DEĞERLENDİRME
Kardeşlik Söylemi ve Açılım Politikaları
Hamza TÜRKMEN
Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de yakınlara tebliğ etmeyi ve infakta bulunurken de yakınları gözetmeyi emretmektedir. Kardeşlik yakınlığın iki boyutunu ifade eder. Birincisi rahim veya soy kardeşliğidir. İkincisi ise inanç veya din kardeşliğidir. Birincisi “ailevî kardeşlik”, ikincisi “iman kardeşliği” olarak belirginleşir. Tabii ki iman kardeşliği de vahyî iman ve cahilî iman olarak ayrışır. Bir de soy ve iman temelli olmayan geçici, eğreti ve sadece duygusal kardeşlik edebiyatı vardır ki, ona da “söylemsel kardeşlik” denilebilir.
Söylemsel kardeşlik kalıcı bir esasa dayanmaz; futbol takımı tutmak, mafya üyesi olmak, memleketçilik yapmak gibi değişebilen veya hayatın sınırlı bölümlerine tekabül eden duygulara dayanır. Yoldaş, ülküdaş, hemşeri gibi dayanışma ifadeleri bazen söylemsel kardeşliğin bazen de cahilî kardeşliğin taşıyıcısı olabilmektedir. Bu bağlamda Türkiye ulusal yapısı, “millet” ve “Müslüman” kavramlarını saptırarak bir manivela olarak kullanmış ve gerek İslamî, gerek Kürt ve Alevi muhalefetini bastırabilmek için dayattığı ulusal-laik Türk kimliği nedeniyle yaşatılan zulümleri ve katliâmları unutturtmaya çalışarak, “Hepimiz Müslüman kardeşleriz, niçin çatışıyoruz, yaşasın Türk-Kürt kardeşliği” türü edebiyat örneklerini ön plana çıkartabilmiştir.