‘Her kim kendisine Allah’a kayıtsız şartsız teslimiyet yolundan başka bir din ararsa, bu kendisinden asla kabul edilmeyecektir, üstelik o âhirette de kaybedenlerden olacaktır’ (Âl-i İmran 3/85).
İnsan anlayabilen ve anlamlandırabilen bir varlıktır. Kendi varlığıyla diğer varlıklar arasındaki ilişkiyi aklın kapasitesi ve düşüncenin yasaları dahilinde çözmeye ve bir yere oturtmaya çalışır.
İslâm ise tevhid temelleri üzerine kurulu bir dindir, Ali Şeriati’nin dediği gibi tarihte hiçbir zaman dine karşı dinsizlik savaşmamıştır, çünkü dinsiz olduğunu iddia etmek bile dinin varlığını kabul etmektir. Dine karşı en büyük savaşı, bozulmuş tahrife uğramış alternatif bir din tasavvuru vermektedir.