“Sana Kur’an’ı gönderdik ki insanlara indirileni açıklayasın.” (Nahl 16/44) âyetinde ifade edildiği gibi Allah Kur’an’ı açıklama görevini insanlar arasından seçtiği Peygamber’ine vermiştir. Hz. Peygamber uhdesine verilen bu tebliğ ve beyan görevi sebebiyle hayatı boyunca Kur’an’da kapalı olan ve tefsirine ihtiyaç duyulan nassları açıklamıştır. Bu sebeple Hz. Peygamber aralarındayken ashabın Kur’an yorumuna fazlaca ihtiyaç duyulmamıştır. Ancak bir taraftan Hz. Peygamber’in irtihaliyle onların vahye dayalı bu kaynağa müracaat etme imkânlarının ortadan kalkmış olması, diğer taraftan da İslâm’ın geniş bir coğrafyaya yayılması nedeniyle daha önce görülmeyen birtakım meselelerin ortaya çıkması ve bu coğrafyalarda yaşayan insanların, mensup oldukları kültürlerin tesirinde kalarak bazı fikirlerini Kur’an’a dayandırma gayretleri, ashabı Kur’an-ı Kerim’i tefsir etmeye yöneltmiştir.