Ana Bölüme Geç
Kurani Hayat Yeni Sayı Kurani Hayat telefon

Kullanıcı girişi

Bir Ayet

“Rasul,
‘Ya Rabbi!’ diyecek,
‘Gerçek şu ki,
benim kavmim
bu Kur’an’ı devri
geçmiş bir mesaj gibi
terk etti!’...”
Furkan, 30

 

Kimler çevrimiçi

Şu an 0 kullanıcı ve 2 ziyaretçi çevrimiçi.

Kuran surelerin kimliği

İçerik yayınlarıhikaye

Hidayete Çağıran Namaz! - Bilgin ERDOĞAN

Mart 4, 2010 yazan admin

HİKÂYE
Hapishane imamı, Pennsylvania – Amerika

"Ve onlar ki, emanetlerine ve ahitlerine sadakat gösterirler. Salâtlarını (tüm dünyevi kaygılardan) uzak tutarlar. İşte varis olacak olanlar böyleleridir (Müminûn 23/8-10).
Namaz, gözün nurudur Nebevi dilde… Gözün nuru, gözbebeği… "Kişi ile şirk arasında namaz vardır" der hak Nebi… Namazı dik olanın kulluğu da dik olur belli ki… Namaz, onun için dinin direği… Namaz, aslında bir aşk âyini… O, ruhun tezkiyesi… Yüreğe libas giydirme işi…
Kıyam, bir esas duruş ve tevbe hali... Kusurluyum ve kusurlarıma meydan okuyorum der kıyamdaki kişi... Kıyam, kusursuz olan Rabb’e yürüyüşün ismi... "Subhanallah" tesbihinin eyleme dönüşmüş şekli... Rukû, itaatin doruk noktası... Aklın, vicdanın ve fıtratın, aşkın olan Allah'a kayıtsız şartsız teslimiyeti... Kulun âciz ve güçsüz olduğunu idraki... Aşkın olan Allah'ın tüm acziyetten münezzeh ve müberra olduğunu kabul etme hali... "Allahuekber" tesbihinin fiili şekli... Secde, aşkın zirvesi... Sen Rab’sın, ben kulum deme hali... Kulun muhtaç olduğunun idraki... Ben muhtacım ve muhtaç olan varlığa kulluk edemem deme hali... Bedenin inişi ve ruhun yükselişi... Saf ve ulvi olan aşkın zirvesi... "Ben haddimi bildim" idraki... Ve oturuş, bir miraç hali... Namaz yolculuğunun tadını çıkarma demi... Said Nursi’ye göre "İbadetin manası odur ki, kişi kendi kusurlarını, aczini ve fakrını görüp, Kemâl-i Rububiyet’in, Kudret-i Samedaniye’nin ve Rahmet-i İlahiye’nin önünde hayret ve muhabbetle secde eder.

Asr-ı Saadetten Namaz Hikâyeleri - Said DEMİRTAŞ

Mart 4, 2010 yazan admin

“Yahudiler gibi sallanmayın!”

Sahabeden Ümmü Ruman (r.a.), namaz kılarken sallanıyordu. Onu bu halde gören eşi Hazret-i Ebu Bekir, öyle bir azarladı ki, Ümmü Ruman neredeyse namazdan çıkacaktı. Daha sonra Hz. Ebû Bekir, şiddetle uyarmasının sebebini şöyle açıkladı:
– Resulullah (a.s.) şöyle buyuruyordu: “Herhangi biriniz namaza durduğunda her tarafı sakin olsun, Yahudiler gibi sallanmasın. Zira namazda her tarafın sükûnet içinde olması, namazın tamamındandır.”

Namazdayken konuşulanları duymazdı

Çöl Günlüğü - Nuriye ÇAKMAK

Ocak 12, 2010 yazan admin

Çölü çok seviyorum. Zor, biliyorum. Çok uzağım, onu da biliyorum. Ama en sevdiğim gerçekler, en kutsal görüntüler hep onun şahitliğinde, onun eşliğinde… Onsuz sevemiyorum.

Issız bir çöl, kumların rüzgârla yoldaş olduğu. Tek meleklerin bildiği kutsal bir belde. İnsan nisyana düşecek. Şeytan ne kötü bir yoldaş olduğunu gecikmeden gösterecek ve cennet ehlinden iki insan, ilk insan, dünyaya sürgüne gönderilecek. İlk bastığı yer kumlar… Uzun yıllar süren arayış ve çile, sonra ilk ayrılık işte bu kum tepelerinden birinde bitecek. Annemiz Havva hazretleri, rahmet dağında buluşacak ilk insan peygamberle. Affedilecek ve bir daha ayrılmamak üzere kavuşacaklar. Fonda Mekke…

 

Bir Serçenin Gagasında - Özcan GÖKHAN

Ocak 12, 2010 yazan admin

HİKÂYE

Sıcak bir yaz günüydü İstanbul’da. Hoca bir hikâye anlatıyordu öğrencilerine.

Soğuk Erzurum’un sıcak bir öğlen vaktiymiş. Mahallenin imamı öğrencilerini çatı katına çıkarıp elifba öğretirmiş. Günün en kızgın anında elini çatıya dokundurup; çocuklar cehennem de bunun gibi sıcak ve yakıcı. İnce bir cızırtı ve yanık oluşurmuş parmaklarının üzerinde. Öğrencilerine dönerek “düşünün cehennem bu çatıdan daha sıcak ve yakıcıdır. Vahye yüreğinizin elleriyle sarılın” dermiş.

Hava durgundu. Bulutlar gökyüzüne serpilmiş koyunlar gibi yayılmıştı. Yaprak kımıldamıyordu sınıfta. Bütün kalpler bir saat rikkatindeydi. Talebelerin minik yürekleri sevimli ruhları hala soğuk Erzurum’un sıcak çatı katındaydı. Hoca seçtiği hikâyenin nasıl bir atmosfer oluşturduğunu anlamakta gecikmedi. Hemen tahtaya şu cümleyi yazdı: “Allah rahmeti kendisine ilke edinmiştir.”

HİKÂYE - HER İNSAN GÖLGESİNİ BEKLEYEN BİR ÂYETTİR - Özcan GÖKHAN

Ocak 11, 2010 yazan admin

Gece boyunca kıvranıp durdu yatağında. Saatin kaç olduğunu, gecenin hangi diliminde bulunduğunu ayrımsayamıyordu. Bir çırpıda attı üstünden annesinin köyden gönderdiği kenarları kanaviçelerle işlenmiş ince yün yorganı. Sanki bütün yükü dünyanın, omuzlarına çökmüştü. Yatağında öylece durakalmıştı, gözlerini karanlığa dikmiş ruhuna bakıyordu. Kendisine azap veren meseleyi bulmaya çabaladı bir süre. Nefesini tutup kulak verdi gelmiş geçmiş bütün yaşanmışlıklara. Zihinsel bir musahabeye başlamıştı ki müezzinin davudî sesi Yeditepe’nin bütün semalarında yankılanmaya başladı.

Allahu ekber Allahu ekber… es-salatu hayrun mine’n-nevm…

Birlikte kaldığı öğrenciler hâlâ uyanmamıştı. Abdest alıp ferahladı önce, soğuk suyun ruhu diriltici inceliğine bir kez daha şahit oldu. Namazın teskin edici limanlarına sığındı. Dua okyanusuna daldı bir zaman. (…)

 

© 2010 Kuranihayat.com

İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Ancak kaynak gösterip link vererek kullanabilirsiniz.

 

Aktif Medya