İLİM DİNDİR, DİN İLİMDİR
Mustafa İSLÂMOĞLU
İlim nedir?
Bir önceki konu olan takva, bir “bilinçlilik” hali idi. Ama o bilince ulaşmak için ‘ser-maye/ana-maya’, yani ‘yakıt’ gerektir. İşte ilim insanı o bilince ulaştıran ‘ser-maye’, yani yakıttır. Bu yüzden bilgi olmadan bilince ulaşılmaz.
Bir medeniyeti, o medeniyetin kurucu aklı üretir. Medeniyetleri birbirinden ayıran şey, kurucu aklın bilgiyi nasıl tanımladığıdır. Peki, İslam medeniyeti bilgiyi nasıl tanımlamaktadır?
المقال الرئيس
مصطفى إسلام أوغلو
المترجم: ياوز آجار
"العلم هو الدين، والدين هو العلم"
ما العلم؟
إن التقوى، التي تناولناها بالبحث والتدقيق في العدد السابق، كانت عبارة عن حالة "الوعي" للإنسان المؤمن. وللوصول إلى حالة الوعي المذكورة، لا بد من وجود "زاد الطريق" أي الوقود. وإن العلم هو زاد الطريق، أي الوقود الذي يؤدي بالإنسان إلى ذلك الوعي. وعليه فإنه من غير الممكن بلوغ الوعي بمعزل عن العلم.
إن الذي ينتج الحضارات هو العقل أو الفكر المؤسس لها، والشيء الذي يميز بين حضارة وأخرى يتمثل في كيفية تعريف ذلك العقل للعلم، وبعبارة أخرى نظرته للعلم وفلسفة المعرفة لديه. إذن كيف تعرّف الحضارة الإسلامية العلم؟
KUR’AN’DA İLİM KAVRAMI VE İSLAM’IN İLME VERDİĞİ DEĞER
Mehmet DERİ mehmet.deri@gmail.com
Kur’an’ın üzerinde önemle durduğu kavramların başında gelen ilim kavramı sözlükte; bilgi, bilmek, herhangi bir konu, olay ve hususta bilinen şey, malûmat, aklın ve duyuların mevzuuna giren her şeyin tanınmasını sağlayan vasıf; sağlam ve kesin bir biçimde bir şeyin gerçeğini bilmek gibi anlamlara gelir.
DİN – BİLİM TARTIŞMALARINA KUR’ANÎ BİR KATKI
Murat SÜLÜN
İmanın tereddüt ifade eden şek, şüphe, rayb, mirye; kanaat ve inanç ifade eden zann, tasdik, yakīn, itmi’nân kökleriyle ilişkisi, iman kavramının doğru anlaşılması açısından son derece önemli olmakla birlikte, bu yazıda, yakīn, itmi’nân ve iman köklerinin, biliş ifade eden ‘ilm ve ma‘rifet masdarlarıyla ilişkisini açıklığa kavuşturacağız. Din ve Bilimin birbirine bîgâne kalamayacağını, yekdiğerine karşı müstağnî davranamayacağını “Allah kelâmı” realitesiyle temellendirmeye çalışacağız. Böylece, tarih boyunca eksik olmayan din – bilim ilişkilerine belki küçük bir katkı sağlamış oluruz.
BİLGİNİN SINIRLARI
Mehmet BİRSİN
Yrd.Doç.Dr., Muş Alparslan Üniversitesi Eğitim Fakültesi
İlköğretim Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmenliği Öğretim Üyesi
mehmetbirsin@gmail.com
Başlangıçta bulunduğum odadan ibaret sanmıştım konağı. Bütün güzellikler, umutlar, sevgiler ya da ne bileyim çirkinlikler, bedbinlikler ve nefretler de odamın duvarlarından öteye geçmiyordu. Bütün bilgim, dahası bütün hakikat beni çevreleyen odanın duvarlarına takılıp kalmıştı. Doğrusu, kişinin ufkunun genişliği, ancak tanık olduğu dünya kadardır önermesinin tipik bir örneğinden başka bir şey değildi, yaşadıklarım. Algının mutlaklaştırılması dedikleri şey bu olsa gerektir.
İSLÂM DÜŞÜNCESİNDE BİLGİ VE BİLGİNİN KAYNAKLARI
(ESBÂBÜ’L-İLİM)
Mahmut ÇINAR
Kelam Doktoru, cinarmahmut02@gmail.com
“İlim” “vakaya mutabık olan yargı” olarak tarif edilmektedir. Başka bir deyimle “bir şeyin olduğu gibi idrak edilmesidir”. Filozoflar onu “bir şeyin akılda hâsıl olması” olarak tarif etmişlerdir. Yapılan bu tariflerde insan-ilim ilişkisine gönderme yapılmakla beraber insanın insan olması açısından ilmin değeri konusuna herhangi bir işaret bulunmamaktadır.
İLİM KAVRAMI ve KUR’AN’IN ANLAŞILMASI İLE İLGİSİ
Hüseyin K. ECE
- Kur’an anlaşılması gereken bir kitaptır;
Allah (c) mesajlarını ve haberlerini insanlar düşünsünler, akletsinler, ibret alsınlar ve gereğini yapsınlar diye açıklamaktadır (Bakara, 2/219, 221, 230; Maide, 5/89; Nahl, 16/39 gibi).
Hatta bu bağlamda her peygamber kendi kavminin lisanı ile gönderildi ki insanlar Rablerinin onlara ne indirdiğini anlasınlar (İbrahim, 14/4).
“… İşte sana da bu uyarıcı vahyi indirdik ki, kendilerine indirileni insanlara açıklayasın ve belki onlar da bu sayede düşünürler.” (Nahl, 16/44).
Bu âyet daha açık ve net:
“Biz sana ilâhi mesajı, sadece üzerinde anlaşmazlığa düştükleri (inançla ilgili) meselelerin çözümlerini kendilerine sunasın, inanıp güvenecek bir topluluk için de bir yol haritası ve bir rahmet olsun diye indirdik.” (Nahl, 16/64).
Mustafa İslâmoğlu ile Hayat Kitabı, Sûrelerin Kimliği ve Somali imtihanımız üzerine...
Mehmet OKUYAN
Bu sohbet, Hilal Televizyonu’nda, 12 Ramazan 1432/ 12 Ağustos 2011 tarihinde “İftar Saati” programında naklen yayınlanmıştır.
Mehmet Okuyan: Sevgili kardeşlerim, biz hayatı Kur’an’la tanımaya, hayatı Kur’an’laştırmaya gayret eden insanlarız. Bunun için Kur’an’ı konuşmaya, Kur’an’la konuşmaya, Kur’an’ı konuşturmaya çalışıyoruz.
BİLGİ - AHLÂK İLİŞKİSİ
Zeki TAN
Yrd.Doç.Dr., Iğdır Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi
zekitan64@windowslive.com
Tarım toplumunda servetin ve gücün kaynağı kas gücü idi. Kas gücüne yani daha çok erkek evlada sahip olanlar daha çok kazanıyordu. Erkek evlada sahip olmak da toplumda bir üstünlük anlamına geliyordu. Hatta daha çok erkek evlada sahip olmak için yarışılırdı. Yatırım “beyne” değil “bedene” yapılırdı. Bir müddet sonra yüzlerce insanın üreteceği işi tek başına makineler yaparak sahneyi almaya başladı. Bu dönemde de yatırım insana değil makineye yapıldı. Bütün bunlardan sonra günümüzde makineler yerini bilgiye bıraktı. Bundan sonraki süreçte farklı sürprizlerin olacağı görülmektedir. Bugün dünyanın en çok kazananlar listesine bakıldığında servetlerinin tamamını bilgiden kazananlar olduğu görülmektedir.