Varoluşumuza, şahit olarak, uyarıcı olarak, davetçi olarak, en güzel yol ve yöntemlerle hakikati temsil ederek anlam kazandırabiliriz. Yeryüzündeki varoluşumuz Allah’ın sınırlarını korumak içindir. İlahi nimetler, ölçüler, bağışlar, değerler bütün insanlık içindir. İlahi yasa, hiç kimseye, hiçbir ırka, sınıfa, halka, topluluğa, cemaate her hangi bir ayrıcalık tanımamıştır. Yeryüzünde bütün insanlar aynı haklara sahip olarak yaşamak durumundadır. İlahi ölçü, renk, ırk, milliyet, inanç farklılıkları dikkate alınmaksızın herkesin yararlanabileceği bir adalet anlayışı ve uygulaması getirmiştir. İslam, pratik ve teorik faydacılığın sınırlarını aşarak, bilimde, sanatta, siyasette ve hikmette, bilimi/ sanatı/ siyaseti/ hikmeti hayatın merkezine koyan bir yaklaşım getirmiştir.