ANALİZ

Muhammet Ali AYHAN

 

ÇARPIK KADIN ERKEK İLİŞKİSİ

 

Öncelikle konuya hayatımızın her evresinde rehber edinmemiz gereken Kur’an ayetleri ile bakarak başlamak istiyorum. Mübarek Kur’an’da Rabbimiz insanlara toplumda ahlaklı, düzenli, hak hukuk ilişkilerine titizlik gösteren bir şekilde yaşamamızın doğru ve insanlık için en yararlı olduğunu anlatır. Eğer Müslüman insanların yer aldığı topluluğu oluşturuyorsak rehberi Kur’an ayetlerinin olması gerektirdiği tartışılmaz bir gerçektir. Kur’an ayetlerinin işaret ettiği ilkeler imanı olmayan insanlar dahil olmak üzere tüm insanlık için vazgeçilmez yaşam kuralları anlamına gelir. Dolayısıyla Kur’an’i ilkeler toplumları oluşturan kadın-erkek, çocuk-yaşlı, güçlü-güçsüz, siyah-beyaz demeden; farklı etnik kökenden insanlara, farklı inançtan her türlü insana; adaleti, hakkaniyeti koruyacak biçimde huzur ve hoşgörü içerisinde yaşam vaadi sunmaktadır. Bu bağlamda her şeyi çifti ile yaratan alemlerin Rabbi insanı da (kadın-erkek) birbirlerine eş olarak yaratmıştır ve ilgili bazı ayetleri indirmiştir.

‘’O hâlde Allah’ın size bahşettiği sizi birbirinize üstün kılan farklı değerleri temenni etmeyin. Erkeklerin kendi kazançlarından bir payı vardır; kadınların da kendi kazançlarından bir pay vardır. İhsanından bahşetmesi için Allah’tan isteyin; kuşkusuz Allah her bir şeyi hakkıyla bilmektedir.’’ (Nisa 4:32/ Hayat Kitabı KUR’AN – Mustafa İslamoğlu)

İlgili ayet dönemin kadınlarına ilk kez mülkiyet ve miras hakkı tanımaktadır.

‘’Meryem oğlu Mesih, yalnızca bir elçidir; ondan önce de elçiler gelip geçmiştir. Onun annesi özü sözü doğru bir kişiydi; her ikisi de bildik yiyeceklerle beslenen (ölümlü insanlardı). Bak, Biz mesajları onlara nasıl açıklıyoruz; ve yine bak, onlar hakikati nasıl tersyüz ediyorlar!’’ (Maide 5:75/ Hayat Kitabı KUR’AN – Mustafa İslamoğlu)

Maide suresinde yer alan ayette de Hz. İsa ve annesi Hz. Meryem’in özü sözü doğru, seçilmiş örnek insanlardan olduğu söylenmekte olup ikisinin de yiyeceklerle beslendiği dile getirilmiştir. Bu bağlamda kadınlardan da örnek şahsiyetin (Hz. Meryem) sunulduğunu söyleyebilmekteyiz.

‘’Evet ben orada bir kadın buldum ki, o ora halkına yöneticilik yapıyor; (bir iktidara gerekli olan) her şeyden ona da verilmiş; üstelik onun pek muhteşem bir tahtı da var.’’ (Neml 27:23/ Hayat Kitabı KUR’AN – Mustafa İslamoğlu)

Neml suresinde konu edilen HüdHüd’ün Hz. Süleyman’a Sebe halkından bilgiler getirmek için gittiği yerde görmüş olduğu, Sebe yöneticiliği yapan bir kadın şahsiyet ile ilgili bilgiler aktarıyor. HüdHüd Hz. Süleyman’a  Sebe yöneticisinin geniş yetkilerinden bahsediyor ve devamında mevzu kadının yönetici olması üzerine değil istişareli yönetim uygulayan kadın yöneticinin Rabbi ile tanışması gerektiği konusuna dikkat çekiliyor.

‘’Rabbim! Beni, ana-babamı ve evime mü’min olarak giren herkesi, dahası tüm mü’min erkekleri ve mü’min kadınları bağışla! Zalimlerinse sadece tükenişini artır!” (Nuh 71:28/ Hayat Kitabı KUR’AN – Mustafa İslamoğlu)

Nuh suresindeki ilgili ayette Hz. Nuh’un duasını görmekteyiz ve aşağıdaki ayetlerde de zaten merhameti kendisine ilke edinen Rabbimiz tarafından Hz. Nuh’un duasının kabulünü görmekteyiz.

‘’Ama inanan erkekler ve inanan kadınlar (da) birbirlerinin dostu, koruyucusudurlar: İyi ve doğru olanı teklif eder, kötü ve yanlış olanı önlerler; ve namazı içtenlikle kılarlar, zekâtı da seve seve verirler; Allah’a ve O’nun Elçisi’ne uyarlar: işte onlardır Allah’ın rahmetini bahşedeceği kimseler; çünkü her işinde mükemmel olan, her hükmünde tam isabet kaydeden yalnızca Allah’tır.’’ (Tevbe 9:71/ Hayat Kitabı KUR’AN – Mustafa İslamoğlu)

‘’Allah, inanan erkeklere ve inanan kadınlara zemininden ırmaklar akan cennetler vaad etti; orada daimî kalıcıdırlar; dahası, o mutluluk diyarı olan cennetlerde göz kamaştırıcı konutlar vardır; hele bir de Allah’tan gelen tarifi imkânsız hoşnutluk, bu (mutlulukların) en büyüğü olacaktır; bu, işte budur muhteşem başarı.’’ (Tevbe 9:72/ Hayat Kitabı KUR’AN – Mustafa İslamoğlu)

‘’Ama erkek olsun kadın olsun, mü’min olduğu halde ıslah edici iyilikler işleyen herkes cennete girecek, zırnık kadar da haksızlığa uğratılmayacaktır.’’ (Nisa 4:124/ Hayat Kitabı KUR’AN – Mustafa İslamoğlu)

‘’Kim imanlı olarak bir iyilik ortaya koymuşsa; -erkek ya da kadın (fark etmez)- kesinlikle ona güzel bir hayat yaşatacağız; dahası elbet onları işlediklerinin en iyisiyle ödüllendireceğiz.’’ (Nahl 16:97/ Hayat Kitabı KUR’AN – Mustafa İslamoğlu)

‘’ŞÜPHESİZ Allah’a tam teslim olmuş bütün erkekler ve kadınlar, O’na güvenip inanmış bütün erkekler ve kadınlar, O’na adanmış bütün erkekler ve kadınlar, ahdine sadık bütün erkekler ve kadınlar, sıkıntılara karşı direnen bütün erkekler ve kadınlar, (Allah’a karşı) derin bir saygıyla titreyen bütün erkekler ve kadınlar, (Allah’a) sadâkatlerini servetlerini yoksullarla paylaşarak ispat eden bütün erkekler ve kadınlar, benliklerini denetim altına alıp oruç tutan bütün erkekler ve kadınlar, iffetlerini koruyan bütün erkekler ve kadınlar, Allah’ı sürekli hatırda tutan bütün erkekler ve kadınlar… (İşte) bunlara Allah sınırsız bir bağış ve muhteşem bir ödül hazırlamıştır.’’ (Ahzab 33:35/ Hayat Kitabı KUR’AN – Mustafa İslamoğlu)

‘’Bakın, mü’min erkekler ve mü’min kadınlara işkence yapıp da sonra pişman olmayanlar var ya: elbet onlar cehennem azabına müstahaklar ve onların hakkı harlı ateşin azabına mahkûm olmaktır.’’ (Buruc 85:10/ Hayat Kitabı KUR’AN – Mustafa İslamoğlu)

Yukarıda saydığım ayetler gibi Kur’an’da kadınlarla ilgili 120’ye yakın ayette toplumu oluşturan kadın-erkek adaletini, dengesini inşa etmeye çalışan bir hitapla karşılaşıyoruz. Hayatımızı şekillendirmesi gereken ayetler dururken yaşamı karşı cinse zehir etmeye çalışıp toplumda bozgunculuk çıkaran ve bu durumdan güç devşiren, güce tapan bazı zümreler Allah Rasulü’nün dilinden çıkmış gibi bazı uydurma sözler icat etmişlerdir. Bu uydurma sözler Kur’an’ın mantığına paralellik taşımadığı gibi aksine adaletsizliğe, haksızlığa, zulüme yol açmaktadır. Böylece bu zulümden şiddet, holiganlık, cinsel istismar gibi vahşice işlenmiş suçlar doğmakta ve giderek suç toplumları yaygınlaşmaktadır.

‘’Sahih hadisler’’ başlığı altında en çok bilinenleri hatırlamak gerekirse:

‘’Eğer bir kimseye secde edilmesini emredecek olsaydım, Allah, kadınlara karşı erkeğe bir hak verdiği için ona secde etmelerini emrederdim.’’ (Ebû Dâvûd, Nikah, 40; Şerhi Avnu’l-Ma’bûd 6:177; Tirmizî, Radâ’ 10)

‘’Kadının aklı ve dini eksiktir.’’ (Ebu Davud 4679; Müslim, İman 132 (79); Buhari, Hayız 6.)

‘’Namaz kılan bir adamın önünden eşek, (kara) köpek ve kadın geçerse namazı bozulur.’’ (Buhari 8:102; Hanbel 4:86)

‘’Kadınları göze çarpar mevkilere oturtmayın, yazıyı da öğretmeyin. Dikiş öğretin ve Sure-i Nur’u da iyi öğretin.’’ (Taberani, Mu’cemul Evsat, 3:46, h. no: 5713; Hakim, Müstedrek, 2:430, h. no: 3494; Beyhaki, Şuubul İman, 4:90 h. no: 2227 vd.)

Kur’an’ın yanında paralel hüküm verici, kural koyucu kişi icat eden ve ona Kur’an mantığı, ahlakı ile bağdaşmayan sözler söyleten zihniyet başta Allah Rasulüne iftira atmakta olup, hakka iftira ederek yarattığı suni güçle kendi zihniyetinde olan insanları ön plana çıkarmaya çalışmaktadır.

Tarihten günümüze neredeyse her toplumda erkekler kadınlarla dengeli bir yaşam sürmek yerine erkeğin fiziki gücü, egemenliği zulüme dönüştürmeye yetmiştir. Rabbimiz kadın ve erkeği birbirini tamamlayan farklı özelliklerde eşler olarak var etmiştir. Öyleyse saygı sevgi çerçevesinde farklı özeliklerimizle birbirimizi tamamlamaya gayret göstermeliyiz. İki cinsin de sorumluluklarının ve haklarının olduğunu hayatın her alanındaki uygulamalarımızla hatırlamalı ve örnek teşkil etmeliyiz.

Günümüzde yaşanan kadın şiddetleri, istismarlarının önüne geçebilmek için caydırıcı makul içerikteki kanunlarla birlikte önemli olanın ilgili kanunun her durumda uygulanabilme kararlılığıdır. Geleceğin kadını olacak kızlarımızla aileleri arasındaki yakın, duyarlı, samimiyete dayalı ilişkiler yanlış arkadaşlıkların ve evliliklerin önüne geçebilecek olmazsa olmaz bir davranış şeklidir. Bu bağlamda anne ve babalar sürekli kendilerini geliştirici bir tutumda olmalı ve kız-erkek çocukları ile ilgisini optimum düzeyde tutmayı hedeflemelidir.

Diğer taraftan kötü niyetli insanların da işledikleri suçların cezası yanına kalmamalı ve kolayca affa uğratılmamalıdır. Unutmayalım ki Kur’an’da yer alan ‘’Kısasta hayat vardır.’’ (Bakara 2:179) ayeti aslında kötü niyetli insanlara caydırıcılık sağlamak ve böylece kötü eylemleri en aza indirmek için yapılmış bir uyarı-ceza yöntemidir.

Bu konuda toplumu oluşturan duyarlı bireyler olarak yakın-uzak şiddete, istismara maruz kalmış, mağduriyet yaşayan insanların yanında olmalı, zulüme meyleden kişilere en azından sözümüzün gücüyle karşı durarak bu mağduriyetin en aza inmesi için çabalamalıyız.