Ana Bölüme Geç
Kurani Hayat Yeni Sayı Kurani Hayat telefon

Kullanıcı girişi

Bir Ayet

“Rasul,
‘Ya Rabbi!’ diyecek,
‘Gerçek şu ki,
benim kavmim
bu Kur’an’ı devri
geçmiş bir mesaj gibi
terk etti!’...”
Furkan, 30

 

Kimler çevrimiçi

Şu an 0 kullanıcı ve 3 ziyaretçi çevrimiçi.

Kuran surelerin kimliği

İçerik yayınlarıHz. Muhammed

Peygamber Tasavvurumuz - Mustafa İslamoğlu

Mayıs 7, 2010 yazan khd

PEYGAMBER TASAVVURUMUZ

Mustafa İSLAMOĞLU

Peygamber tasavvurumuzun bozuk olması, peygamberi –hâşâ- bozmaz. Fakat peygamber tasavvurumuzun bozuk olması bizi bozar. Zira insan tasavvurumuz, peygamber tasavvurumuza bağlıdır. Peygamber tasavvurumuz bozulduğunda, doğrudan insan tasavvurumuz da bozulur. Bu sonuç bizi “öncülerinin ahlâkını bozan” kimseler durumuna düşürür.
Nice büyükler, önderler, liderler, hoca efendiler, şeyh efendiler, üstadlar, ağabeyler bu tuzağa kurban gitmiştir. Özünde bunların çoğu iyi niyetli, yetenekli, gayretli, himmetli ve hizmetli insanlardır. Fakat onları önüne katan insanların “insan tasavvuru” bozuktur. İnsan tasavvurlarını oluşturan şey ise peygamber tasavvurlarıdır. O bozulunca insan tasavvurları da bozulmuştur.
Öncülerinin ahlâkını bozan artçıların peygamber tasavvuru Kur’an ile taban tabana zıt bir peygamber tasavvurudur. Kur’an Hz. Peygamber konusunda muhataplarını “makule” çağırırken, bozuk tasavvur “mahsusa” çağırmaktadır. Kur’an Hz. Peygamberi “insan” olarak tanıtırken, bozuk tasavvur onu “insanüstü” olarak tanıtmaktadır. Kur’an Hz. Peygamber’i “yaşayan bir model” olarak sunarken, bozuk tasavvur onu “erişilemez bir mit” ve “akıl almaz bir efsane” olarak kurgulamaktadır. Bu yaklaşımın en uç noktası “Nûr-ı Muhammedi” adlı, Efendimizi yaşayan bir model olmaktan çıkarıp arş-ı âlâya ışınlayan tezdir. Bu tezin Eski Mısır Hermetizm’inden birebir kopyalanmış olduğunu söylemeye hacet yoktur.

Hz. Muhammed'in (s) Büyülendiği İddiası - İbrahim SARMIŞ

Mayıs 7, 2010 yazan khd

HZ.MUHAMMED’İN BÜYÜLENDİĞİ İDDİASI
VE BAKARA 102. ÂYETİN ANLAMI ÜZERİNE…

İbrahim SARMIŞ
Prof.Dr., Selçuk Üniversitesi, Arap Dili ve Edebiyatı emekli öğretim üyesi
ibrahimsarmis@yahoo.com.tr

Cahiliyye Arap toplumunda cin, şeytan, büyü, nazar, kehanet, kuşun uçmasından, rüzgârın esmesinden, birinin çıkıp gelmesinden mana çıkarmak gibi şeylere inanılmıştır. Bugün cin çarpması, falcılık, büyücülük, nazarcılık, uğursuzluk, yatır, muska, çaput bağlama ve taş sürtme, hayvan ve eşya burcu gibi şeylere cahil Müslüman yığınların kıymet verdiği gibi, o gün de insanlar cinlerin güçlerinin her şeye yettiğini, iyilik ve kötülük, başarı veya başarısızlık sebebi olabildiklerini ve insanların hayatlarını yönlendirdiklerini düşünürlerdi.
Müşriklerin bu inançlarından özellikle cinlerin insanlarla ilişkileri ve hayatı yönlendirdikleri inancı, İslam’ın bütün çabalarına karşın ne yazık ki şu veya bu şekilde Müslümanlar’ın zihin ve kültür dünyalarında korunmuş ve devam etmiştir.

Nübüvvetin Mahiyeti, İmkanı, Gerekliliği ve Derecelendirilmesi - Mahmut ÇINAR

Mayıs 7, 2010 yazan khd

NÜBÜVVETİN MAHİYETİ, İMKÂNI, GEREKLİLİĞİ VE DERECELENDİRİLMESİ
Mahmut ÇINAR
İlahiyatçı
cinarmahmut02@gmail.com
GİRİŞ
Nübüvvet düşüncesi insanlık tarihi boyunca merkezî bir öneme sahip olagelmiştir. İnsanlar arasından birilerinin, aşkın bir varlık olan Tanrı’dan mesaj getirdiklerini iddia etmeleri, onlara hemcinsleri arasında farklı bir avantaj sağlamıştır. Bu avantajlı durum nedeniyle her dönemde hakiki peygamberler yanında peygamberlik iddiasında bulunan sahtekârlar da (mütenebbiler) ortaya çıkabilmiştir. “Nübüvvet, iddia sahiplerine neden avantaj sağlamaktadır, onları farklı kılan hususlar nelerdir, sahici olanını sahtesinden ayırt etmenin yöntemleri nelerdir?” şeklindeki sorulara muhatap olma yanında, nübüvvetin varlık ve imkânı da zaman zaman sorgulanmış; kimileri aşkın varlıkla temas kurmanın yegâne yolunun nübüvvet olmadığını savunurken, kimileri de böyle bir temasın bizzat kendisinin mümkün ve gerekli olmadığını ileri sürmüşlerdir. Nübüvvetin imkânı, gerekliliği ve bunun Allah ile kul arasında cereyan edişi çerçevesinde de önemli görüşler ortaya atılmıştır.

Muhammed Emin Yıldırım ile Hz. Peygamber (s) ve Siyer Araştırmaları Merkezi Üzerine... - Röportaj- Muharrem Baykul, Murat Aydın

Mayıs 7, 2010 yazan khd

M.Emin Yıldırım ile Hz.Peygamber (s) ve Siyer Araştırmaları Merkezi Üzerine…

Muharrem BAYKUL
Murat AYDIN

Muhamed Emin Yıldırım Kimdir?

1973 yılında Erzurum ilinin Horasan ilçesinde doğdu. İlk, orta ve liseyi Horasan'da okudu. 1990 yılında İstanbul'a geldi. Bu yıllar¬dan itibaren İslamî ilimleri tahsil etmeye başladı. 1999 ile 2004 yılları arasında Mısır'da Arapça ve İslamî ilimleri kapsayan eğitim çalışmalarında bulundu. 1995 yılından itibaren Akabe Vakfı Sultançiftliği şubesinde haf¬talık dersler vermeye başladı. Daha sonraları bu dersleri Hikmet Vakfı'nda sürdürdü. Halen bu vakıf bünyesinde öğrenci eğitimi ve halk irşadı derslerine devam etmektedir.
Yazı ve eğitim çalışmalarını sürdüren Muhammed Emin Yıldırım, uzun zamandır çalıştığı Siyer ve Sahabe araştırmalarını, yakın bir zamanda İstanbul-Eyüp’te açılacak olan Siyer Araştırmaları Merkezi’nde devam ettirecek. Evli ve üç çocuk babasıdır.

İFK Olayı Etrafında Bazı Mülahazalar - Mehmet AZİMLİ

Mayıs 7, 2010 yazan khd

İFK OLAYI ETRAFINDA BAZI MÜLAHAZALAR
Mehmet AZİMLİ
Doç. Dr., Dicle Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslam Tarihi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi

İfk Olayı, yaklaşık bir ay kadar Medine’deki insanların gündeminde olduğu gibi, kıyamete kadar okunacak olan âyetler sebebiyle de çağlar boyu bütün müminlerin gündeminde kalacaktır. Şimdi Medine İslam toplumunu bir ay süresince sarsan bu önemli olayı anlamaya çalışalım.

BENİ MUSTALİK GAZVESİ
Hz.Peygamber, Hendek Savaşı’na, dolayısıyla Medine kuşatmasına katılan ve Medine’ye saldırmayı düşünen kabilelere seferler düzenlemeye başladı. İşte bu seferlerden biri de 5/627 tarihinde Medine’ye saldıracakları ihbarı alınan Mustalikoğulları’na karşı yapıldı. Hızla hareket edilerek düşman hazırlık halinde iken bastırıldı. Fazla bir zayiat verilmeden düşman esir alındı, ganimetler elde edildi. Bu savaşta iki olay ön plana çıktı. İkisinde de münafıklar bu olayları kullanıp Müslüman toplumunu karıştırmak istediler.

Necat Vesilesi Olarak Hz. Peygamber - Cemal ŞAKAR

Mayıs 7, 2010 yazan khd

NECAT VESİLESİ OLARAK HZ. PEYGAMBER

Cemal ŞAKAR

"Birdür ol birliğine şek yokdurur
Gerçi yanlış söyleyenler çokdurur"
Süleyman Çelebi'nin Mevlid'i yazmasıyla ilgili bir anekdot anlatılır: Vaizin biri (rivayetlere göre Türk ya da İranlı olabilmektedir) Ulucami’de vaaz ederken, Bakara Sûresi’nin 285. âyetine atıf yaparak bütün peygamberlerin eşit olduğunu söyler. Cemaat arasında bir rahatsızlık oluşur; caminin imamı olan Süleyman Çelebi de müteessir olur. Bunun üzerine Hz. Peygamber’i methetmek üzere oturur, Vesiletü'n-Necat'ı yazar. Aslında Çelebi'nin yaşadığı teessür, tarih boyunca Müslümanlar’ın maruz kaldığı bir çatışmayı göstermesi bakımından önemlidir.

Muhammed - Bünyamin Doğruer

Mart 6, 2010 yazan admin

İnsanlık güzeline

Ey “kalk ve korkut” emriyle tevhide çağıran
Sabır ve namazla Rabb’inden kuvvet alan

İyinin güzelin mayası oldun yeryüzü toprağında
Yasirler Bilaller doldu Mekke’de direniş saflarına

 

© 2010 Kuranihayat.com

İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Ancak kaynak gösterip link vererek kullanabilirsiniz.

 

Aktif Medya