Ana Bölüme Geç
Kurani Hayat Yeni Sayı Kurani Hayat telefon

Kullanıcı girişi

Bir Ayet

“Rasul,
‘Ya Rabbi!’ diyecek,
‘Gerçek şu ki,
benim kavmim
bu Kur’an’ı devri
geçmiş bir mesaj gibi
terk etti!’...”
Furkan, 30

 

Kimler çevrimiçi

Şu an 0 kullanıcı ve 4 ziyaretçi çevrimiçi.

Kuran surelerin kimliği

İçerik yayınlarıÖmer BAYAR

Gönül Testisi - Ömer BAYAR

Ocak 11, 2011 yazan khd

GENÇ KALEMLER

GÖNÜL TESTİSİ

Ömer BAYAR
omer_bayar@hotmail.com

Zaman olgusunun sınırsız kapsamı ve zamansız akışı içinde bir demdi! “Kelemhi’l-basar”!.. Rubûbiyet’in ateşîn cilvesi aşkın gözünde çakmış parlamıştı, bu sefer dersimiz sevgiydi!.. Bu dersin kahramanı; ilahi sevgiye müheyyâ ve müştâk olan; ezelde, ilahi sevgi pınarına testi olsun diye, ilahi iltifat’a mazhar olmuş gönül’dü ve bu gönül testisi herkese verilmişti. Bu öyle bir testi idi ki! İlahi sevgi pınarından, ilahi sevgi ve muhabbet’le doldukça genişliyor ve büyüyordu; öyle ki, yere göğe sığmayanı sığdıracak kadar! Onun için bu pınarın, ilahi mutluluk, güzellik ve yücelik iksirinden içenlerin nasipleri farklı farklıydı.

NAMAZDA MÂNA VE SÛRET - Ömer BAYAR

Mart 4, 2010 yazan admin

DENEME
Her şeyin bir içi ve bir dışı, cevheri ve arazı, mahiyeti ve kimliği olduğu gibi, ibadetlerin de bir zâhiri ve bâtını vardır. Bu fıkıh literatürümüzde, fıkh-ı zâhir ve fıkh-ı bâtın olarak da kavramlaştırılmıştır. Genelde, ibadetlerin fıkh-ı bâtın alanına giren boyutuyla tasavvuf erbabı ilgilenmiş, irfan bilgi disiplininin de oluşmasına kaynaklık etmiştir. Muhakkik ulema hakikatin bu birbirinden kopmaz ve ayrılmaz alanlarını, boyutlarını, bir âhenk içerisinde imtizaç edip bütünleştirmeyi çok önemsemiş ve kapsayıc

Ubudiyetimizin Kurumsal Yapılarımızla Münasebeti - Ömer BAYAR

Ocak 12, 2010 yazan admin

DENEME

Varoluşumuzun anlam ve amacı

Varoluşumuzun anlam ve amacını, efradını câmi ağyârını mâni bir kapsamlılık ve bütünlük içinde en üst perdeden temsil ve ifade eden kavram “ubudiyet” kavramıdır. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de Rabb’imiz, “Ben görünür görünmez, bilinir bilinmez tüm iradeli varlıkları sadece bana kulluk etsinler diye yarattım” (Zâriyât Sûresi 51/56)  buyuruyor, yine “(Müminlere) De ki: Eğer duanız olmasaydı Rabb’im size niçin değer verecekti ki?” (Furkan Sûresi 25/77) buyurarak dikkatimizi varlığımızın, dolayısıyla hayatımızın anlamına çekiyor. Bu öyle mutlak bir mana ve hakikat ki, şu çarpıcı misal bunu en etkin bir şekilde bize hissettirmekte ve fark ettirmektedir: ”Allah Rasûlü, kul-nebi veya sultan-nebi olmak arasında muhayyer bırakıldı. O (s), Cebrâil’in (a) işaretiyle tevazu gösterip “kul-nebi” olmayı seçti. Demek ki, “ubudiyet” kavramı, nübüvvet ve risalet mertebesini de içine alan en üst kavram ve makamdır. Şahadet getirirken de bunu somut olarak görebiliyoruz, “Eşhedu enne Muhammeden Abduhu ve Rasuluhu” yani kulluk unvanı öne alınmış. Hz. Ali efendimiz şu vecizesiyle bu manayı duygularımıza âdeta içirmektedir: “Ya Rabbi! Senin bana ‘Rabb’ olman benim için övünç kaynağı olarak yeter, benim de Sana kul olmam yine benim için izzet ve şeref olarak yeter. Sen Azimüşşân tam benim sevebileceğim gibi bir ilâhsın, Sen de beni tam sevdiğin gibi bir kul eyle.”

    Tüm ilâhî vahiyler, ubudiyetin hakikatini temsil eder ve bunun ilkelerini tâlim buyurur. Tüm nübüvvet müesseseleri de bunun pratik boyutunu temsil eder ve örneklik oluştururlar. Allah’a (c) kulluğu ete kemiğe bürüyerek hayata dönüştürürler. Bir tanımlama çerçevesinde ubudiyet, “Korku ve saygının kemaliyle en güzel bir edep ve terbiye dairesinde Allah’a boyun eğmek, itaat etmek ve teslim olmaktır” ve Kur’an-ı hakîm, tüm insanlığı muhatap alan şu hitabıyla, her insanı yaratılışının hikmetine, anlam ve amacına davet etmektedir: “Ey insanlar, sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabb’inize kulluk edin, umulur ki takvaya (sorumluluk bilincine) erersiniz” (Bakara Sûresi 2/21).

 

© 2010 Kuranihayat.com

İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Ancak kaynak gösterip link vererek kullanabilirsiniz.

 

Aktif Medya