Ana Bölüme Geç
Kurani Hayat   telefon

Kullanıcı girişi

Bir Ayet

“Rasul,
‘Ya Rabbi!’ diyecek,
‘Gerçek şu ki,
benim kavmim
bu Kur’an’ı devri
geçmiş bir mesaj gibi
terk etti!’...”
Furkan, 30

 

Kimler çevrimiçi

Şu an 0 kullanıcı ve 2 ziyaretçi çevrimiçi.

Abonelik

Kuran Kısa Sureler

Kuran Kısa Sureler

İçerik yayınlarıahlak

KALBİN TERBİYESİ - Abdülhamit KAHRAMAN

Mart 4, 2010 yazan admin

DENEME
“Kalb”, bir halden başka bir hale, bir durumdan başka bir duruma geçen, yani inkılab eden demektir. Kalp; Rahman’ın insana bahşettiği en kıymetli organdır. Maddi vücudumuzdaki kalbimiz eğer sağlıklı ise bedenimiz de sağlıklıdır. Eğer kalp bozulmaya başlamış ise bedenimiz de bozulmaya başlamış demektir.

Kurban olmak: Sürekli Huzur-ı İlahide Bulunmak - Mustafa İSLAMOĞLU

Ocak 12, 2010 yazan admin

Yakınlığın nihai noktası “huzurda” olmaktır. Kurbân, “sürekli huzurla olmak” demektir.
“Kurban” kelimesi Türkçe’de Kur’ân’dan iktibasla kullanılmaktadır (Maide 5/25; Âl-i İmrân 3/183). Türk dilinde, “bayram kurbanı” anlamına gelen udhiyye (edhâ, edâhi, dahâya) ve hac kurbanı anlamına gelen hedy anlamlarının her ikisi için de mücerret halde kullanılır. Nezr için “adak kurbanı”, ‘akîka için “akika kurbanı” denir. Kur’ân’da nusuk, nusk, mensek, nezr, nahr, zebh, zibh, zebîh gibi kelimeler “kurban” kelimesinin çağrışım alanına dâhildir.

Kurbanda Niyetin Önemi - Mevlüt GÜNGÖR

Ocak 12, 2010 yazan admin

 Demek ki, keseceğimiz kurbanlarımızın Yaratıcı’mızın katında makbul birer kurban olabilmeleri için niyetimize çok dikkat etmeli, bu ibadetimizde sadece, et elde etme veya âdet yerini bulsun gibi, başka hiçbir niyet ve maksada gönlümüzde yer vermemeli, kurbanımızı sadece Yüce Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak ve O’nun bize olan sonsuz nimetlerine bir şükür nişânesi olarak kesmeliyiz.

 

    Böylece, O’nun her emrini yerine getirmeye hazır olduğumuzu, çünkü neyimiz varsa her şeyimizi O’na borçlu bulunduğumuzu fiilen ortaya koymalıyız.

 

    Nitekim kurban keserken  –Hz. Peygamber’in bize öğrettiği gibi– dile getirdiğimiz şu ifadede ve okuduğumuz şu âyette bu samimi niyetimizi şöyle dile getiririz:

 

    “Bismillahi Allahu ekber! = Allah’ın adıyla, Allah en büyüktür!”

 

Kurban: İsmailleri Ortaya Koyabilme Eğitimi - Abdulcelil CANDAN

Ocak 12, 2010 yazan admin

 

    Tarih boyunca hemen hemen bütün dinlerde kurban uygulamaları olmuştur. Ancak kurbanlıklar, kurban etme şekilleri ve amaçları farklı olmuştur. Bazı dinlerde bitkiler, kümes hayvanları hatta kuşlardan bile kurban verilirdi. Hıristiyanlar Hz. İsa’nın çarmıha gerilmesini bir Kurban olarak telakki ederler. Bununla da insanların günahlarına karşılık Allah’ın Hz. İsa’yı feda ettiğine inanırlar.

 

         Kurban, Allah yolunda fedakârlığın ona teslim olmanın ifadesidir. Mü’minler Kurban kesmekle, cedleri Hz. İbrahim ve Hz. İsmail’in şanlı hatıralarını anmakta, tazelemekte ve gerektiğinde kendilerinin de aynı teslimiyet ve fedakârlığa hazır olduklarını ifade etmektedirler. Kurban, fedakârlık, ihlâs ve cömertliğin sembolüdür. Kişilik kazanılmasında da etkisi büyüktür.

 

Sosyal Bir İbadet Örneği Olarak Kurban - Mehmet DERİ

Ocak 12, 2010 yazan admin

DEĞERLENDİRME

 

    Sözlükte “yaklaşmak, Allah’a yakınlaşmaya vesile olan şey” anlamlarına gelen kurban, İslamî bir terim olarak, ibadet maksadıyla belirli şartları taşıyan hayvanı usulüne uygun olarak kesmeyi ve bu amaçla kesilen hayvanı ifade eder.  Türkçe’mizde kurban, Arapça’daki “udhiye” kelimesinin karşılığıdır. Udhiye, sözlükte kurban olarak kesilen veya Kurban Bayramı günlerinde Allah rızası için kesilen, Cenab-ı Allah’a yaklaşma ve yakınlaşma vesilesi sayılan hayvana denir.

 

Hemen hemen bütün dinlerde kurban uygulaması mevcut olmakla birlikte, şekil ve amaç yönüyle aralarında farklılıklar bulunur. Kur’an’da, Hz. Âdem’in iki oğlunun Allah’a kurban takdim ettiklerinden söz edilir.  Bir başka ayette de ilahî dinlerin hepsinde kurban hükmünün konulduğuna işaret edilir.

 

Prof.Dr. Burhanettin TATAR ile “kurban” üzerine - Söyleşen: Murat Aydın

Ocak 12, 2010 yazan admin

Toplumsal hayatta kurban, insanla yaratıcı arasında nasıl bir bağ kurar? İnsan psikolojisi ile yaratıcı arasındaki kurban olayını nasıl açıklıyorsunuz? Kurban yaratıcı ile insan arasında nasıl bir dil oluşturur?

Borçluluk Bilinci - Faruk ÖZKAYA - Mustafa KARACA

Ocak 12, 2010 yazan admin

     Bir insan olarak, eğer akledebiliyorsak, bunun doğal sonucu olarak bazı şeylerin farkında olduğumuzu anlarız. İşte tam bu noktada gereğini yapıp yapmama konusu devreye girer. Bu noktada da vicdanımızla başbaşa kalırız. Etrafımızda olup bitenlere bakar kör mü olacağız? Yoksa elimizden geldiği kadarını sarfetme gayretini mi göstereceğiz? Bu noktada kararsızlar düşünedursun, lakin kararını vermiş olanlar oturmasın. Yürüsün.

    Bir şahsiyet sahibi olarak, bazı şeyler rahatsız edici olur. Bunun farkındalığının bilinciyle sergilediğiniz gayret ve emekle mutmain olursunuz. Artık oturmak sizi rahatsız eder. Ayaktasınız ve koşuyorsunuz. Hayret etmeye başlıyorsunuz; bu dünyada ne kadar da fırsatlar varmış, akıp giden!.. Kavramlarınız değişiyor, kâr-zarar, fakir-zengin, alçak-yüce, kolay-zor, vs… Artık ticareten lentebura peşindesiniz.   

Çöl Günlüğü - Nuriye ÇAKMAK

Ocak 12, 2010 yazan admin

Çölü çok seviyorum. Zor, biliyorum. Çok uzağım, onu da biliyorum. Ama en sevdiğim gerçekler, en kutsal görüntüler hep onun şahitliğinde, onun eşliğinde… Onsuz sevemiyorum.

Issız bir çöl, kumların rüzgârla yoldaş olduğu. Tek meleklerin bildiği kutsal bir belde. İnsan nisyana düşecek. Şeytan ne kötü bir yoldaş olduğunu gecikmeden gösterecek ve cennet ehlinden iki insan, ilk insan, dünyaya sürgüne gönderilecek. İlk bastığı yer kumlar… Uzun yıllar süren arayış ve çile, sonra ilk ayrılık işte bu kum tepelerinden birinde bitecek. Annemiz Havva hazretleri, rahmet dağında buluşacak ilk insan peygamberle. Affedilecek ve bir daha ayrılmamak üzere kavuşacaklar. Fonda Mekke…

 

Başlangıçtan Günümüze Belli Başlı Tefsir Ekolleri - Arzu Melek ARIKAN

Ocak 12, 2010 yazan admin

İNCELEME

           “Sana Kur’an’ı gönderdik ki insanlara indirileni açıklayasın.” (Nahl 16/44) âyetinde ifade edildiği gibi Allah Kur’an’ı açıklama görevini insanlar arasından seçtiği Peygamber’ine vermiştir. Hz. Peygamber uhdesine verilen bu tebliğ ve beyan görevi sebebiyle hayatı boyunca Kur’an’da kapalı olan ve tefsirine ihtiyaç duyulan nassları açıklamıştır. Bu sebeple Hz. Peygamber aralarındayken ashabın Kur’an yorumuna fazlaca ihtiyaç duyulmamıştır. Ancak bir taraftan Hz. Peygamber’in irtihaliyle onların vahye dayalı bu kaynağa müracaat etme imkânlarının ortadan kalkmış olması, diğer taraftan da İslâm’ın geniş bir coğrafyaya yayılması nedeniyle daha önce görülmeyen birtakım meselelerin ortaya çıkması ve bu coğrafyalarda yaşayan insanların, mensup oldukları kültürlerin tesirinde kalarak bazı fikirlerini Kur’an’a dayandırma gayretleri, ashabı Kur’an-ı Kerim’i tefsir etmeye yöneltmiştir.

Kur’ân-ı Kerim ve Şiir - Mahmut YAVUZ

Ocak 12, 2010 yazan admin

İNCELEME

Arap edebiyatında en çok göze çarpan eser, Müslümanların, yedinci yüzyılda Arap çölünde Allah’ın Hz. Muhammed’e gönderdiğine inandıkları ve başka bir dünyanın / âhiretin var olduğunu belirten Kur’an’dır. Bu görüş, Yahudilerin Tevratı’ndaki veya Hıristiyanların İncilleri’ndeki tıpkısının aynısıdır. Müslümanlar, Kur’an’ı, İslâm öncesi Arap hikâyecilerinin anlattıkları seci’lerle kıyaslayarak, Kur’an’ın sahip olduğu kafiye ve ritim itibariyle taşıdığı edebîliğin eşsizliğine inanırlar. İlk dönem sûre ve bölümlerinde Kur’an, genel dini kavram ve düşünceleri tutkuyla ve güzel bir şekilde açıklar ki bu bile başlı başına  orijinal Arapça metinler arasında takdir edilmesi gereken bir gerçektir. Kur’an’ın, Arap Edebiyatı’nın en büyük eseri olduğunu görüyoruz.

 

© 2010 Kuranihayat.com

İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Ancak kaynak gösterip link vererek kullanabilirsiniz.

 

Aktif Medya