Ana Bölüme Geç
Kurani Hayat Yeni Sayı Kurani Hayat telefon

Kullanıcı girişi

Bir Ayet

“Rasul,
‘Ya Rabbi!’ diyecek,
‘Gerçek şu ki,
benim kavmim
bu Kur’an’ı devri
geçmiş bir mesaj gibi
terk etti!’...”
Furkan, 30

 

Kimler çevrimiçi

Şu an 1 kullanıcı ve 3 ziyaretçi çevrimiçi.

Çevrimiçi kullanıcılar

  • mayaz

Kuran surelerin kimliği

İçerik yayınlarıMehmet BİRSİN

Bilginin Sınırları-Mehmet BİRSİN

Ekim 30, 2011 yazan khd

BİLGİNİN SINIRLARI

Mehmet BİRSİN
Yrd.Doç.Dr., Muş Alparslan Üniversitesi Eğitim Fakültesi
İlköğretim Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmenliği Öğretim Üyesi
mehmetbirsin@gmail.com
Başlangıçta bulunduğum odadan ibaret sanmıştım konağı. Bütün güzellikler, umutlar, sevgiler ya da ne bileyim çirkinlikler, bedbinlikler ve nefretler de odamın duvarlarından öteye geçmiyordu. Bütün bilgim, dahası bütün hakikat beni çevreleyen odanın duvarlarına takılıp kalmıştı. Doğrusu, kişinin ufkunun genişliği, ancak tanık olduğu dünya kadardır önermesinin tipik bir örneğinden başka bir şey değildi, yaşadıklarım. Algının mutlaklaştırılması dedikleri şey bu olsa gerektir.

'Ben'in Temel Dilemması; Kemali mi Yoksa Doyum mu? - Mehmet BİRSİN

Haziran 26, 2011 yazan khd

‘Ben’in Temel Dilemması; Kemali mi Yoksa Doyum mu?

Mehmet BİRSİN
Yrd.Doç.Dr., Muş Alparslan Üniversitesi Eğitim Fakültesi
mehmetbirsin@gmail.com

Varlığın yetilerinin ve yetkinliklerinin en üst düzeye ulaşması kemali kabul edilir. İbn Miskeveyh’in de söylediği gibi her varlığın diğer varlıklar ile ortak ve yalnızca kendisine özgü nitelikleri vardır. Bu varlığın diğerlerinde ayrılıp özgün bir varlık olması bu nitelik veya nitelikler sayesinde mümkün olmaktadır. Bu netliklerin yitirilmesi varlığın yitip gitmesi sonucunu doğururken bu niteliklerin en üst düzeye taşınması varlığın kemaline karşılık gelmektedir. Bu bağlamda atın kemali en hızlı koştuğu, kılıcın kemali en keskin olduğu, ağacın kemali en güzel meyvelerini verdiği dönemdir. Aynı şey insan için de geçerlidir.

'Ben'in Temel Dilemması; Kemali mi Yoksa Doyum mu? - Mehmet BİRSİN

Nisan 28, 2011 yazan khd

DENEME
‘Ben’in Temel Dilemması; Kemali mi Yoksa Doyum mu?

Mehmet BİRSİN
Yrd.Doç.Dr., Muş Alparslan Üniversitesi Eğitim Fakültesi
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmenliği Öğretim Üyesi
mehmetbirsin@gmail.com

Varlığın yetilerinin ve yetkinliklerinin en üst düzeye ulaşması kemali kabul edilir. İbn Miskeveyh’in de söylediği gibi her varlığın diğer varlıklar ile ortak ve yalnızca kendisine özgü nitelikleri vardır. Bu varlığın diğerlerinde ayrılıp özgün bir varlık olması bu nitelik veya nitelikler sayesinde mümkün olmaktadır.

PEZDEVİ’NİN USÛLÜNDE SÜNNET-VAHİY-İÇTİHAD İLİŞKİSİ - Mehmet BİRSİN

Ocak 12, 2010 yazan admin

İKTİBAS

Giriş

Vahyin mahiyeti, Peygamber’e ulaşma niteliği, Peygamber’in söz ve davranışlarındaki yerinin tespiti üzerinde zaman zaman ilim ehli arasında çoğu kez ise işin ehli olmayanların karıştığı bir tartışma yaşanmaktadır. Bu tartışmanın günümüzde izleri olduğu gibi ilim geleneğimiz içerisinde de önemli bir yeri vardır.

Sünnetin Hz. Peygamber’den sonraki nesillere aktarılma yolu ile ilgili rivayet ilmindeki tartışmalar bir yana, Peygamber’e aidiyeti kesin olan söz ve uygulamaların vahiy ile ilişkisinin tespiti ayrı bir tartışma konusu olmuştur. Hz. Peygamber’e Kur’an vahyinden başka bir vahyin gelip gelmediği, Kur’an nassını yorumlayarak ictihad edip etmediği konusunda çeşitli görüşler ortaya konulmuştur.

TÜKETİM TOPLUMUNDAN İNFAK TOPLUMUNA - Mehmet BİRSİN

Ocak 11, 2010 yazan admin

İnsanın varlık ile kurduğu ilişki biçimini açıklamak için kullanılan açıklama modellerinden biri üretim/tüketim sarmalıdır. Eskiler bu kavramları karşılamak için Arapça’dan aldıkları istihsal ve istihlâk terimlerini kullanırlardı. İstihsal bir şeyi emek vererek ortaya çıkarmak, istihlâk ise onu tüketip yok etmeyi içermekteydi.

Bu perspektiften bakıldığında hayat, baştan sona bir üretim ve tüketim ilişkisi üzerine kurulmuş gibidir. İnsanın varlığından, kullandığı araçlara, bilgi manzumesinden davranış kalıplarına kadar sürgit devam eden bir üretim ve tüketim etkinliği mevcuttur. Ancak ne bir şey yoktan üretilebilir ne de bir şey tamamen adem anlamında tüketilip yok edilebilir. Çünkü bu sonuç ancak dirilten ve öldürenin (muhyî ve mumît) kudretindedir.

ANLAM KAYBI YA DA SAHTE DİNDARLIK GÖSTERİSİ - Mehmet BİRSİN

Ocak 11, 2010 yazan admin

İslam Hukuku doktoru, eğitimci, yazar

 

Tekil varlığı açıklamaktan başlayıp en geniş şekliyle evreni açıklamaya kadar süren varoluşu açıklama süreci, esas itibariyle bir anlamlandırma çabasıdır. Bütünüyle insani bir çaba olduğu için kutsal, varlığın hakikatiyle örtüştüğü sürece insan faaliyetlerine rehberlik eden bir üst şemsiyedir. Varlığın veya olgunun gerçekliğiyle örtüşmeyen her türlü anlamlandırma ise Cemil Meriç’in ideoloji için kullandığı metaforla ifade edecek olursak “insan idrâkine giydirilmiş deli gömleği”dir.

 

Deli gömleği veya at gözlüğü… Hangi benzetmeyle anlatılırsa anlatılsın insanın hakikatle olan sorunlu ilişkisi göz önüne serilmektedir. Varlığın hakikatiyle örtüşmeyen inanç ve kanaatlere sahip oluşun kaçınılmaz çelişkisi vurgulanmaktadır. Cehaletin zifiri dehlizlerinde yitip giden insanlık trajedisinin tasviri yapılmaktadır.

 

Kur’an’ın İnsan Şahsiyetini İnşa Siyaseti - Mehmet BİRSİN

Ocak 9, 2010 yazan admin

Bu çalışmada öncelikle siyaset kavramının etimolojik değerlendirmesi yapılmıştır. Kavramın Siyaset Biliminde ulaştığı nokta ile İslam geleneğindeki kullanımı tespit edildikten sonra, İslam geleneğindeki geniş kullanımı esas alınarak Kur’an’ın siyasetinin incelenmesine geçilmiştir. ‘Değer’ kazandırıcı rolünden hareketle Kur’an’ın genel olarak çeşitli eylemlere, konumuz açısından da siyasi eylemlere yön verebileceği tespit edilmiştir.

 

© 2010 Kuranihayat.com

İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Ancak kaynak gösterip link vererek kullanabilirsiniz.

 

Aktif Medya