İlahî kelâm, ilim, kudret gibi bir ilâhî sıfat olduğundan ezelî olup, nihayetsizdir. Nihayeti, sonu olmayan birşeye denizler mürekkep olsa, elbette yetmez ve bitiremez. Ezelî ve ilahî kelâmın ve kelimâtın içinde şüphesiz en yücesi ve şereflisi Kur’ân-ı Kerîm’dir. Kur’ân diğer semavî kitapların ve her türlü ilahî sözlerin üstündedir.
Modern çağın parçalanmış kimlikleriyiz. İstemediğimiz, bize ait olmayan bir hayatı yaşamaya mecbur(mu) bırakılıyoruz. Farkında olmadan ötekileşiyoruz, ötekileştiriyoruz, tek(tip)leşiyoruz, tek(tip)leştiriliyoruz.
Birinci sayımızda yayımladığımız ilk bölümde Kur’an’da ‘kitab’ kelimesinin belge, delil, amel defteri, farz, vahiy, hüküm, şeriat ve ilahi kitap anlamlarda kullanıldığı anlatılmıştı. Makaleye kaldığı yerden devam ediyoruz.
Mülakatçılar: Fethi Güngör, Fatih Okumuş, Muharrem Baykul
Muhterem hocam, öncelikle mülakat için vakit ayırdığınızdan dolayı teşekkür ederiz. Kur’ani Hayat Dergisi vesilesiyle sizinle yeni tanışacak okuyucularımız için, Mustafa İslamoğlu’nu kendi ağzınızdan kısaca tanıyabilir miyiz?
Giriş Türkçe’de kitap malumdur. İslâm inancı açısından ‘kitap’, Allah tarafından, peygamberler aracılığı ile insanlara gönderilen sayfalar veya kitaplar halindeki ilâhî belgelerdir. ‘Allah’ın kitabı (Kitabullah)’ denilince de akla hemen Kur’an gelir. ‘İslâmın ana kaynakları Kitap ve Sünnettir’ diye ifade edilir. Burada ‘kitap’ olarak kasdedilen elbette Kur’an’dır.