluğa, cemaate her hangi bir ayrıcalık tanımamıştır. Yeryüzünde bütün insanlar aynı haklara sahip olarak yaşamak durumundadır. İlahi ölçü, renk, ırk, milliyet, inanç farklılıkları dikkate alınmaksızın herkesin yararlanabileceği bir adalet anlayışı ve uygulaması getirmiştir. İslam, pratik ve teorik faydacılığın sınırlarını aşarak, bilimde, sanatta, siyasette ve hikmette, bilimi/ sanatı/ siyaseti/ hikmeti hayatın merkezine koyan bir yaklaşım getirmiştir.

Kur'an - İnsan İlişkisi - Semra Kürün ÇEKMEGİL

Ocak 11, 2010 yazan admin

Peygamberi, kâinattaki tüm oluşları, bu varoluşların öz ve özet seyrini, anlam ve önemini ilahi vahiy belirler.
Allah, tüm varlıkları yaratıp, yarattığı bu varlıklara da birer görev yüklemiştir. Her varlık görevini aksatmadan yerine getirir. Varlıkların her biri düzen içerisinde birbirini destekleyip tamamlayarak seyrine devam ederler.
Toprak tohuma, tohum suya ve her bir varlık diğerine, insan ise bunların hepsine muhtaçtır. Ağaçlar kalem, denizler mürekkep olsa varoluşu anlatmaya yetmez; anlatmaya kalkan üstesinden gelemez.
Niçin ve neden? Kimin içindir tüm bu yaratılanlar? Kim bilecek, kim izah edecek bu muhteşem varoluşları? Kimdir bu varlık? Tüm yaratılanlar içerisinden seçilmiş, her şeyin ona hizmet ettiği, onunla önem ve anlam kazandığı, Allah’ın eşsiz sanat eseri, Ahsen-i takvim üzere yaratılan , eşyanın isim  ve hikmetleri kendisine öğretilen ‘İNSAN’dır... 
İnsanı değerli kılacak ilkeleri öğreten ise, yaratılan tüm insanlar arasından seçilen Peygamberlerdir.

Kur'anın Toplumsal Hayatı İnşa Siyaseti - Dr. Mehmet Birsin

Ocak 11, 2010 yazan admin

İlk sayıda yayımlanan makalemizde Kur’an’ın insan şahsiyetini inşa siyasetini incelemiştik. Müslüman şahsiyetin inşası ile birlikte ortaya çıkan ikinci aşama toplumsal hayattır. Çünkü tüm yaratılmışlar kendilerine özgü bir toplum içerisinde bulunurlar. Yüce yaratıcının kendilerine özgü bir topluluk olabilmeleri için varlığa verdiği niteliklerin tahlili insan toplumunun kavranmasına zemin hazırlar. Bu nedenle incelememizde bu değerlendirmeler yapılmış, akabinde ise insan toplumu hakkında Kur'an'ın ortaya koyduğu ilkeler gözden geçirilmiştir. İman üzere kurulan örnek toplum ise bütün bu özellikleri içselleştiren bir toplum olarak ortaya çıkar. Ancak Kur'an'ın yol göstericiliği altında oluştuğu için daha iradi bir birlikteliği temsil eder.

Kur’an-ı Kerim şifreli bir kitap mı? - Fatih Okumuş

Ocak 11, 2010 yazan admin

“Elif, lam, mim... İşte bu Kitap... Onda kuşku yoktur. Müttakiler  için bir kılavuzdur o.” (Bakara, 2/1-2)

Başka kutsal metinler için sözkonusu olduğu gibi, Kur’an-ı Kerim için de tarih boyunca zaman zaman literal anlamının ötesinde anlam arayışları sözkonusu olmuştur. Ya, bazı kelimelere, ifade ettikleri zahiri anlamın dışında ve çoğu zaman ona aykırı “batınî” anlamlar izafe edilmiş; ya da bazı kelimelerin ihtiva ettikleri harflerin sayısal değerinden bir takım hükümler çıkarılmaya çalışılmıştır. Meselâ “beldetun tayyibetun ve rabbun ğafur/ hoş bir belde ve bağışlayıcı bir Rab!” (Sebe, 34/15) ifadesinden 837 tarihi çıkarılmıştır ki, hicrî takvime göre İstanbul’un fethi tarihidir.

 

© 2010 Kuranihayat.com

İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Ancak kaynak gösterip link vererek kullanabilirsiniz.

 

Aktif Medya