Adamın biri, kasabanın kahvehanesine girer, kendince önemli olduğuna inandığı bir mevzuu anlatmaya koyulur. Bakar ki kimse kendisini dikkate almıyor, hattâ kimisi söyledikleri ile dalga geçiyor. Bir sonraki gün, minbere çıkar. Çünkü minber, onun nezdinde en yüksek yerdir. Bu sefer gerçekten cemaatin ses soluk çıkarmadan, pür dikkat kendisini dinlediğini görür.
Minberden inen adam, “Ne kadar yükseğe çıkarsam sözüm o kadar dinlemiyormuş” der. Bunu duyan hoca, kulağına şunu fısıldar: “Yükseklikten değil, üstüne bastığın makamdan dolayı sözün dinleniyor.”
Eğitim de hikâyedeki adam gibidir, ayaklarının nereye bastığı çok önemli. Çürük bir zemine kurulan bilginin, sahibine faydası olmaz. Ama sağlam bir zemine atılacak olan her temel, ilerisinde eğitim yoluyla üstüne kurulacak olan erdemli şahsiyeti taşıyacaktır.