Ana Bölüme Geç
Kurani Hayat Yeni Sayı Kurani Hayat telefon

Kullanıcı girişi

Bir Ayet

“Rasul,
‘Ya Rabbi!’ diyecek,
‘Gerçek şu ki,
benim kavmim
bu Kur’an’ı devri
geçmiş bir mesaj gibi
terk etti!’...”
Furkan, 30

 

Kimler çevrimiçi

Şu an 0 kullanıcı ve 2 ziyaretçi çevrimiçi.

Kuran surelerin kimliği

İçerik yayınlarıinfak

Ubudiyetimizin Kurumsal Yapılarımızla Münasebeti - Ömer BAYAR

Ocak 12, 2010 yazan admin

DENEME

Varoluşumuzun anlam ve amacı

Varoluşumuzun anlam ve amacını, efradını câmi ağyârını mâni bir kapsamlılık ve bütünlük içinde en üst perdeden temsil ve ifade eden kavram “ubudiyet” kavramıdır. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de Rabb’imiz, “Ben görünür görünmez, bilinir bilinmez tüm iradeli varlıkları sadece bana kulluk etsinler diye yarattım” (Zâriyât Sûresi 51/56)  buyuruyor, yine “(Müminlere) De ki: Eğer duanız olmasaydı Rabb’im size niçin değer verecekti ki?” (Furkan Sûresi 25/77) buyurarak dikkatimizi varlığımızın, dolayısıyla hayatımızın anlamına çekiyor. Bu öyle mutlak bir mana ve hakikat ki, şu çarpıcı misal bunu en etkin bir şekilde bize hissettirmekte ve fark ettirmektedir: ”Allah Rasûlü, kul-nebi veya sultan-nebi olmak arasında muhayyer bırakıldı. O (s), Cebrâil’in (a) işaretiyle tevazu gösterip “kul-nebi” olmayı seçti. Demek ki, “ubudiyet” kavramı, nübüvvet ve risalet mertebesini de içine alan en üst kavram ve makamdır. Şahadet getirirken de bunu somut olarak görebiliyoruz, “Eşhedu enne Muhammeden Abduhu ve Rasuluhu” yani kulluk unvanı öne alınmış. Hz. Ali efendimiz şu vecizesiyle bu manayı duygularımıza âdeta içirmektedir: “Ya Rabbi! Senin bana ‘Rabb’ olman benim için övünç kaynağı olarak yeter, benim de Sana kul olmam yine benim için izzet ve şeref olarak yeter. Sen Azimüşşân tam benim sevebileceğim gibi bir ilâhsın, Sen de beni tam sevdiğin gibi bir kul eyle.”

    Tüm ilâhî vahiyler, ubudiyetin hakikatini temsil eder ve bunun ilkelerini tâlim buyurur. Tüm nübüvvet müesseseleri de bunun pratik boyutunu temsil eder ve örneklik oluştururlar. Allah’a (c) kulluğu ete kemiğe bürüyerek hayata dönüştürürler. Bir tanımlama çerçevesinde ubudiyet, “Korku ve saygının kemaliyle en güzel bir edep ve terbiye dairesinde Allah’a boyun eğmek, itaat etmek ve teslim olmaktır” ve Kur’an-ı hakîm, tüm insanlığı muhatap alan şu hitabıyla, her insanı yaratılışının hikmetine, anlam ve amacına davet etmektedir: “Ey insanlar, sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabb’inize kulluk edin, umulur ki takvaya (sorumluluk bilincine) erersiniz” (Bakara Sûresi 2/21).

RAMAZAN ve İ’TİKÂF - Abdülhamit KAHRAMAN

Ocak 12, 2010 yazan admin

DEĞERLENDİRME

       

       Ramazan ayı, içinde insanlara doğru yolu gösteren, doğru ile yanlışı birbirinden ayırıp açıklayan bir rehber olmak üzere Kur'an'ın indirildiği aydır (Bakara 2/185).     

       Ramazan Kur’an ayıdır. Ramazan’ın önemi bundan gelir. Kur’an’ın amacı hidayettir; Ramazan’ın da öyle…

       Ramazan, iman ettiğini söyleyenleri kendisine getirir ve oradan da Rabb’ine…

       Bir insan Ramazan’ın hakkını verirse o yılın hakkını vermiş olur. Çünkü Ramazan imanların yenilenme, arınma, takvaya ulaşma ve manevi rütbelerin ve derecelerin alınma ayıdır.

İNFAK NİFAKIN PANZEHİRİDİR - Mustafa İSLAMOĞLU

Ocak 11, 2010 yazan admin

BAŞYAZI

Servet

Servet mülkiyet değil emanettir

Kur’an’da sadece üç şey “Allah yolunda” (fî sebilillah) kaydı düşülerek emredilir: Cihad, hicret, infak. Bu kayıt infakı bir yönüyle mali bir cihad kılarken, bir başka yönüyle metâ’dan na’îm’e hicret kılar. Metâ’ daim, sabit ve kâmil olmayandır. Na’îm ise metâ’ın tam tersine daim, sabit ve kâmil olan nimettir, yani cennettir.

İnfak’ın türetildiği nefeka kökü “elden çıktı, bitti, tükendi” manalarına gelir. İnfak terim olarak “yarar veren bir şeyi ona muhtaç olan biriyle karşılıksız paylaşmak” manasına gelir. Kelimenin geçişli (infak) olması, bir ‘öteki’ olmaksızın bu ibadetin gerçekleşemeyeceğine işaret eder.

İNFAK TOPLUMUN GÜVENCESİDİR - İbrahim SARMIŞ

Ocak 11, 2010 yazan admin

infak

İnfak, kişinin sahip olduğu mal, bilgi, emek gibi değerleri başkalarıyla paylaşması demektir. Kültürümüzde daha çok başkalarına mali yardımda bulunmak anlamında kullanılmıştır.

İnfak, Allah’ın Verdiğinden Yapılmaktadır

 

Yüce Allah, bütün zenginlikleriyle tabiatı herkesin yararlanması için musahhar kılmıştır. İnsanlar imkân ve emeklerine göre tabiattaki zenginliklerden kazanır ve yararlanırlar. Bu anlamda mülkün sahibi yüce Allah’tır. Onun için örneğin, “Onlara rızık olarak verdiklerimizden infak ederler” (Bakara 2/3), “Ey iman edenler! Kendisinde artık alış-veriş, dostluk ve kayırma bulunmayan gün (kıyamet) gelmeden önce, size verdiğimiz rızıktan hayır yolunda harcayın. Gerçekleri inkâr edenler elbette zalimlerdir” (Bakara 2/254) gibi âyetlerde belirtildiği gibi, kişilerin tabiattan kazandıkları bütün şeyler, kendilerinin yarattığı yahut var ettiği şeyler değil, Allah’ın onlara verdiği şeylerdir.

İNFAK NE YAPAR? - Hüseyin K. ECE

Ocak 11, 2010 yazan admin

Sözlükte infak
İnfak kelimesinin aslı ne-fe-ka fiilidir. Bu da tükenmek, azalmak, elden çıkmak anlamlarına gelir.
‘İnfak’, sözlükte bitmek, yok etmek, yoksul düşmek gibi manalara gelse de daha çok malın elden çıkarılması, harcanması ve sarfedilmesi anlamında kullanılmaktadır.
İnfak daha özel bir mana ile malı veya benzeri ihtiyaç maddelerini hayır yolunda harcamak, tüketmek demektir (Lisânu’l-Arab 14/326, el-Kamûsu’l-Muhît s.926, el-Müfredât s.765).
İnfak şöyle de tanımlanabilir; yarar veren bir şeyi ona muhtaç olanlarla paylaşmaktır.
Kur’an’da ‘infak’ kelimesi bir âyette ‘yoksul düşme, tükenme’ anlamında kullanılıyor:
«De ki: Eğer Rabb’imin hazinelerine sahip olsaydınız, o zaman harcanıp tükenir korkusuyla kesinlikle sımsıkı sarılırdınız: zira insanoğlu oldum olası pek hasistir»  (İsra 17/100).

Cömertlik ve İnfak - Osman Nuri TOPBAŞ

Ocak 11, 2010 yazan admin

İKTİBAS

Hocaefendinin bu uzunca makalesi, Altınoluk Dergisi’nin 266. sayısından (Nisan 2008)

yerimizin darlığı sebebiyle kısaltılarak iktibas edilmiştir.

Îmânın ilk meyvesi merhamettir. Merhametin en belirgin alâmeti ve en olgun tezâhürü de “infak”tır. İnfak, malın ve canın Allâh’a adanışıdır. Beşeriyetin fazîlet zirveleri olan peygamberler ve onların vârisleri olan âlimler, ârifler ve velîlerin hayatları, sayısız merhamet ve infak menkıbeleriyle doludur.

Hayırda Yarışın...

Bir gün Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- sabah namazını kıldıktan sonra ashâbına dönüp,

“–İçinizde bugün oruçlu olan var mı?” diye sordu. Hazret-i Ömer -radıyallâhu anh-,

“–Yâ Rasûlallâh! Dün gece oruç tutmak aklıma gelmedi, onun için şimdi oruçlu değilim” dedi. Hazret-i Ebû Bekir -radıyallâhu anh- ise,

Mutluluğa ve âhirete yatırımın diğer adı: İnfak - Ahmed KALKAN

Ocak 11, 2010 yazan admin

İKTİBAS

Bu makale http://insaniyardim.ihh.org.tr adresinden iktibas edilmiştir.  

Para, madde, eşya insanı yöneten efendi olmuş; insana hizmet etmesi gereken bunlar, insanı kendisine kul köle yapmış. Çağdaş insan bunlar için yaşıyor, bunlar için çalışıyor, bunlar için âhiretini ve huzurunu mahvediyor. Sahabe birbirleriyle hayırda yarışıyordu; şimdiki insan ise fani eşyada yarışıyor. Evine yaptığı yatırım kadar âhirete, cennet köşklerine yatırım yapamadan ölüp gidiyor.

İnsanın dünyevi olarak zaruri ihtiyacı, beslenme/gıda, giyinme/tesettür ve ev/barınma’dan ibaret olduğu ve bu gereksinmelerini israfa ve lükse kaçmadan helal yoldan temin etmesi, kalan birikimlerini infak etmesi gerektiği halde, tüketim toplumunun bir ferdi olarak insan, günümüzde ihtiyaç labirentinde yolunu şaşırmaktadır.

Dinî hayatın ayrılmaz parçası: infak - Mehmet ÇELEN

Ocak 11, 2010 yazan admin

   İslam inancına dayalı hayat tarzı, paylaşımı esas alır. Paylaşım, dayanışma, yardımlaşma ve birbirine destek olmanın tezahürüdür. İslam toplumunda bu tezahür, daha çok kendini infak ile gösterir.

 

    İnfak, özü itibariyle “harcamak ve sarf etmek”tir. Terim anlamı da, sözlük anlamını kapsayacak şekildedir: “Müslüman bir kimsenin, Allah yolunda yine Allah rızasını kazanmak için yapmış olduğu harcamalar”dır.

 

    Bu harcamalar, mal, zaman, mesai, maddî ve manevî değeri olan her şeydir. Yapılan harcamaların ibadete dönüşmesi için iki önemli şartı vardır:

 

1-    Allah rızası için olması. İnfakların samimiyet ve ihlâsla yerine getirilmesi gerekir. Allah adına ve Allah için olacak infak, neticede Müslüman’a kat kat sevap olarak dönecektir.

 

İNFAKIN HİKMETİ ve CİMRİLİĞİN PSİKOLOJİSİ - Abdülhamit KAHRAMAN

Ocak 11, 2010 yazan admin

      “Onlar gayba inanır, namazı dosdoğru kılar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak ederler” (Bakara 2/3).

      “Hiçbir alışverişin, hiçbir dostluğun ve hiçbir şefaatin olmadığı gün gelmezden evvel, size rızık olarak verdiklerimizden infak edin” (Bakara 2/254).

     “...Allah’ın sana ihsan ettiği gibi sen de ihsanda bulun...” (Kasas 28/77).

     İnfak; Rahman’ın bize verdiklerinden, kendisinin doğrudan vermediklerine bizim vermemizdir. Bundaki hikmet, bizim mala olan sevgimizin kırılması, dünyaya olan bağlılığımızın azalması, âhirete ilgimizin ve sevgimizin artması ve Rahman’ın bizi denemesidir. Çünkü insan infak ettikçe Şeytan’dan uzaklaşır, Allah’a (c) yaklaşır. Bir de bizim kazancımız içinde başkasına ait olan miktarın hak sahibine verilip verilmediğini Rahman’ın görmesidir. Çünkü kazandığımız malların ve gelirlerin tamamı bize ait değildir:

İNFAK KURUMLARINDA DENETİM VE GÜVEN OLGUSU - Şahin GÜVEN

Ocak 11, 2010 yazan admin

İyilik ve hayır yapma, insanın fıtratından kaynaklanan vicdanî bir duygudur. Bu itibarla, fıtratının sesini dinleyen her vicdan sahibi, dinî inanışı ne olursa olsun, başkalarına iyilik yapma ve ihtiyaç sahiplerine infakta bulunma duygusuna sahiptir. Bu hakikat İbn Haldun’da “insan fıtraten hayırhahtır” şeklinde ifadesini bulmuştur. İnsanın içindeki bu iyilik yapma duygusu, kişinin sahip olduğu mal ve servetinden ihtiyaç sahiplerine harcama yapmak şeklinde tezahür ettiği zaman, hayır işlemi fazilet anlayışına dönüşür ve ahlakî değer üreten toplumsal-ekonomik bir yapıyı oluşturur.

 

© 2010 Kuranihayat.com

İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Ancak kaynak gösterip link vererek kullanabilirsiniz.

 

Aktif Medya