“Elif, lam, mim... İşte bu Kitap... Onda kuşku yoktur. Müttakiler için bir kılavuzdur o.” (Bakara, 2/1-2)
Başka kutsal metinler için sözkonusu olduğu gibi, Kur’an-ı Kerim için de tarih boyunca zaman zaman literal anlamının ötesinde anlam arayışları sözkonusu olmuştur. Ya, bazı kelimelere, ifade ettikleri zahiri anlamın dışında ve çoğu zaman ona aykırı “batınî” anlamlar izafe edilmiş; ya da bazı kelimelerin ihtiva ettikleri harflerin sayısal değerinden bir takım hükümler çıkarılmaya çalışılmıştır. Meselâ “beldetun tayyibetun ve rabbun ğafur/ hoş bir belde ve bağışlayıcı bir Rab!” (Sebe, 34/15) ifadesinden 837 tarihi çıkarılmıştır ki, hicrî takvime göre İstanbul’un fethi tarihidir.