Ana Bölüme Geç
Kurani Hayat Yeni Sayı Kurani Hayat telefon

Kullanıcı girişi

Bir Ayet

“Rasul,
‘Ya Rabbi!’ diyecek,
‘Gerçek şu ki,
benim kavmim
bu Kur’an’ı devri
geçmiş bir mesaj gibi
terk etti!’...”
Furkan, 30

 

Kimler çevrimiçi

Şu an 0 kullanıcı ve 1 ziyaretçi çevrimiçi.

Kuran surelerin kimliği

İçerik yayınlarıAbdülcelil CANDAN

Cahiller Guruhundan Olmaktan Allah'a Sığınmak-Abdulcelil CANDAN

Ekim 30, 2011 yazan khd

CAHİLLER GÜRUHUNDAN OLMAKTAN ALLAH’A SIĞINMAK

Abdulcelil CANDAN
Yrd.Doç.Dr., Yüzüncü Yıl Üniversitesi İlahiyat Meslek Yüksek Okul Öğretim Üyesi
İstiaze, Arapça âze’den türetilmiş bir mastardır. Azdıran zarar ve tehlike arz eden amel ve güçlerden Allah’a ve O’nun dinine iltica ve hicret etmek, sığınmak anlamındadır. Şifa niyetiyle takıldığı için muskaya ûze denilmiştir. İstiaze eden mümin, bütün insan, cin, şeytan, görünen, görünmeyen şer güçlerden Allah’a iltica etmektedir.

Takva: Dikenli Yol - Abdülcelil CANDAN

Ağustos 26, 2011 yazan khd

TAKVA: DİKENLİ YOL
Abdulcelil CANDAN
Yrd.Doç.Dr., Yüzüncü Yıl Üniversitesi İlahiyat Meslek Yüksek Okulu Öğretim Üyesi

Giriş
Allah Teâlâ, dünyayı mükâfat ve istikrar sahası kılmamıştır. Bilakis onu ardı arkası kesilmeyen imtihanlarla tecrübelerin elde edildiği bir mekân kılmıştır.
Biri Hz. Peygamber’e “seni seviyorum” deyince, Hz. Peygamber “O halde tepeden selin akması gibi bela ve musibetlere de hazır ol,” buyurur.

Ahlâkta İtidal ve Aşırılık - Abdülcelil CANDAN

Haziran 26, 2011 yazan khd

İNCELEME
Ahlakta İtidal ve Aşırılık
Abdulcelil CANDAN

Ahlakın anlam ve önemi
Sözlük anlamıyla ahlak, halk veya hulkun çoğuludur. Halk ve hulk aynı manada kullanılır. Halk, gözle görülebilen siret, şekil ve durumlara, hulk da gönülle anlaşılabilen kuvvetlere ait olmuştur. Ahlakiyatçılar ufak nüanslarla ahlak kavramını tanımlamışlardır. Ahlak; insanın doğuştan beraberinde getirdiği veya sonradan kazandığı davranışlardır.

Her Çocuğun İslam Fıtratı Üzerine Doğması - Abdülcelil CANDAN

Nisan 28, 2011 yazan khd

DEĞERLENDİRME
HER ÇOCUĞUN İSLAM FITRATI ÜZERİNE DOĞMASI
Abdulcelil CANDAN

Fıtrat, saf, berrak, katıksız ve gerçek yaratılışın adıdır. İnsanoğlunda Rabbini aramaya yönelten saf bir arzu ve iştiyak meydana getirir. İnsan fıtratı, giyinme, yeme, evlenme ihtiyaçlarını hissettiği gibi, rabbini bulma ihtiyacını da hisseder. Nitekim Miraç’tan bahseden hadis-i şerifte Hz. Peygamber’e süt, bal ve şarap bulunan üç kadehin sunulduğu, Hz. Peygamber’in sütü tercih ettiği, bunun üzerine kendisine şöyle denildiği rivayet edilmiştir: “Fıtrata sevk olundun, fıtratı tercih ettin…” Hadiste fıtratın süt ile sembolize edildiği görülmüştür. Süt temiz ve saf yaratılışı sembolize eder. Kutsi bir hadiste de şöyle buyrulmuştur: “Muhakkak ki ben kullarımı hanifler olarak yarattım. Sonra şeytanlar onlara musallat oldu ve kendilerini (fıtrattan) çevirdi. Şeytanlar benim helal kıldığımı haram kıldılar.” Elmalılı Muhammed, Hamdi Yazır, dinin iki kaynağı vardır: Biri fıtrat biri de kesb demek suretiyle fıtratın önemine dikkat çekmiştir. Bu makalemizde fıtratın insan hayatındaki önemini irdelemeye çalışacağız.

Kur'an ve Sünnet Perspektifinden Bid'at Kavramının Analizi - A. Celil CANDAN

Şubat 21, 2011 yazan khd

KUR’AN VE SÜNNET PERSPEKTİFİNDEN BİD’AT KAVRAMININ ANALİZİ

Abdulcelil CANDAN
Yrd.Doç.Dr., Yüzüncü Yıl Üniversitesi İlahiyat Meslek Yüksek Okulu Öğretim Üyesi

Giriş
Bid’at, tüm din, ekol, mezhep ve cemaatlerin şiddetle karşı koydukları önemli bir kavramdır. Müslüman kamuoyu, “Şu hareket bid’attir, şu değildir; şu hurafedir, şu değildir; şu batıl inançtır, hayır değildir.” tartışmalarıyla çalkalanmaktadır. Biat adına helaller haram, haramlar helal kılınmakta, garip ve komik sahneler sergilenmektedir. Söz gelimi bid’atle mücadele namı altında masalarda yemek yemeyi, mikrofonlarda konuşmaya, teknolojiden yararlanmayı bid’at sayanlara rastlanmaktadır. Muhammed Osmanoğlu şunu der: “Günümüzde yemek için sandalyeler üzerinde oturularak masalarda yemek yemek; hem yaygı üzerine koyarak yemek sünnetini hem de ayrı ayrı tabaklarda yenilerek toplu hâlde bir kaptan yemek sünnetini kaldıran bir bid’attir.” Keza namazlardan sonra musafaha niyetiyle ellerini uzatanları -bid’at adına- bozarak,“Çek elini, bid’at işleyemem,” diyenlere rastlanmaktadır. Oysa;

Cahil Sustuğu Takdirde İhtilaf ve Sorunlar Çözülür - A. Celil CANDAN

Ocak 11, 2011 yazan khd

DEĞERLENDİRME

Cahil Sustuğu Takdirde İhtilaf ve Sorunlar Çözülür

Abdulcelil CANDAN
Yrd.Doç. Dr., Yüzüncü Yıl Üniversitesi İlahiyat Meslek Yüksek Okulu Öğretim Üyesi

Krizleri önleme ve sorunları yenmede cehaleti izâle etmek öncelikli bir tedbirdir. Abbasiler döneminde muhalifler Halife Me’mun’dan barış müzakerelerini talep edince, Me’mun, sözkonusu muhaliflerin beraberlerinde birer yük kitap getirmelerini şart koşar. Amerikalılar Ay’a çıkış serüveninde Rusların gerisinde kaldıklarını anlayınca, ilim ve teknolojide sıçrama yapmanın kaçınılmaz olduğunu keşfederler. Fransızlar, 2000’li yıllara doğru cehaletin yaygınlaştığını görünce halkı cehaletin girdabından korumak ve ilmi yaygınlaştırmak gayesiyle devlet ricalinin parkta, cadde ve sokaklarda kitap taşımalarını önerirler.
Cahilin konuşması, silahların konuşması, sorun ve çıkmazların yayılması anlamında olduğu gibi, sükût etmesi de sorunların susması anlamındadır. İnsanlık şu dört kesimden gördüğü zararı kimseden görmemiştir:

Peygamberlere İman Konusunda Görülen Bazı Batıl İnançlar - Abdülcelil CANDAN

Mayıs 7, 2010 yazan khd

Peygamberlere İman Konusunda Görülen Bazı Batıl İnançlar

Abdulcelil CANDAN
Yrd.Doç.Dr., Yüzüncü Yıl Üniversitesi İlahiyat Meslek Yüksek Okulu Öğretim Üyesi

Peygamberler, Allah tarafından seçilerek insanlara gönderilmiş şahsiyetlerdir. Allah’tan almış oldukları direktifleri olduğu gibi insanlara aktarırlar. Aldıkları emirleri yaşayarak gösterirler. Doğruluk, emniyet, iffet ve cesaretin zirvesindedirler. Asla kendilerinin ve yakınlarının çıkarları için çalışmazlar, onların menfaatlerini sağlamakla uğraşmazlar. İnsanları kendilerine tercih ederler. Peygamberler beşer olmaları hasebiyle insanların başına gelen musibet, acı ve bela onların da başına gelir. Peygamberler insanların arzularına muhalif bir şey söylediğinde, insanlar kendilerine eziyet etmeye başlar, zem ve hakaret ederler, sonunda öldürmeye kadar giderler. Kur’ân, kurtuluşun peygamberlere ittibada olduğuna dikkat çeker (bkz. En’am, 6/90).

Kurban: İsmailleri Ortaya Koyabilme Eğitimi - Abdulcelil CANDAN

Ocak 12, 2010 yazan admin

 

    Tarih boyunca hemen hemen bütün dinlerde kurban uygulamaları olmuştur. Ancak kurbanlıklar, kurban etme şekilleri ve amaçları farklı olmuştur. Bazı dinlerde bitkiler, kümes hayvanları hatta kuşlardan bile kurban verilirdi. Hıristiyanlar Hz. İsa’nın çarmıha gerilmesini bir Kurban olarak telakki ederler. Bununla da insanların günahlarına karşılık Allah’ın Hz. İsa’yı feda ettiğine inanırlar.

 

         Kurban, Allah yolunda fedakârlığın ona teslim olmanın ifadesidir. Mü’minler Kurban kesmekle, cedleri Hz. İbrahim ve Hz. İsmail’in şanlı hatıralarını anmakta, tazelemekte ve gerektiğinde kendilerinin de aynı teslimiyet ve fedakârlığa hazır olduklarını ifade etmektedirler. Kurban, fedakârlık, ihlâs ve cömertliğin sembolüdür. Kişilik kazanılmasında da etkisi büyüktür.

 

Vahiy: Âb-ı Hayat - Abdulcelil CANDAN

Ocak 12, 2010 yazan admin

İNCELEME

Allah Teâlâ, hayatın beka ve devamını bazı unsurların varlığına bağlamıştır. Hava, su, toprak, ateş maddi hayatın temel gereksinimleri iken bilgi ve vahiy de manevi hayatın ana kaynaklarıdır. Su ve vahiy de paralel duran birçok yönleriyle birbirine benzeyen en önemli dinamiklerdir. Malik b. Dinar şöyle der: “Yağmurun yeryüzüne hayat vermesi gibi, Kur’an da müminin kalbini canlı tutar.”  Ne var ki yağmur belli mevsim ve şartlarda hayat verir, vahiy ise devamlı hayat verir.  

         

Vahiy ile yağmur arasındaki benzerlik

ÂL-İ İBRAHİM: MODEL AİLE - Abdulcelil CANDAN

Ocak 11, 2010 yazan admin

Aile

Aile toplumun temelidir ve ilk mektebdir. Muallimleri de ailenin iki önemli unsuru olan ebeveyndir. Burada çocuğa verilen eğitim hayatına yön verecek maya hükmündedir. Bu açıdan bakıldığı takdirde İnsanın kişiliğinin ailede belirlendiği anlaşılır. Hz. Peygamber, ebeveynin çocuklar üzerindeki etkisini şöyle ifade eder: “Her çocuk İslam fıtratı üzerine doğar. Ancak onu Yahudi, Hıristiyan veya Mecusi yapan ebeveynlerdir.”

 Aile, her türlü tehlikeye karşı korunaklı bir kaledir. Bu kalenin muhkem ve dışarıdan gelecek her türlü tehlike ve akıma karşı dayanıklı kalabilmesi için bütün açık ve gediklerinin kapatılması gerekir. Baba, dışarıdan gelen her türlü tehlikeye karşı tedbir alırken, anne dâhilde yapılması gerekenleri yerine getirir. Bunun için de anne ve babanın uyumu ve ahengi önemlidir.

 

© 2010 Kuranihayat.com

İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Ancak kaynak gösterip link vererek kullanabilirsiniz.

 

Aktif Medya