Ana Bölüme Geç
Kurani Hayat Yeni Sayı Kurani Hayat telefon

Kullanıcı girişi

Bir Ayet

“Rasul,
‘Ya Rabbi!’ diyecek,
‘Gerçek şu ki,
benim kavmim
bu Kur’an’ı devri
geçmiş bir mesaj gibi
terk etti!’...”
Furkan, 30

 

Kimler çevrimiçi

Şu an 0 kullanıcı ve 1 ziyaretçi çevrimiçi.

Kuran surelerin kimliği

İçerik yayınlarıMustafa İSLAMOĞLU

İlim Dindir, Din İlimdir-Mustafa İSLÂMOĞLU

Ekim 30, 2011 yazan khd

İLİM DİNDİR, DİN İLİMDİR
Mustafa İSLÂMOĞLU
İlim nedir?
Bir önceki konu olan takva, bir “bilinçlilik” hali idi. Ama o bilince ulaşmak için ‘ser-maye/ana-maya’, yani ‘yakıt’ gerektir. İşte ilim insanı o bilince ulaştıran ‘ser-maye’, yani yakıttır. Bu yüzden bilgi olmadan bilince ulaşılmaz.
Bir medeniyeti, o medeniyetin kurucu aklı üretir. Medeniyetleri birbirinden ayıran şey, kurucu aklın bilgiyi nasıl tanımladığıdır. Peki, İslam medeniyeti bilgiyi nasıl tanımlamaktadır?

Mustafa İslâmoğlu İle Hayat Kitabı, Sûrelerin Kimliği Ve Somali İmtihanımızı Üzerine... Mehmet OKUYAN

Ekim 30, 2011 yazan khd

Mustafa İslâmoğlu ile Hayat Kitabı, Sûrelerin Kimliği ve Somali imtihanımız üzerine...
Mehmet OKUYAN
Bu sohbet, Hilal Televizyonu’nda, 12 Ramazan 1432/ 12 Ağustos 2011 tarihinde “İftar Saati” programında naklen yayınlanmıştır.
Mehmet Okuyan: Sevgili kardeşlerim, biz hayatı Kur’an’la tanımaya, hayatı Kur’an’laştırmaya gayret eden insanlarız. Bunun için Kur’an’ı konuşmaya, Kur’an’la konuşmaya, Kur’an’ı konuşturmaya çalışıyoruz.

Şuurun En Yüksek Hali Ve Vicdanın Salih Ameli Olarak Takva - Mustafa İSLAMOĞLU

Ağustos 28, 2011 yazan khd

Şuurun En Yüksek Hali ve
Vicdanın Salih Ameli Olarak
T A K V A
Mustafa İSLÂMOĞLU

"التقوى إنما تكون على من عقلها"
“Takva ancak onu anlayıp akleden kimsede bulunur.”
İmam Şafii

Dergimizin önceki sayılarında işlenen “fıtrat” ve “ahlak” kavramlarıyla, “takva” arasında şöyle bir ayrım var: Fıtrat bizim tercihimiz değil, Yaratıcının bize bahşettiği idi. Dolayısıyla fıtrat üzerindeki tasarruf sadece Allah’a aitti. Kur’an’dan yola çıkarak bu sonuca varıyoruz.
Ahlaka gelince… Kısmen fıtrata, kısmen bize dönüktü. Ahlakın sabiteye dönük yüzü hilkat, hilkatin değişkene dönük yüzü ise ahlaktı. Zira ahlaki eylem şuurlu eylemdi. Özetle, insan iradesi ahlakın oluşmasına müdahildi.
Takva ise Kur’an’da tümüyle insana nisbet ediliyordu. Bu nedenle Kur’an’da hep fail formu (muttaki) kullanılır, mef’ul formu (mutteka: takva verilmiş olan) kullanılmaz. Fıtratın aksine, takvanın öznesi tamamıyla insandır.

Ahlâk Dinin Temelidir - Mustafa İSLAMOĞLU

Haziran 26, 2011 yazan khd

BAŞYAZI

Ahlak Dinin Temelidir

Mustafa İSLAMOĞLU

“Ahlak”ın lügavi çerçevesi

Ahlak hem hilk hem de hulk köküne nisbet edilir. Hilk insanın fıtri tabiatını, hulk insanın manevi yanını, halk insanın maddi ve sosyal yanını ifade eder. Ahlak’ın hulk boyutu hilk ve halk boyutundan güçlüdür. Nasıl ki ruh bedenin, ahiret dünyanın, ğayb şahadet âleminin, mana maddenin öznesi ise, manevi olan da maddi olanın öznesidir. Birinciler ikincilerden kalıcıdır. Birinciler ikincilerin failidir. Aynı kökten gelen hilkat “yaratılış” demektir. Aynı zamanda hulk “huy” yani “alışılmış davranış” demektir.

الإطار اللغوي لكلمة "الأخلاق - مصطفى إسلام أوغلو

Haziran 26, 2011 yazan khd

مقال العدد

الأخلاق أساس الدين

مصطفى إسلام أوغلو

الإطار اللغوي لكلمة "الأخلاق"

تشتق كلمة الأخلاق من جذر كلمتي الخِلق والخُلق وتعني كلمة الخِلق الطبيعة الفطرية للإنسان أما كلمة الخُلق فتدل على جانبه المعنوي في حين تشير كلمة خَلق إلى جانبه المادي والاجتماعي. البعد الخُلقي للإنسان أقوى من البعدين الخِلقي والخَلقي. كما أن الروح فاعل الجسد، والآخرة فاعل الدنيا، والغيب فاعل عالم الشهادة، والمعنى فاعل المادة فإن ما هو معنوي فاعل لما هو مادي لأن الأوائل ـ أي الروح والآخرة والغيب والمعنى ـ أبقى من الأواخر والأوائل هم فاعلو الأواخر. كلمة خِلقة أيضا مشتقة من الجذر ذاته وتعني ـ إلى جانب معناها المتعلق بالخَلق ـ الخُلُق أي "الطبع" أو "التصرفات المعتادة".
الضليعون في فلسفة اللغة العربية يعلمون أن مصدر كلمة خِلق هو المفعول به والجانب المطأطئ الرأس للأخلاق بسبب الكسرة، أما مصدر خُلق فهو الفاعل والجانب المرفوع الرأس للأخلاق بسبب الضمة. أي أن الأخلاق هي مفعول به للخِلق من حيث جانبها الناظر إلى الفطرة وهي فاعل العمل من حيث جانبها الناظر إلى الخُلق.

Başyazı: Fıtrata Uygun Hayat Kur'âni Hayattır - Mustafa İSLAMOĞLU

Nisan 28, 2011 yazan khd

BAŞYAZI
FITRATA UYGUN HAYAT KUR’ÂNİ HAYATTIR

Mustafa İSLAMOĞLU
Fıtrat’ın kavramsal alanı

“Yaratılış” manasına gelen fıtrat’ın kök anlamı “bir şeyin açılması ve içindekinin ortaya çıkması”dır. Ağzı açılınca ortaya çıkan “içindeki”, kelimenin tam manasıyla “yaratılış”tır. Oruçlunun ağzı açıldığı için orucu bitiren yemeğe iftâr denilmiştir. Belki bunda “içindekinin ortaya çıkması” manası da saklıdır. Zira açılan ağızdan yiyecek ve içeceğin girişiyle oruç manen dışarı çıkmıştır.

الحياة المتناسقة مع الفطرة هي الحياة القرآنية - مصطفى إسلام أوغلو

Nisan 28, 2011 yazan khd

المقال الرئيس
الحياة المتناسقة مع الفطرة هي الحياة القرآنية
مصطفى إسلام أوغلو

المترجم: ياوز آجار
المجال المفاهيمي للفطرة:
تدل الفطرة التي تعني "الخلق" على "انفلاق شيء وظهور ما بداخله" في الأصل اللغوي. و"الشيء" الظاهر بعد عملية الانفتاح هو "الخلق" بمعنى الكلمة. ومن هذا أطلق على الأكل الناقض للصوم "الإفطار" لانفتاح فم الصائم. ولعل هذا يتضمن معنى "ظهور ما بداخله" أيضا. وهذا لأن الصوم يخرج من الفم المفتوح معنىً بدخول الطعام والشراب

المفاهيم القرآنية وبناء التصور - مصطفى إسلام أوغلو

Şubat 21, 2011 yazan khd

المقال الرئيس
المفاهيم القرآنية وبناء التصور
مصطفى إسلام أوغلو
المترجم: ياوز آجار
النموذج الرباعي لبناء الوحي
إن الوحي، الذي هو مشروع بناء إلهي، يبني مخاطبه بنموذج يتكون من المراحل الأربعة:
1. يهدف الوحي إلى بناء تصور مخاطبيه عن طريق كلماته ومفاهيمه؛ وعندما يفعل ذلك يلجأ في كثير من الأحيان إلى تفريغها من مضمونها، ثم يعيد عملية تحميلها بمعاني جديدة. فمن هذه المفاهيم: "الأكبر - الأصغر"، "المعروف -المنكر"، "الحياة - الموت"، "الفوز أو النجاة - الخسران"، والربح-الخسارة، الأعلى-الأدنى، العلم-الجهل، القريب-البعيد وماشابهها. وإن الإنسان ليدرك الحياة من خلال مثل هذه المفاهيم، ويوجّه حياته وفقا للمعانى الذي يقوم بتحميلها على تلك المفاهيم.

Kur'ani Kavramlar ve Tasavvurun İnşası - Mustafa İSLAMOĞLU

Şubat 21, 2011 yazan khd

KUR’ANİ KAVRAMLAR VE TASAVVURUN İNŞASI

Mustafa İSLAMOĞLU

Vahyin dörtlü inşa modeli

İlahi bir inşa projesi olan vahiy, muhatabını dört aşamalı bir modelle inşa eder:

1. Vahiy, çoğunlukla içini boşaltıp yeniden anlam yüklediği kelime ve kavramlarıyla muhataplarının tasavvurunu inşa etmeyi amaçlar. Büyük-küçük (ekber-esğar), iyi-kötü (maruf-münker), hayat-ölüm (hayat-mevt), kazanç-kayıp (fevz/necat-husran), kâr-zarar (ribh-hasâra), değerli-değersiz (a’lâ-ednâ), bilgi-cehalet (ilm-cehl), yakın-uzak (karib-ba’îd) bunlardan bazılarıdır. İnsan hayatı bu gibi kavramlarla algılar. Bu gibi kavramlara yüklediği anlama göre hayatına istikamet verir.

2. Vahiy, önerme ve hükümleriyle muhataplarının aklını inşa etmeyi amaçlar. Mesela “Düşmanlık, yalnızca zalimleredir” (2/193), “Allah, kendisi için merhameti prensip edinmiştir” (6/12), “İnsan başıboş yaratılmamıştır” (75/36) gibi…

Kardeşlik Aşkına - Mustafa İSLAMOĞLU

Ocak 11, 2011 yazan khd

BAŞYAZI

KARDEŞLİK AŞKINA

Mustafa İSLAMOĞLU

Tevhid ve kardeşlik

Kardeşlik meselesinin çıkış ve varış noktası nedir? Kardeşlik konusunu konuşmaya nereden başlamalı, getirip nereye dayamalı? Meselenin neşet ettiği ‘üssü’l-esas’ nedir, varıp dayanacağı ‘aksa’l-ğaye’ nedir?
Bu suallere verilebilecek tek cevap vardır: Tevhid. Evet, tevhid, kardeşlik meselesinin hem üssü’l-esası, hem aksa’l-ğayesidir.
Tevhid, “birlemek” manasına gelir. Allah Vahid’dir, Ehad’dir. Vahid, şeriki olmayan ‘tek’ demektir. Ehad, benzeri olmayan ‘tek’ demektir. İkisi de Allah’ın mutlak ve sonsuz tek’liğini, eşsiz ve benzersiz bir’liğini ifade eder.
Şu halde, mutlak bir olanı “birlemek” de ne oluyor? Biz birlemesek O’nun birliğine halel mi gelir? Tüm iradeli varlıklar şirke sapsa, O’nun Ehad ve Vahid oluşu bundan zerrece etkilenmez. O müşterek varlık değildir, dağılmaz. O mürekkep varlık değildir, parçalanmaz. O Samed’dir, artmaz ve eksilmez.

 

© 2010 Kuranihayat.com

İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Ancak kaynak gösterip link vererek kullanabilirsiniz.

 

Aktif Medya