Ana Bölüme Geç
Kurani Hayat Yeni Sayı Kurani Hayat telefon

Kullanıcı girişi

Bir Ayet

“Rasul,
‘Ya Rabbi!’ diyecek,
‘Gerçek şu ki,
benim kavmim
bu Kur’an’ı devri
geçmiş bir mesaj gibi
terk etti!’...”
Furkan, 30

 

Kimler çevrimiçi

Şu an 0 kullanıcı ve 2 ziyaretçi çevrimiçi.

Kuran surelerin kimliği

İçerik yayınlarıinsan

Âdem Olmak - Ali KOÇAK

Mart 4, 2010 yazan admin

DENEME
Tutuşturulmuş toprağın merhametinde duymak istenen şey insan/lık…
Âdemoğulları, mayası bir damla su, hamuru bir avuç toprak; sudan gelip toprağa akan müebbet muhacir... Arzın esmerliğine insan ekiliyor! Bu gök ekininin tekâmül yolculuğunda yanmakta asırlardır nefis…
Ve mânâ ile alaka kurunca insan, neyi öncelediğini ve neyi ertelediğini farkediyor.
Sevgiden parçalarını birleştirerek, kesretten vahdete; bir tek nefisten geçerek… Balçıktan iradeye, benlik kaygısından emanet bilincine yönelirken endişeyi sabra, acıyı sevince çeviriyor.

Kurban Kelimesinin İlham Ettikleri - Murat SÜLÜN

Ocak 12, 2010 yazan admin

[Teslimiyet, Fedakârlık, Minnettarlık, Halka İyilik, Hakka Yakınlık]

Murat SÜLÜN

 “Şüphesiz, benim namazım, kurban ettiğim
hayvanlar, hayatım ve ölümüm Âlemlerin Rabbi
Allah’a aittir. Hiçbir ortağı olmaksızın… Müslümanların ilki olarak ben bununla memurum.” (En’âm 6/162-163)

GİRİŞ

İbrahim’e Selam Olsun! - Selvigül Kandoğmuş ŞAHİN

Ocak 12, 2010 yazan admin

İbrahim’e selam olsun!

Hacer’e selam olsun!

İsmail’e selam olsun!

Selim ve tertemiz bir kalp ile Rabb’ine yönelen ve teslim makamında, çetin imtihanlardan geçip, Âl-i İbrahim olan, İbrahim ailesine selam olsun.

İbrahim Peygamber, Halil olan, Allah’ın dostlarından bir dost.

Yanık yüreğiyle dualar gönderen, gözlerinden ığıl ığıl yaşlar süzülen, duyarlı, vefakâr, teslim olan… Halilullah’a selam olsun.

O, hiç tereddütsüz, her şeyi ve herkesi cesurca karşısına alıp “Rabb’ine, tertemiz bir kalp ile yönelmişti”. (Saffat Sûresi, 37/84). Âyette apaçık belirtildiği gibi…

 

Borçluluk Bilinci - Faruk ÖZKAYA - Mustafa KARACA

Ocak 12, 2010 yazan admin

     Bir insan olarak, eğer akledebiliyorsak, bunun doğal sonucu olarak bazı şeylerin farkında olduğumuzu anlarız. İşte tam bu noktada gereğini yapıp yapmama konusu devreye girer. Bu noktada da vicdanımızla başbaşa kalırız. Etrafımızda olup bitenlere bakar kör mü olacağız? Yoksa elimizden geldiği kadarını sarfetme gayretini mi göstereceğiz? Bu noktada kararsızlar düşünedursun, lakin kararını vermiş olanlar oturmasın. Yürüsün.

    Bir şahsiyet sahibi olarak, bazı şeyler rahatsız edici olur. Bunun farkındalığının bilinciyle sergilediğiniz gayret ve emekle mutmain olursunuz. Artık oturmak sizi rahatsız eder. Ayaktasınız ve koşuyorsunuz. Hayret etmeye başlıyorsunuz; bu dünyada ne kadar da fırsatlar varmış, akıp giden!.. Kavramlarınız değişiyor, kâr-zarar, fakir-zengin, alçak-yüce, kolay-zor, vs… Artık ticareten lentebura peşindesiniz.   

Müşriklerin Kestiği Hayvanlar - Mustafa AKMAN

Ocak 12, 2010 yazan admin

İNCELEME
Mü'min kişinin gayrimüslimlerle ilişkilerinde yapmaktan kaçınması ya da dikkat etmesi gerekenler bağlamında ilgili kitaplarda sıralanan hususlar arasında kız vermemek, cenazesine katılmamak, ehl-i kitap değilse kendisiyle evlenmemek ve kestiğini yememek gibi maddeler sıralanmaktadır.  Bunlardan ehl-i kitap dışında kalan müşriklerin kestiğini yememek hususu klasik-yeni ilgili hemen bütün kaynaklarda genel kabul görmüş bir husustur. Bunun dayanakları olarak Mekke'de inmiş En'âm 6/145 ve Nahl 16/115 ile Medine'de inmiş Bakara 2/173 ve Maide 5/3 âyetleri ile o dönemden kalma pratik ve ayrıca ehl-i kitap'ın kestiğinin yenilebileceğini belirten hüküm  gösterilmektedir. İlgili kaynaklar bu nasları yorumlarken genelde konuyu fiil değil, fail üzerinde yoğunlaştırmışlardır. Özetle kesen şu sıfatı taşıyorsa eylemi kabul, değilse reddedilmiştir.  Bu arada aynı kaynaklar müşriklerin hayvanlarını keserken putları için veya onların adını anarak kestiklerini de belirtmektedirler.

Çöl Günlüğü - Nuriye ÇAKMAK

Ocak 12, 2010 yazan admin

Çölü çok seviyorum. Zor, biliyorum. Çok uzağım, onu da biliyorum. Ama en sevdiğim gerçekler, en kutsal görüntüler hep onun şahitliğinde, onun eşliğinde… Onsuz sevemiyorum.

Issız bir çöl, kumların rüzgârla yoldaş olduğu. Tek meleklerin bildiği kutsal bir belde. İnsan nisyana düşecek. Şeytan ne kötü bir yoldaş olduğunu gecikmeden gösterecek ve cennet ehlinden iki insan, ilk insan, dünyaya sürgüne gönderilecek. İlk bastığı yer kumlar… Uzun yıllar süren arayış ve çile, sonra ilk ayrılık işte bu kum tepelerinden birinde bitecek. Annemiz Havva hazretleri, rahmet dağında buluşacak ilk insan peygamberle. Affedilecek ve bir daha ayrılmamak üzere kavuşacaklar. Fonda Mekke…

 

Kur'an Diriler İçindir, Ölüler İçin Değil - Muhammed b. Cemil ZEYNO

Ocak 12, 2010 yazan admin

    Yüce Allah şöyle buyurdu: “(Ey Muhammed) sana indirdiğimiz bu kitap mübarektir; âyetlerini düşünenler, aklı olanlar da öğüt alsınlar.” (Sad 38/29)

    Sahabiler Kur’an’ın hükümlerini yerine getirmek, yasaklarını terk etmek hususunda yarıştıkları için dünya ve ahretin mesut insanları oldular. Daha sonraki Müslümanlar Kur’an’ın hayat prensiplerini terk edip, sadece kabirler üzerinde ve taziye günlerinde okumak suretiyle ona bir ölü kitabı nazarıyla baktıklarından zillete düştüler. Dolayısıyla Allah’ın şu sözü onlara hak oldu: “Peygamber, Ey Rabb’im! Doğrusu milletim bu Kur’an’ı terk etmişti, dedi.” (Furkan 25/30)

       

Beklenen Sensin Ey Yüce Kur’an - Ömer NOYAN

Ocak 12, 2010 yazan admin

GENÇ KALEMLER

Zulûmatla savaşımızda; esir alınmadan benliklerimiz, kirlenmemişken duygularımız, burkulmamışken içimiz sen gelmelisin…

Sen gelmeli ve İbrahim’in baltasıyla yıkmalısın çağımızın kökleşmekte olan gizli ve aşikâr putlarını… Yani zulüm seninle bitmeli…

Bu karşılıklı, dünyalar yakan ve dünyalar yıkan hain bir savaştı… Uğruna serlerin, yeminlerin, çizgilerin ve özlemlerin yaralanıp bitirildiği… Belki de belirlenmiş o vakte kadar bitmeyecek… Belki de son doğan insanın ölümüne dek sürecek bu savaş, garip başlamıştı ve garip bitecekti… Ama ne olursa olsun, bu savaş sadece senin sözlerinle biter, bu kavga seninle nihayet bulur, bu bulanıklık seninle durulur… Kendi kendini basitlikte, karanlıkta, yıkılmış iç dünyasında kaybetmiş insanlar sadece seninle bulunur…

Bir Kutsal Kitap Nasıl Tahrif Edilir? - Fatih OKUMUŞ

Ocak 12, 2010 yazan admin

DENEME
Kutsal Kitab’ı tahrifin birçok yöntemi olmakla birlikte, ilk aklımıza gelen ve en popüler olanlarını sıralamak istiyoruz:

 

Ubudiyetimizin Kurumsal Yapılarımızla Münasebeti - Ömer BAYAR

Ocak 12, 2010 yazan admin

DENEME

Varoluşumuzun anlam ve amacı

Varoluşumuzun anlam ve amacını, efradını câmi ağyârını mâni bir kapsamlılık ve bütünlük içinde en üst perdeden temsil ve ifade eden kavram “ubudiyet” kavramıdır. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de Rabb’imiz, “Ben görünür görünmez, bilinir bilinmez tüm iradeli varlıkları sadece bana kulluk etsinler diye yarattım” (Zâriyât Sûresi 51/56)  buyuruyor, yine “(Müminlere) De ki: Eğer duanız olmasaydı Rabb’im size niçin değer verecekti ki?” (Furkan Sûresi 25/77) buyurarak dikkatimizi varlığımızın, dolayısıyla hayatımızın anlamına çekiyor. Bu öyle mutlak bir mana ve hakikat ki, şu çarpıcı misal bunu en etkin bir şekilde bize hissettirmekte ve fark ettirmektedir: ”Allah Rasûlü, kul-nebi veya sultan-nebi olmak arasında muhayyer bırakıldı. O (s), Cebrâil’in (a) işaretiyle tevazu gösterip “kul-nebi” olmayı seçti. Demek ki, “ubudiyet” kavramı, nübüvvet ve risalet mertebesini de içine alan en üst kavram ve makamdır. Şahadet getirirken de bunu somut olarak görebiliyoruz, “Eşhedu enne Muhammeden Abduhu ve Rasuluhu” yani kulluk unvanı öne alınmış. Hz. Ali efendimiz şu vecizesiyle bu manayı duygularımıza âdeta içirmektedir: “Ya Rabbi! Senin bana ‘Rabb’ olman benim için övünç kaynağı olarak yeter, benim de Sana kul olmam yine benim için izzet ve şeref olarak yeter. Sen Azimüşşân tam benim sevebileceğim gibi bir ilâhsın, Sen de beni tam sevdiğin gibi bir kul eyle.”

    Tüm ilâhî vahiyler, ubudiyetin hakikatini temsil eder ve bunun ilkelerini tâlim buyurur. Tüm nübüvvet müesseseleri de bunun pratik boyutunu temsil eder ve örneklik oluştururlar. Allah’a (c) kulluğu ete kemiğe bürüyerek hayata dönüştürürler. Bir tanımlama çerçevesinde ubudiyet, “Korku ve saygının kemaliyle en güzel bir edep ve terbiye dairesinde Allah’a boyun eğmek, itaat etmek ve teslim olmaktır” ve Kur’an-ı hakîm, tüm insanlığı muhatap alan şu hitabıyla, her insanı yaratılışının hikmetine, anlam ve amacına davet etmektedir: “Ey insanlar, sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabb’inize kulluk edin, umulur ki takvaya (sorumluluk bilincine) erersiniz” (Bakara Sûresi 2/21).

 

© 2010 Kuranihayat.com

İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Ancak kaynak gösterip link vererek kullanabilirsiniz.

 

Aktif Medya