Ana Bölüme Geç
Kurani Hayat telefon

Kullanıcı girişi

Bir Ayet

“Rasul,
‘Ya Rabbi!’ diyecek,
‘Gerçek şu ki,
benim kavmim
bu Kur’an’ı devri
geçmiş bir mesaj gibi
terk etti!’...”
Furkan, 30

 

Kimler çevrimiçi

Şu an 0 kullanıcı ve 3 ziyaretçi çevrimiçi.

Ara.com.tr Türk Arama Motoru

İçerik yayınlarıKuran

Kardeşlik Aşkına - Mustafa İSLAMOĞLU

Temmuz 18, 2010 yazan khd

KARDEŞLİK AŞKINA

Mustafa İSLAMOĞLU

Tevhid ve kardeşlik

Kardeşlik meselesinin çıkış ve varış noktası nedir? Kardeşlik konusunu konuşmaya nereden başlamalı, getirip nereye dayamalı? Meselenin neşet ettiği ‘üssü’l-esas’ nedir, varıp dayanacağı ‘aksa’l-ğaye’ nedir?
Bu suallere verilebilecek tek cevap vardır: Tevhid. Evet, tevhid, kardeşlik meselesinin hem üssü’l-esası, hem aksa’l-ğayesidir.
Tevhid, “birlemek” manasına gelir. Allah Vahid’dir, Ehad’dir. Vahid, şeriki olmayan ‘tek’ demektir. Ehad, benzeri olmayan ‘tek’ demektir. İkisi de Allah’ın mutlak ve sonsuz tek’liğini, eşsiz ve benzersiz bir’liğini ifade eder.
Şu halde, mutlak bir olanı “birlemek” de ne oluyor? Biz birlemesek O’nun birliğine halel mi gelir? Tüm iradeli varlıklar şirke sapsa, O’nun Ehad ve Vahid oluşu bundan zerrece etkilenmez. O müşterek varlık değildir, dağılmaz. O mürekkep varlık değildir, parçalanmaz. O Samed’dir, artmaz ve eksilmez.
O halde tevhidin gayesi nedir?

Kardeşlik Söylemi ve Açılım Politikaları - Hamza TÜRKMEN

Temmuz 18, 2010 yazan khd

Kardeşlik Söylemi ve Açılım Politikaları
Hamza TÜRKMEN

Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de yakınlara tebliğ etmeyi ve infakta bulunurken de yakınları gözetmeyi emretmektedir. Kardeşlik yakınlığın iki boyutunu ifade eder. Birincisi rahim veya soy kardeşliğidir. İkincisi ise inanç veya din kardeşliğidir. Birincisi “ailevî kardeşlik”, ikincisi “iman kardeşliği” olarak belirginleşir. Tabii ki iman kardeşliği de vahyî iman ve cahilî iman olarak ayrışır. Bir de soy ve iman temelli olmayan geçici, eğreti ve sadece duygusal kardeşlik edebiyatı vardır ki, ona da “söylemsel kardeşlik” denilebilir.

Röportaj: Vahdettin BAHADIR ile Kardeşlik Üzerine - Murat AYDIN, Muharrem BAYKUL

Temmuz 18, 2010 yazan khd

Vahdettin Bahadır ile Kardeşlik Üzerine…

Müslüman coğrafyalarda yaşanmakta olan en çetin problemlerden biri tefrikanın körüklenmesi. En çok ihtiyaç duyulan da kardeşlik bilincinin yaygınlaşması. İslam ümmetinin dünya siyaset sahnesinde yeniden boy göstermeye başladığı son zamanlarda etnik ve mezhebi çatışmaların içerisine sürüklenmek istenen Müslümanlar arasında kardeşlik duygularının nefrete dönüşmesi için oyunlar oynanmakta.

Kur’ani Hayat Dergisi olarak bu sayıda Türkiye Müslümanlarının kardeşlik söylemini gözden geçirmek, gerçek İslam kardeşliğini yeniden hatırlamak istedik. Konuyla ilgili mutedil yazıları ve konuşmaları ile medyada ön plana çıkmaya başlayan MÜSİAD Diyarbakır Şube Başkanı Sayın Vahdettin Bahadır ile sizin için bir söyleşi gerçekleştirdik.

Vahdettin Bey, ofisimize kadar gelerek bizimle söyleşme lütfunda bulunduğunuz için çok teşekkür ederiz. Kur’ani perspektiften kardeşlik kavramını nasıl anlamalıyız?

Hediyeleşmek - Mehmet DERİ

Temmuz 18, 2010 yazan khd

HEDİYELEŞMEK: KALPLERİ BİRBİRİNE YAKINLAŞTIRAN SEVGİ YUMAĞI

Mehmet DERİ

Sözlüklerde hediye, insanlar arasında sevgi, saygı ve yakınlığa vesile olan ve birine karşılıksız verilen eşya, armağan olarak tanımlanmaktadır. Hemen her toplumda görülen hediyeleşmenin insanlık tarihi kadar eski bir geçmişi vardır. Modern antropoloji çalışmalarında iptidaî topluluklarda karşılık beklemeden hediye vermenin yanı sıra, hediye değişimi ve hediye ile sosyal bağ kurma, sosyal itibar ve onur kazanma amaçlı hediye şekillerinin de bir hayli yaygın olduğundan söz edilmektedir.
Kur’an-ı Kerim’de iki yerde hediye kelimesi geçmektedir (Neml, 27/35-36). Bu âyetlerde bildirildiğine göre Sebe Melikesi Belkıs, Hz. Süleyman’dan (as) aldığı ve onun hâkimiyetine girmesini isteyen bir mektup üzerine; Hz. Süleyman’a (as) bazı hediyeler göndermişse de siyasî anlam taşıdığı için bu hediyeler geri çevrilmiştir.

Altını Ateşle Sınarlar - Fatih OKUMUŞ

Temmuz 18, 2010 yazan khd

Altını ateşle sınarlar, insanı dostlarıyla…
Atı, deveyi, eşeği yularla bağlarlar; yiğidi yârin zülfüyle…
Misk şişesine benzeriz biz: kırılınca râyihamız yedi mahalleyi doldurur.
Bize kötülük etseniz, biz onu iyilik sayarız. Âlemin Padişahı, bizim bu niyetimizi hakikate kalbederek ödüllendirir. Mahza lüftundan, mahza kereminden…
Yani ki sevgili dostum,
Siz bize, isteseniz dahi bir kötülük edemezsiniz. Cahillerin kötülük sandığı da arif katında bir iyiliktir. Müminin ezasına sabretmekte iyilik vardır. Hüsnüzanda iyilik vardır. Sabırda iyilik, afüvde iyilik, vefada iyilik vardır.
Bir mümine gafilâne veya cahilane bir kötülük yapılsa; hakikatte ona on türlü iyilik yapılmış olur. Fikr et!
Uğradığı eziyete tahammül etmesi günahlarına kefaret olur. Şükretmesi rızkını artırır, nimet kapılarını açar.
Kardeş,
Belki bir zanna, belki bir maslahata dayanarak güyâ bana kötülük edersin. Ben seni, sen daha o kötülüğü zihninde tasarlamazdan önce affetmişim. Bilirim ki, başıma gelen, Dost’un bilgisi dışında değildir. İradesi dışında da değildir. Öyleyse buna kötülük demek dahi hakikatte caiz olmaz.

Kardeşliğin En Güzeli: İslam Kardeşliği - Ahmet COŞKUN

Temmuz 18, 2010 yazan khd

Uhuvvet kelimesi Arapça’da kardeşlik anlamına gelir. Aynı karında gıdalanarak büyüyen ve aynı babanın sulbünden gelen çocuklara kardeş denildiği gibi, aynı tevhid akidesine bağlı olarak “iman birliği” yapan kimselere de “din kardeşi” denir. Din kardeşinden maksat ise “İslam kardeşliği”dir.
Allah Teâlâ Kur’an-ı Kerim’de, müminlerin kardeş olduğunu (Âl-i İmrân 3/103; Tevbe 9/11; Hucurât 49/10; Haşr 59/10), müminlerin birbirinin velisi/dostu olduğunu (Mâide 5/55; Tevbe 9/71), müminler için en büyük dostun/yardımcının Allah ve Rasûlü (s) olduğunu (Mâide 5/55; Tevbe 9/16) bildirmektedir.

Peygamber Tasavvurumuz - Mustafa İslamoğlu

Mayıs 7, 2010 yazan khd

PEYGAMBER TASAVVURUMUZ

Mustafa İSLAMOĞLU

Peygamber tasavvurumuzun bozuk olması, peygamberi –hâşâ- bozmaz. Fakat peygamber tasavvurumuzun bozuk olması bizi bozar. Zira insan tasavvurumuz, peygamber tasavvurumuza bağlıdır. Peygamber tasavvurumuz bozulduğunda, doğrudan insan tasavvurumuz da bozulur. Bu sonuç bizi “öncülerinin ahlâkını bozan” kimseler durumuna düşürür.
Nice büyükler, önderler, liderler, hoca efendiler, şeyh efendiler, üstadlar, ağabeyler bu tuzağa kurban gitmiştir. Özünde bunların çoğu iyi niyetli, yetenekli, gayretli, himmetli ve hizmetli insanlardır. Fakat onları önüne katan insanların “insan tasavvuru” bozuktur. İnsan tasavvurlarını oluşturan şey ise peygamber tasavvurlarıdır. O bozulunca insan tasavvurları da bozulmuştur.
Öncülerinin ahlâkını bozan artçıların peygamber tasavvuru Kur’an ile taban tabana zıt bir peygamber tasavvurudur. Kur’an Hz. Peygamber konusunda muhataplarını “makule” çağırırken, bozuk tasavvur “mahsusa” çağırmaktadır. Kur’an Hz. Peygamberi “insan” olarak tanıtırken, bozuk tasavvur onu “insanüstü” olarak tanıtmaktadır. Kur’an Hz. Peygamber’i “yaşayan bir model” olarak sunarken, bozuk tasavvur onu “erişilemez bir mit” ve “akıl almaz bir efsane” olarak kurgulamaktadır. Bu yaklaşımın en uç noktası “Nûr-ı Muhammedi” adlı, Efendimizi yaşayan bir model olmaktan çıkarıp arş-ı âlâya ışınlayan tezdir. Bu tezin Eski Mısır Hermetizm’inden birebir kopyalanmış olduğunu söylemeye hacet yoktur.

Hz. Muhammed'in (s) Büyülendiği İddiası - İbrahim SARMIŞ

Mayıs 7, 2010 yazan khd

HZ.MUHAMMED’İN BÜYÜLENDİĞİ İDDİASI
VE BAKARA 102. ÂYETİN ANLAMI ÜZERİNE…

İbrahim SARMIŞ
Prof.Dr., Selçuk Üniversitesi, Arap Dili ve Edebiyatı emekli öğretim üyesi
ibrahimsarmis@yahoo.com.tr

Cahiliyye Arap toplumunda cin, şeytan, büyü, nazar, kehanet, kuşun uçmasından, rüzgârın esmesinden, birinin çıkıp gelmesinden mana çıkarmak gibi şeylere inanılmıştır. Bugün cin çarpması, falcılık, büyücülük, nazarcılık, uğursuzluk, yatır, muska, çaput bağlama ve taş sürtme, hayvan ve eşya burcu gibi şeylere cahil Müslüman yığınların kıymet verdiği gibi, o gün de insanlar cinlerin güçlerinin her şeye yettiğini, iyilik ve kötülük, başarı veya başarısızlık sebebi olabildiklerini ve insanların hayatlarını yönlendirdiklerini düşünürlerdi.
Müşriklerin bu inançlarından özellikle cinlerin insanlarla ilişkileri ve hayatı yönlendirdikleri inancı, İslam’ın bütün çabalarına karşın ne yazık ki şu veya bu şekilde Müslümanlar’ın zihin ve kültür dünyalarında korunmuş ve devam etmiştir.

Adalete Baş Veren Bir Nebi: Yahya Aleyhisselam - Bilgin ERDOĞAN

Mayıs 7, 2010 yazan khd

Adalete Baş Veren Bir Nebi: Yahya Aleyhisselam
Bilgin ERDOĞAN

“(MELEKLER SESLENDİLER:) EY ZEKERİYA! İŞTE BİZLER SANA ADI YAHYA OLAN BİR OĞLAN ÇOCUĞU MÜJDELİYORUZ! (ALLAH BUYURUYOR Kİ) DAHA ÖNCE HİÇ KİMSEYİ ONA ADAŞ KILMADIK” (MERYEM 19-7).

Tarih, adalete ve vicdana baş verenlerle, onları boş verenlerin çatışmasıdır...
Zekeriya'nın yıllarca duasıydı Yahya... Çocuğu olmamasının ıstırabıyla karışık Zekeriya'nın Rabb’ine gözyaşlarıyla yaptığı münacaatıydı... Yakup hanedanlığının öksüz kalma ihtimali endişelendiriyordu onu daha çok... Zira bu hanedanlık, tevhidin ve adaletin sözcüsüydü o dönem... Zekeriya'dan sonra ise liyakatli bir yiğit yoktu bu hanedanlığa sahip çıkacak... Onun için Rabb'ine yalvarıyordu bir oğlum olsun ve onu tevhit ve adalet eksenli yetiştireyim diye... Dualarını göklere uçuruyordu geceler boyu kanatlar takarak gözyaşlarından... Gönlüne akan gözyaşları adeta bir tufana dönüşüyordu her geçen gün...

Sesli Röportajlar

Mart 15, 2010 yazan admin

Kur'ani Hayat Dergisi Röportajları - Salih Tuğ, Vahiy, Akabe

 

© 2010 Kuranihayat.com

İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Ancak kaynak gösterip link vererek kullanabilirsiniz.

 

Aktif Medya